Yunan Mitolojisinde Adonis Hikayesi

Yunan Mitolojisinde Adonis Hikayesi – BİR AŞK ÖYKÜSÜ

Grek Mitologyası binlerce güzel öyküyle doludur. Gönül ister ki, bu öykülerin hepsini buraya aktaralım. Ama bu yazının dar kapsamı içerisinde yalnızca üzerinde yaşadığımız toprağın söylencelerini sunabileceğiz. Bunlardan birisi hüzünlü bir aşk öyküsüdür. İstanbul Boğazı’nı süsleyen Kız- kulesi’nin söylencesidir bu. Aynı öykünün bir benzeri de Mersin-Silifke arasındaki Kızkalesi için anlatılır.
Çok eski çağlarda, Boğaz’ın en daraldığı yerde, birbirine bakan iki kent varmış. Bunlardan Abydos, Anadolu yakasında; Sestos ise Trakya yakasındaymış. Günün birinde Aşk Tanrıçası dayanılmaz Aphrodite ‘nin hizmetindeki Hero adında bir kız, Abydos’ta yaşayan Leandros adında bir kral oğluna gönül vermiş.
İki genç Adonis (Temmuz) Şenliklerinde karşılaşmış ve iyice tutulmuşlar birbirlerine.

ADONİS KİMDİR?

Adonis, Aphrodite’in görür görmez âşık olduğu çok güzel bir çocuktu. Aphrodite büyütmesi için onu Yeraltı’na, Tanrıça Persephone’ye gönderdi. Ne var ki karanlıklar ülkesinin ecesi Persephone de Adonis’e aşık oldu. Zeus her iki tanrıçanın arasını bulabilmek için, “Adonis yılın üçte birini yeraltında, üçte birini yeryüzünde, geri kalanını da gönlünün dilediği yerde geçirecek” diye kestirip attı. Adonis yılın sekiz ayını yeryüzünde, dört ayını ise yeraltında geçirmek isteyince, Persephone’nin öfkesini çekti üzerine, ölüler ülkesinin ecesi, Adonis’in ardına bir ya- bandomuzu saldı. Adonis ormanlarda dolaşırken, yabandomuzu onu yakalayıp öldürdü. Sevgilisi can çekişirken yetişen Aphrodite’in ayağına bir gül battı. O güne kadar rengi ak olan gül, tanrıçanın kanıyla kızıla boyandı. Tanrıça, Adonis’in bedeninde ne kadar kan varsa o kadar gözyaşı akıttı. Yere dökülen gözyaşlarının her damlasından laleler, güller, sümbüller fışkırdı. O günden sonra her yıl o mevsimde insanlar Adonis’in anısına yas tutar “Ah Adonis, vah Adonis” diye dövünürler- di.
İşte Hero ile Leandros böyle bir tören sırasında tanışmışlar. Hero, Sestos’ta bir kulede yaşarmış. Aşk Tanrıçası’nın hizmetinde olduğundan Leandros’la evlenmesi olanaksızmış. Leandros o gece yüzerek Anadolu kıyısından kuleye geçmeye çalışmış. Sevgilisi bir çıra yakıp, ışığı iki yana sallayarak ona işaret veriyormuş. Leandros’la Hero o gece çılgınlar gibi sevişmişler. Sabah gün ağarırken Leandros yüzerek Abydos’a geri dönmüş.
Bu buluşma, geceler sürmüş gitmiş. Yaz bitmiş, kış gelmiş. Sular dondurucu, rüzgârlar kavurucu
olmuş. Ama,Leandros kuledeki ışığı görmeye görsün. Ne dalgalar ne yıkıcı soğuk onu durdu- ramıyormuş. Bir gece çok azgın bir fırtına çıkmış. Leandros kuleye yüzerken, Hero’nun çırası sönmüş, Leandros dalgalarla boğuşa boğuşa yorgun düşmüş. Kuleye varamadan suların koynunda kaybolmuş. Sabah olunca ölüsü kıyıya vurmuş. Hero sevgilisinin ölüsünü görür görmez atmış kendisini sulara. Boğaz’ın suları, büyülü güzelliğinin yanı sıra, işte böyle acımasız da olabilir.

Yorum yazın