Sonbahar mitleri

Sonbahar mitleri

Yazın «örülen verimliliğin ve canlılığın yerini, ekinlerin ölümüne ve güneş gücünün azalmasına bıraktığı sonbahar, mitolojilerde tanrının yada kahramanın ölümüyle , ana tanrıçanın yok edici gücüyle (3,0), dünyanın ve üzerindeki canlıların ölümü ve yok oluşuyla birleştirilmiştir.

Mevsimlerin Çevrimi

Demeter’le kızı Persephone’ve ilişkin Yunan öyküsü, yaşamın bu ana sorununa, yani dünyanın neden her yıl gücünü yitirdiğine ve doğanın neden öldüğüne bir yanıt bulmaya çalışır.

Tanrı Zeus, Persephone’nin hem babası, hem dayısıdır. Zeus. Persephone’yi yeraltı dünyasının kralı olan kardeşi Hades’le evlendirmeye söz vermiştir. Ancak bundan Demeter’in haberi yoktur. Persephone birgün Nysa kırlarında çiçek toplarken, ansızın toprak varılır ve Hades Perseohone’vi kaçırır. Kızının kaçırıldığını öğrenen bereket tanrıçası Demeter, Zeus’a kızarak Olympos’tan kaçınca yeryüzü hiçbir bitkinin yetişmediği kıraç bir yer olur; toprağın bereketi ka’maz. Kıtlık başlar. Bunun üzerine’ Zeus. Persephone’yi geri getirmesi için Hermes’i yollar. Hades buna razı olur; ama Persephone’ve büyülü bir nar yedirmiş, onu kendine bağlamıştır. Zeus, çözüm yolunu bulur: Persephone, yılın üçte ikisini, yani çiçek ve meyve mevsimini annesinin yanında geçirecek, geri kalan bölümünde vani kışın, kocası Hades’le birlikte yeraltında olacaktır.
Bu bereket ve ölüm mitinde Hades’teki (yeraltındaki) Persephone, toprağa gömülmüş tohumu simgeler. Persephone’nin annesine kavuşmasıysa, insan ve hayvanları besleyen tohumun büyümesidir. Bunun devamını sağlamak, Demeter’! hoşnut etmek için her yıl, dünyanın öteki yerlerindeki hasat eğlenceleri gibi, Atina’da da Eleusis şenlikleri düzenlenirdi.

Mit’ler, mevsimlerin birbirini izlemesini açıklamaktan başka, daha küçük çevrimleri, örneğin güneşin doğup batışını ve ayın evrelerini de açıklamaya çalışmışlardır. Hint-Avrupa mitlerinde güneş yörüngesi, bir at ve araba olarak ele alınmıştır. Sözgelimi. Hindu günes-tanrısı Surva, tıpkı Yunanlı Helios ve Slav Dazhbog gibi gökyüzünü ateşten bir arabayla dolaşmıştır. Bir kuzey miti, güneş ve ayın devinimini, onların kızgın kurtlar tarafından kovalandığı biçiminde yorumlar.
Hindistan’da ay, tanrıların içinden ölümsüzlük iksiri Amrita’ yı içtikleri çanaktır; av tutulmaları canavar Rahu yüzündendir. Tanrılar, Süt Okyanuslarını yayıkta döverek ilk iksiri elde ettikleri sırada. Rahu bu iksirden ilk yudumu çalmıştır. Vişnu hemen onun başını kesmiş, ama bu baş hırsla avı izlemiştir. Rahu, ayı yutmayı başardığında ay tutulur; ama midesi olmadığı için ay yeniden ortaya çıkar ve yeni bir kovalamaca baslar.

Tufan Mitleri

Büyük su baskınları, ya da tufanlar çeşitli bölgelerin mitlerinde görülür. Bunlar gerçek olayları yansıttıkları gibi, bazı yerel baskınların evrensel olaylar olarak yorumlanması da olabilirler. Bu mitlerin hepsinde ana tema aynıdır: su baskını, bunu önceden haber almış ve bir tekneyle kaçabilmiş bir kişi yada bir aile dışında, yeryüzündeki bütün canlıları vokeder. Sonra giderek, tanrılar yatışır; sular çekilir, yaşam yeniden baslar.

Ama ilginç uyarlamalar da vardır. İbrani mitindeki Nuh’un  tersine Hindu mitindeki Manu. sağ kalan tek canlıdır. Bir balık, kendisine tufanı önceden haber vermiştir . herşey bittikten sonra Manu kendisini yalnız hisseder ve bir kadın ister. Tanrılar, bu kadını Manu’nun kendilerine sunduğu ekşi süt ve tereyağından yaparlar.

Mezopotamya destanı Gılgamış’ta tufandan sonra hayatta kalan Utnapiştim ve karısı da buna benzer bir deney geçirirler; ama onların tanrılarla ilişkileri Nuh’la Yahova’nınki kadar kişisel değildir Sözgelimi, Utnapiştim’i su ve bilgelik tanrısı Ea, ağzından kaçırdığı bir sözcükle ve böylece tanrılar kurulunun sırlarını açığa vurarak uyarmıştır. Ayrıca tanrılar, bu çeşit yıkımların yinelenmeyeceğine ilişkin bir söz de vermezler.

Ölümün Yaklaşması

Yaşamın en büyük gizi olan ölümün, mitlerin evrensel konusu olması şaşırtıcı değildir. Mitlere göre, tıpkı yılanların kabuk, vada ayın görünüm değiştirmesi gibi, insanlar da başlangıçta kendilerini yenileyerek, sürekli yaşıyorlardı. Ölüm sonradan ortaya çıkmıştır. Mit’lerde ölüm, genellikle yanlışlıkla verilen bir ceza olarak vada bir anlaşma sonunda meydana çıkar.
Bir yanlışlık sonucu ortaya çıkan ölüm, genellikle, yerini bulamayan bir bildirim çevresinde toplanır. Sözgelimi. Afrika’da tanrı, ilk insana ölümsüz olacağını bildirmesi için bukalemun’u elçi gönderir; ama bukalemun yollarda oyalandığı için ölüm elçisi kertenkele onu geçer.

Ceza olarak verilen ölüm (Incil’deki Adem ve Havva öyküsünde olduğu gibi, genellikle bir kadının kusuru yüzünden) ise genel bir motiftir. Sözgelimi, Kuzey Amerika’da yaşayan Algonkinler Yüce Tavşan’ın, insana bir kutu içind« ölümsüzlük verdiğine ve kapağı açmamasını söylediğine inanırlar. Ancak meraklı karısı, kutuyu açmış böylece ölümsüzlüğün uçup gitmesine yol açmıştır.

Bir anlaşma sonucu olan ölüm, dünyanın bazı yerlerdeki mitlerde görülür. Bir Grönland Eskimo mitine göre, başlangıçta, ölüm yoktur. Yaşlı bir kadın, biri olmadan öbürünün de olması olanaksızsa, o zaman hem güneş, hem de ölüm olsun, demiş; güneşsiz ölümsüzlüğün bir değeri olmadığını söylemiş, tanrılar da onun bu isteğini yerine getirmişlerdir.

Yorum yazın