Kambriyen Dönemi

Kambriyen Dönemi Nedir

Bilim adamları, 550-570 milyon yıl kadar süren ve nispeten yeni sayılabilecek Birinci zamandan başlayarak, yeryüzünün tarihiyle ilgili birçok gerçeği açıklayabilmektedirler: Yeryüzü şekillerinin görünümü; kıta sınırları; bitki ve hayvan toplulukları; sıradağların, geniş ovaların, çöl ve buzulların oluşumu. Bir anlamda, yeryüzünün yazılı tarihi Birinci zamanla başlar. Kayalarda yazılı olan bu tarih paleontoloji, jeoloji ve tabakabilim (stratigrafi) bilimlerinin yardımıyla yorumlanabilir.
Birinci zaman, sayısız canlı yaratıkların denizleri doldurmaya başladığı Kambriyen devriyle başlar. Bu devire özgü bitkileri ve hayvanları kapsayan binden çok organizma biçimi tanımlanmıştır; bu, sözkonusu devirde canlıların çokluğunu ve türler arasındaki farklılaşmanın başlamış olduğunu gösterir. Prekambriyen’in sonlarında çok sayıda canlı türünün ortaya çıktığı sanılır; ama bunların kalıntılarından çok azı korunabilmiştir. Üstelik, fosillerde bile, belirleyici özellikler çok yavaş evrim geçirmiştir. Bu yüzden, Prekambriyen zamanının tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Kambriyen devriyle başlayarak, canlı türlerin evrim geçirme hızı arttı. Organizmalar tekhücreli yada yalın çokhücreli yapılar taşıdıkları sürece, çok zor koşullarda bile, ilkel beslenme, hareket etme ve
çevre koşullarına uyarlanma işlevlerini gerçekleştirebiliyorlardı. Böyle bir durumda, bir organizmanın özelliklerinin değşinime uğraması, öteki organizmalara üstün olma açısından pek önem taşımıyordu. Ancak, organizma mekanik ve kimya
sal sistemlerle soluk alan, hareket eden ve besin elde eden karmaşık bir makine biçimini aldığı zaman, bu sistemlerdeki her türlü değişim, uyarlanma koşullarında ve öteki türlere üstünlük sağlama, yaşamı sürdürme konularında önemli farklılıklar yaratmaya başladı. Canlı organizmaların —özellikle de hayvanların— yapılarındaki bu farklılaşma, gerçeğe uygun jeolojik olayları çözmeyi kolaylaştırmıştır.
Yeryüzünde kısa bir süre yaşayan canlı türler, ince bir kaya tabakasında sözkonusu türlerin varolma dönemi içinde oluşmuş izler bıraktılar. Bu fosillerin varlığı, nispi bir yaş göstergesidir. Böyle bir yaş saptamayı olanaklı kılan fosillere yol gösterici fosiller yada işaret fosilleri denir. Kambriyen devrinden sonraki hemen her dönem, yol gösterici fosiller yerine geçebilecek organik kalıntılar bırakmıştır. Kambriyen devrinde üçbölmeli deniz böcekleri (trilobit) ortaya çıkarak hızla evrimleştiler; bunların hangi çeşitlerinin egemen olduğuna bakılarak, sözkonusu devir Alt, Orta ve Üst Kambriyen diye üçe ayrılabilir. Fosillerin bolluğu, nispi tarih saptamalarım ve sözkonusu devirdeki olayları zaman açısından altbölümlere ayırmayı sağlamaktadır. Bu yüzden, bu devirden başlanarak, kıtalarla denizler arasındaki sınırlar çizilebilir.
Bir önceki zaman boyunca denizlerin birçok kez karaları kaplayıp geri çekildikleri sanılabilir; ama fosil bulunmamasından ötürü, bu olayların ne zaman ve nasıl olduğunu anlamak çok güçtür. Bununla birlikte önemli bir gerçeğin gözönüne alınması gerekir: Jeolojik tarih boyunca, büyük kıta kütleleri aynı kalmıştır. Bunlar bazen yüze çıkmış, bazen de büyük sıradağlar oluşturacak biçimde kıvrıl- mışlardır; ama hiç bir zaman —kısa bir süre için de olsa— Büyük Okyanus’un ortasında yeni bir kıta yükselmemiştir.
Kıtaları kaplayan yada geri çekilen denizler fiziksel bakımdan ikiye ayrılabilir: Kıta kütlelerindeki yüzey farklılaşmalarından oluşanlar (jeosenklinal denizler); denizlerin kendi içindeki yüzey farklılaşmalarından doğanlar (epikontinental denizler).
Jeosenklinal denizler, kıta kütlesinin aşağıya doğru eğim kazanma sı yada bükülmesiyle, daha sonra suyla dolan bir boşluğun oluşması sonucunda ortaya çıkar. Günümüzde ortadan kalkmış olan bu deniz alanlarına, çökmüş havza adı d? verilir. Zamanla, jeosenklinal denizlerin çoğu binlerce metre yük seklikte tortullarla dolmuş, bunlar pekişme sonucu yükselip kıvrılarak, sıradağlar oluşturmuşlardır.

Yorum yazın