İkinci Zaman Nedir

İkinci Zaman Nedir

Yer kabuğunun evriminin tarihi, ikinci zamanda önemli bir dönüm noktasına ulaştı. İkinci zamana, ara zaman anlamına gelen Mezozoik de denir; çünkü bu zamanda yaşayan organizmalar, daha önceki zamanların ilkelliği ile daha sonraki zamanın daha yüksek örgütlenmesi arasında yer alan nitelikleri taşırlar. Yalnızca 135 milyon yıl kadar süren İkinci zaman, günümüzden 205 milyon yıl önceki Permiyen devrinin sonuyla, günümüzden 70 milyon yıl önceki Üçüncü zamanın başlarını da kapsar.
Biyolojik ve jeolojik olgular ne kadar yeniyse, olgular konusunda insan bilgisi o kadar ayrıntılı, jeolojik devirleri bölmek ve altbölümlere ayırmak da o kadar kolaydır. Hemen her jeoloji kitabı, değişik zamanlarda deniz dibinde biriken tortulların çeşitli kalınlıkları arasındaki bağa geniş yer ayırmıştır. Belli bir zamanda ne kadar tortul biriktiğini kesinlikle saptamak güçtür; bu tortulun yer kabuğunun yüzde kaçını temsil ettiğini bilmekse, hemen hemen olanaksızdır. Bu yüzden, konumuzu tortulların mutlak kalınlığını gözönüne almakla sınırlayıp, çeşitli zaman, devir ve dönemlerin uzunluklarının orantılı karşılaştırılmasından kaçınacağız.
İnsanın günümüzdeki bilgisiyle, İkinci zamanın 155 milyon yılını altbölümlere ayırma işi nispeten kolay olmuş, ama zaman zaman bu iş, içinden çıkılamayacak ayrıntılarla sonuçlanmıştır. İkinci zaman başlıca üç önemli devre ayrılır: Triyas, Jüra, Tebeşir. Karasal her bölgenin yada büyük kıtanın yerel yada bölgesel özelliklerinden çıkarılmış kendi terminolojisi olduğundan, bu devirleri daha da altbölümlere ayırmak son derece güçtür.
Triyas devri yaklaşık 45 milyon yıl, onu izleyen Jüra devri yaklaşık 45 milyon yıl, Tebeşir devri ise 65 milyon yıl sürmüşlerdi.
Birinci zamanın devirleri, fosil kanıtlarına ve jeolojik bilgiye dayanılarak birbirinden açıkça ayırdedilebilir; bununla birlikte, Permiyen ve Triyas devirleri arasında ince bir değişiklikler zinciri, sürekli biyolojik ve jeolojik dönüşmelere yolaçmıştır.
Permiyen ve Triyas devirleri arasında çok farklı jeolojik ve biyolojik olgular ortaya çıktığı halde, bitki ve hayvan topluluklarının değişmesi derece derece oldu. Zaten hiç bir jeolojik devirde apansız değişiklikler olmamıştır. Tek önemli fark, İkinci zamanın başlarında, jeolojik değişikliklerin hızında görülen düşmeydi. Permiyen devri püskürmelerinin yerini, yanardağlar yavaş yavaş söndükçe, nispeten sakin bir dönem aldı; bununla birlikte, zamanın sonlarında yanardağ etkinliği yeniden başladı. Daha sonra, Amerikan cordillera’sının yükselmesine yolaçan büyük dağoluş hareketine, yer kabuğunda bir kırılma eşlik etti; bu kırılma da püskürmelere yada magmanın yükselmesine yolaçtı. Bazı yerlerde magma yer yüzeyini kırarak geniş alanlara yayıldı. Başka yerlerde ise, çıkışı olmayan yeraltı gölleri oluşturdu; zamanla, bu çok büyük yeraltı yanardağları katılaştı.

KITALAR, DENİZLER VE TORTULLAŞMA
Permiyen devrinde geri çekilmiş olan denizler, İkinci zaman boyunca daha geniş alanlara yayılmaya başladılar. Buzulların erimesi gerek kıtalara, gerekse denizlere bol su taşıdı; üstelik, önceleri deniz düzeyinden yüksekte olan çok sayıda alan battı ve bu yeni denizler oluştu.
İkinci zamanda en sık oluşmuş kayalar, kalkerli ve dolomili kayalardır. Bu tür kayalar, öteki kayalara oranla çok daha kolayca büyük değişikliklere uğrarlar — özellikle yeraltının derinliklerinde yada uzun süre su altında kalırlarsa. Yeniden billurlaşma süreçleri, basınç ve ısı, bu kayaların yapılarını eskisinden daha türdeş (homojen) bir yapıya dönüştürebilir ve böylece, fosillerin büyük bölümünü yok eder.

YAŞAMIN SÜREN EVRİMİ
İkinci zaman çoğunlukla «sürüngenler çağı» yada «Dinozorlar çağı» diye adlandırılmıştır; çünkü bu zaman boyunca sürüngenler yeryüzünün egemen omurgalıları olmuşlardır. Sürüngenler, sayı, büyüklük, yapı ve yaşadıkları yer bakımından büyük farklılaşmalar göstererek, su organizmalarından ve ikiyaşayışlı organizmalardan evrilmişlerdir.
Bazı İkinci zaman sürüngenleri yiyecek bakımından açıkça su yaşamına bağlanarak, suda yaşamalarını olanaklı kılan, ama karada yaşamalarına elvermeyen, balığa benzer biçimlere evrildiler, ötekiler —yeryüzünde yaşamış kara hayvanlarının en büyükleri dahil— yaşamlarının büyük bir bölümünü sığ deniz kütlelerinde yürüyerek, su bitkilerini yiyerek geçirdiler. Varsayımsal olarak, suyun kaldırma gücü, çok ağır brachiosaur’lar gibi hayvanlar sözkonusu olduğunda, belki de 50 tona varan büyük ağırlıklarını desteklemeye yardım etti. Başka sürüngenler ise, havada kalmalarını, hattâ uçmalarını olanaklı kılan yapılara evrildiler. Bazı dinozor çeşitleri, arka ayakları üstünde yürümeye başladılar ve gövdelerini az yada çok dik olarak taşıdılar; bu gibi türlerde ön ayaklar genellikle küçüktü. Sürüngenlerin gösterdiği uyarlanmalar son derece çeşitliydi.
İkinci zamanın egemen omurgalılarının sürüngenler olmasına karşılık, ammonit’ler de egemen omurgasızlardı. Dinozorlar gibi, bu dış kabuklu kafadanbacaklılar da çok hızlı bir değişim ve çeşitlenmeye uğradılar; sayılarının ilgi çekici biçimde artmasıyla tüm İkinci zaman denizlerine yayıldılar ve bu zamanın sonunda yokoldular.
Sürüngenlerin ve ammonit’lerin oynadığı egemen role karşılık, İkinci zaman başka birçok evrimsel değişiklikle de belirlenmiştir. Sözgelimi, böcekler akla gelebilecek her çevreye yayıldılar ve pek çok sayıda türe ayrıldılar; ama korunma olasılıkları az olduğundan ve kalıntılarının çoğu yitip gittiği için, evrimlerini izlemek olanaksızdır. Bununla birlikte, bazı Jüra devri kayaları karınca, arı, kelebek, hamamböceği, yusufçuk, sinek, yabanarısı vb. birçok temsilciyi kapsar.
Başka bazı uçan hayvanlar da —kuşlar— İkinci zamandan kalmışlardır. Bu eski kuşların, hemen hemen işlevsiz tüyleri ve çoğunlukla son derece uzun gagaları kapsayan ilkel organları vardı — bazılarının gagalarında, sürüngen akrabalarınkine benzeyen sivri diş sıraları bulunuyordu.
Memeliler, sürekli olarak onları sonunda karalara egemen olmalarına yolaçacak daha yetkin biçimlere evrilerek, Birinci zamanın sonuna doğru kazandıkları konumu pekiştirdiler. ilk keseliler İkinci zamanda ortaya çıktı ve etenli memeliler gelişmeye başladı. Bununla birlikte, İkinci zamanın memelilerinin çoğu oldukça küçük ve farklılaşmamış kaldılar.
Cycad’lar İkinci zamanın egemen bitkileriydi. Bununla birlikte,, bitki dünyasındaki en önemli değişiklik, çiçek açan bitkilerde kapalıtohumluların ortaya çıkması oldu.

Yorum yazın