KÜLTEPE MİMARİSİ

KÜLTEPE MİMARİSİ
Asur ticaret kolonileri döneminde, Orta Anadolu’daki bağımsız kent devletlerinden biri olan Kaniş, Yukarı Mezopotamya’da, Dicle kıyısındaki Assur kentini Anadolu’ya bağlayan iki anayolun birleştiği noktada kurulmuştur.
Kültepe’deki kazılar sonucunda tepenin eteğindeki düzlüğün “Karum” denilen, Assurlu tüccarlara ait mahalle, tepenin de, o zamanki Kaniş kenti olduğu anlaşılmıştır. Bugün Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de yeralan Kaniş aynı zamanda güçlü bir hatti beyliğinin de merkeziydi. Karum’ların Anadolu’daki merkezi Kültepe idi, hepsi Kaniş Karum’una oda doğrudan Asur’a bağlı idi.
Sokakların oldukça düzenli bir şekilde geçirilmiş olduğu dikkati çekmektedir. Genişlikleriyse, yüklü hayvan ve araba trafiğine uygundur, yüzey toprak veya taş döşelidir. Yayalar tarafından kullanılan yan sokaklar ise, oldukça dardır. Sokakların tabaka II’de ve onun üzerindeki tabaka I’de, nitelikleri birbirine benzemektedir. Çanak parçaları, hayvan kemikleri, çöpler evlerden dışarı atıldıklarından, sokak seviyeleri sürekli yükselmiş ve konutların tabanları alçakta kalmıştır. Konutlar sokaklara göre yönlendirilmiş, her konun girişi doğrudan sokağa, bazen de sokağın genişlemesiyle oluşan meydana açılmıştır. Sokakların konutların dış duvarlarına birleşen kısmı tek sıra taşlarla döşenmiş ve böylece bir çeşit dar yaya kaldırımı oluşturulmuştur. Sokaklarda, tık suyu veya yağmur suyunu akıtmak için kanallar açılmış ve bu kanalların üstü, her zaman, yassı ve muntazam taşlarla örülmüştür. Sokaklar ile tamamlanan yapı adalarında sık bir konut dokusu göze çarpmaktadır. (Lev.I res1,2) Karumlarda yerli ustaların eseri idi.
Kaniş Karum’da en çok kullanılan plan tipi, bir büyük iki küçük odadan oluşmaktadır. Büyük odada genellikle fırın ve ocak bulunmakta, adanın tabanı yassı taşlarla döşenmekteydi.
Yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen, bir başka bulgu da, bazı mahallelerde tümüyle Asurluların oturduğu, aralarında yerlilerin bulunmadığıdır. Bu bulgular bizi etnik gruplar arasındaki farklılaşmaya koşut olarak, mekansal yapıda, farklı sosyal kesimlerin ayrı mahallelerde odaklaştıkları daha karmaşık bir yapıya götürecektir.
Buna karşın konut ile işyeri birbirinden kopmamıştır. Çoğunluğu oluşturan Asurlu tüccarlar, bitişik konutlarda ve birbirine komşu mahallelerde, azınlığı oluşturan yerli tüccarlarda aynı mahallelerde ve yine birbirine bitişik konutlarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir.
Kentin ekonomisinde önemli yeri olan atölyeler, mahalle içlerine dağılmış, ayrı bir bölgede bir araya toplanmamıştır.
Kanişte bulunan tek bir yapı, Troia IIg’deki megaron tipi konutlara oldukça benzemektedir. Tek farkı; Troia’daki hiçbir yapıda, ana oda içinde dört ayağa rastlanmamıştır. Ana odanın kült gelenekleri için kullanıldığı görüşü vardır.

Yorum yazın