Mitolojinin Önemi ve Kaynakları

Mitolojinin Önemi

Mitoslar çoğunlukla dinsel anlatılardır, özellikle Grek mitolojisi, Eski Yunan uygarlığının tüm dinsel inanç sistemini yansıtmaktadır. Bugün çağların ötesinde kalan bu uygarlıkların dinsel inançlarını bize ulaştıran bu öykülerle neden ilgileniyoruz? Çünkü bu mitoslarda bizim duygu düşünce, korku, kaygı, sevgi ve tutkularımızdan da birer kırıntı bulabiliyoruz. Çünkü dünya yazınının içine işlemiş o çağ insanının duyarlığı… Çünkü insanız ve o insanların yaşadığı, sevdiği, seviştiği ölüp karıştığı topraklarda yaşıyoruz. Çünkü biz de, bugün bile nereden geldik, nereye gidiyoruz sorusuna yanıt aramaktan geri durmuyoruz. Tıpkı onlar gibi…
Anadolu topraklarının tarihi İ.Ö.7000 yıllarına kadar uzanır. Bu yedi bin yıl boyunca bu topraklarda binlerce uygarlık doğmuş, insanlık altın çağını yaşamıştır. Bize bu çağın esintilerini getiren mitosları okumak, dinlemek bugün bile hoşumuza gitmektedir. Grek mitolojisini özellikle önemli hale getiren bir başka özellik daha vardır. Hellenistik Çağ diye bilinen Batı Anadolu uygarlığında, insanın birdenbire büyük önem kazandığını görüyoruz. Bu çağda insan evrenin en önemli varlığı oluvermiştir. O kadar ki, Hellenler, tanrılarını bile insan görünümünde varlıklar olarak düşünmüşlerdir. Bu tanrıların yalnızca görünümleri insana benzetilmekle kalmayıp, onlara insana özgü duygu ve davranış biçimleri mal edilmiştir. Bu tanrılar insanlar gibi, sever, sevilir, kıskanır, acı çeker, sevdiklerini aldatır, birbirleriyle çekişirler. insanlardan tek farkları ölümsüzlükleridir. Eski Yunanlılar tüm zayıflıkları ve duyarlıklarıyla insana benzeyen bu tanrıların evreni akılcı bir düzenle yönettiğine inanırlardı. Zaman zaman ölümler arasına da karışan ve onlarla ilişkiler kuran bu tanrılar adına tapınaklar, sunaklar yapılır, adaklar adanırdı.

Eski Yunanda insana ve insan değerlerine verilen önem, on altıncı yüzyılda Avrupa’da baş gösteren sanat ve kültür canlanışı Rönesans’a ışık tutmuş ve bu çağı yaratan sanat ve düşün adamlarının Eski Yunan metinlerini araştırmalarına yol açmıştır.
Üstelik mitoloji bilmeden Avrupa yazınının tadına varmak zordur. Çünkü bu yazının dokusu mitolojik öğelerle örülüdür. Byron’dan Milton’a, Spenser’den Coleridge’e kadar mitolojisinden esinlenmemiş Avrupa yazar ve ozanı hemen hemen yok gibidir. Ayrıca mitoslar ressam ve yontuculara da esin kaynağı olmuştur.
Bu yaklaşım ise, mitolojiyi yalnızca folklorik öyküler yığını olmaktan çıkartıp bir kültür olayı haline getirmektedir.

Mitolojinin Kaynakları
Bu bölümde yalnızca Grek ve Roma mitolojilerinin kaynakları üzerinde duracak, Türk mitoloijisini daha sonraki bölümlerde ele alacağız.
Grek mitolojisinin bilinen en önemli iki kaynağı Hesiod ve Homeros’tur. Homeros’un yaşamı hakkında çok çeşitli bilgiler, daha doğrusu sanılar vardır. Genellikle kabul edilen yaşam öyküsüne göre, Homeros İ.Ö.800 yıllarında bugünkü İzmir’de doğmuş, daha sonra Sakız Adasına göçmüş gezginci bir ozandır. Yunan Tarihçisi Herodot, Hesiod ve Homeros’tan söz ederken “Onlar benden 400 yıl önce yaşadılar” demektedir. Herodot’un İ.ö. 450 sıralarında yaşadığı bilindiğine göre, Hesiod ve Homeros’un i.ö. sekizinci yüzyılda yaşadığı yolundaki sanı, bir ölçüde doğrulan maktadır.

Yorum yazın