Arkeozoik Dönem – Arkeozoik Devir

Arkeozoik Dönem – Arkeozoik Devir

Yeryüzünün tarihinin çok ayrıntılı bir kaydı ancak 600 milyon yıl önce, Kambriyen devrinde başlar. Prekambriyen, iki döneme bölünmüştür: Arkeozoik ve Proterozoik dönemler.
Arkeozoik (yada Alt Prekambriyen) dönem, en azından 3 milyar yıl önce başlamış ve yaklaşık olarak 1,5 milyar yıl, yani dünya tarihinin tüm geri kalan bölümü kadar sürmüştür. Bu dönemden günümüze kalan bazı fosiller, yalnızca yalın organizmaları temsil etmektedir. Yüzeye çıkmış yada yalnızca sığ birikintilerle kaplanmış Prekambriyen kayaları arasında en iyi bilinen ve en geniş alan kaplayanları, doğu Kanada’yı ve Orönland’ın büyük kısmını içine alan Kanada kalkanıdır. Her kıtanın kendi kalkanı, yani çoğunlukla Prekambriyen kayalarından oluşmuş sağlam bir oluşumu vardır. Kanada’nın bu geniş alanındaki Arkeozoik kayalar, daha çok volkanik bir kaya olan granit ile, başkalaşmış (metamorfik) bir kaya olan gnaystır. Ayrıca, kalkanda kuvarsite ve başka billurlu kayalara raslanır. Bu kayalarda altın, gümüş, platin, bakır, nikel, kobalt, demir, kurşun ve çinkonun çıkarıldığı değerli maden filizleri vardır.
Kanada kalkanı, kuzeydoğu Kanada’nın ve Grönland’ın büyük bölümünü içine alır. Superior gölünün batı ve güneyinden A.B.D.’ne ve New York eyaletinin kuzeyine uzanır.
Kaya yapıları, kalkanda bir zamanlar büyük sıradağlar bulunduğunu göstermektedir. Ne var ki, Prekambriyen devrinin sonunda, bu dağlar aşınarak, daha sonra deniz altında kalan oldukça alçak bir düzeye inmişlerdir.


ARKEOZOİK SİSTEM

Belli bir devirde oluşan kayalar, adı o devrin adına uyan bir sistem meydana getirirler. Yani Arkeozoik dönemde oluşan kayalara Arkeozoik (yada Alt Prekambriyen) sistem denir. Yeryüzü kabuğundaki kayaların çoğu bu sisteme bağlıdır. Ama içlerinde fosil bulunmaması, çok derinlerde olmaları ve oluşum zamanlarının saptanmasının çok güç olması yüzünden, bu kayalar konusunda fazla bir şey bilinmemektedir.
Haritada, Arkeozoik sistemin az çok ayrıntılı olarak incelenmiş alanları görülmektedir (kahverengi yerler). Bu alanlar, Kanada kalkanını, Güney Grönland’ı, İskandinav kalkanını, Iskoçya kalkanını, Afrika kalkanını ve Sibirya’nın bir bölümünü kapsar.

TANINABİLİR JEOLOJİK OLAY
Bu çizim dizisi, Arkeozoik döneme özgü ve yer ile zaman yönünden en yaygın jeolojik olayları göstermektedir. Resim 2 a’da dağoluş olayları verilmiştir. Arkeozoik dönemde birkaç önemli sıradağ ortaya çıkmış, ama aşınma, bunlardan günümüzde ancak, hafif izler kalmasına yol açmıştır. Bir sonraki çizimde, ise (resim
2 b) kıvrılma olayı görülmektedir. Birçok tabaka, şiddetli güçlerin itişi ile kıvrılmalardır. Bu itmeler genellikle dizi halinde görülür. Tümü aynı anda oluşmaz v# olayların doğru sıralanmasını yeniden kurmak olanağı her zaman yoktur. Resim 2 c’de yeryüzünün kabuğundan —yada daha derindeki bölgelerden— gelen magmanın, yani sıcak, erimiş kayanın işe karışması görülmekte. Siyah noktalarla gösterilen magma, aşağıdan itilerek yüzeye yakın kayaların arasına zorla girer ve katılaşır.
‘ Resim 2d’de görülen başkalaşma, kayaları etkileyen fiziksel güçlerin ve kayaların içinde oluşan kimyasal değişikliklerin sonucudur. Bu fiziksel ve kimyasal etkenlerin etkisinde kalan kaya kütlelerinin başkalaşıma uğradığı söylenir. Makroskopik görünüşleri değişir ve aynı zamanda mikroskobik değişiklikler de olur. En büyük değişikliklere, billurların biçiminde raslanır: Yuvarlak biçimler, haddeden geçmiş gibi uzarlar. Çizim, billurları, başkalaşıma uğramadan önce ve sonra göstermektedir.
Resim 2 e tortullaşmanın şemalaştırılmış bir örneğidir. Arkeozoik sistemin büyük bölümü, torlul maddeden oluşmuştur. Daha sonraki dönemlerde, tortullaşma, en çok denizin etkimesiyle ortaya çıkmıştır . Oysa Arkeozoik dönemin tortullaşması, çoğunlukla iç göllerin yada buzulların etkisiyle oluşmuştur.
Buzultaş denen çok geniş buzlu birikintiler de Arkeozoik sisteme girer. Kanada kalkanında, bir kıta buzuluyla kaplanmış olmanın izleri görülmektedir. Buzul aşındırmasının bir ürünü ti11it yada buzul artığıdır. Buzul ilerledikçe tillit ileri doğru itilir ve buzulun erimesinden sonra buzultaş olarak birikir (resim 2 f).

ÇOK KARMAŞIK BİR TARİH
Kanada kalkanının güney bölümünün bir bölümü, Arkeozoik sisteme bağlıdır. Ayrıntılı jeolojik incelemeler, kalkanın tarihini açığa çıkarmış, bu tarih, yanda gösterilen bir dizi çizimle yeniden kurulmuştur, ilk zamanlarda, yanardağ patlamalarından doğan tüf ve lavların yatay tabakaları oluştu (resim 3 a). Bu kayaların tabakalarını, biriken aşındırma kalıntılarının oluşturduğu tortulların tabakaları izledi. Bu tabakaların bazılarının demir kapsamı yüzdesi öylesine yüksektir ki, ekonomik biçimde demir çıkarılabilir. Gerçekten, dünyanın en zengin demir birikintileri bu bölgededir.
Yatay tabakalardan, magmanın zorla girmesine (daha koyu renklerle gösterilmiştir; resim 3 b) olanak sağlayan kıvrımlar oluştu. Bu kıvrımların tepeleri aşındı ve düz bir üst yüzey kaldı. Kıvrılmış tabakaların üstünde yeni tortullar birikti (resim 3 c). Irmak ve buzulların aşındırmasının sonucu olan bu tortullar, ilkel organizmaların organik kalıntılarını kapsar.
Resim 3 d’de, jeolojik güçlerin kıvırdığı üst tabakalar görülmektedir. Daha sonra, aşınma, yüzeyi yeniden düzleştirdi (resim 3 e). Sonunda (resim 3 f), Proterozoik (ya da Üst Prekambriyen) dönemde, eski tabakaların üstünde yeni tortullar birikti. O tarihten sonra Kanada kalkanında önemli kıvrılmalar olmadı. Dola- yısıyle de, yeryüzünün bu bölgesi bir milyar yıl kadar sakin kaldı. Bu, birçok kalkanın (İskandinavya ve Sibirya dahil) tipik özelliğidir

Yorum yazın