Mitolojik Tanrılar

Mitolojik Tanrılar

ZEUS( JÜPİTER)
Tanrıların en güçlüsüdür. Kardeşleri Poseidon ve Hades ile evreni paylaştı. Denizler, Poseidon’un; yeraltı Hades’in; gökyüzü de Zeus’un egemenliğine girdi.
İlyada’da şöyle seslenir ailesine Zeus: “Herkesten güçlüyüm ben. Altın bir halat bağlayın gökyüzüne. Tanrılar, tanrıçalar hepiniz ucundan tutun. Zeus’u çekemezsiniz. Ama ben istersem çekerim, Olympos’un tepelerinden birine bağlarım halatı, her şeyi, yeri, denizi asarım.”
Zeus durmadan âşık olur ve kadın peşinde koşar. Bunu Hera’dan saklamak için türlü düzenlere başvurur.

HERA (JUNO)
Zeus’un karısı, hem de kız kardeşidir. Hera’yı Okeanus ile Tethys büyüttü. Zeus’un âşık olduğu kadınları cezalandırmasıyla ün salmıştır. Evliliğin ve ev kadınlarının koruyucusudur. Doğum sırasında kadınlara yardım eden Tanrıça Eileithyia Hera’nın kızıdır. Şiirlerde “İnek Gözlü Hera” diye tanımlanır. Kutsal kenti Argos, Kutsal hayvanı tavus kuşu ve inektir.

POSEİDON (NEPTÜN)
Deniz Tanrısı Poseidon,Zeus’un iki erkek kardeşinden biridir. Ege Denizi çevresinde çok saygı görürdü. Bunu, burada yaşayan insanların geçimlerini denizden sağlamalarına bağlayabiliriz. Okeanus’un kızı Amphitrite ile evlidir. Denizler dibinde görkemli bir sarayda yaşarlar.

HADES (PLÜTON)
Zeus’un diğer erkek kardeşidir. Kurada kendisine ölüler dünyasını yönetmek görevi çıkmıştı. Giydiği zaman onu görünmezleştiren bir başlığı vardı. Olympos’a sık gitmezdi. Acımasız ama
doğrudan yana bir tanrıydı. Demeter’in kızı Per- sephone ile evlidir.

PALLAS ATHENA (MINERVA)
Zeus’un kızıydı. Annesi yoktur. Zeus onu tek başına yaratmıştı. Pallas Athena zırhlara bürünmüş olarak Zeus’un başından fırladı. Kentlerin, uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusudur. Atları ilk evcilleştiren de Athena olmuştur. Zeus çocukları arasında en çok onu severdi. Korkunç kalkanını ve şimşeğini yalnızca onun kullanmasına izin verirdi.
Yunan mitolojisindeki üç erden (bakire) tanrıçadan biridir.
Diğerleriyse Artemis (Diana) ve Hestia (Vesta)dır.

APOLLO
Apollo, Zeus’un Hera’dan önceki karısı Leto’dan doğan oğludur. İtalya’da Truvalıları koruyan tanrı olarak söz edilir kendisinden. Çok güzel lir çalar ve ok atar. Hastaları sağaltır. Karanlık nedir bilmeyen Işık Tanrısı, yalan nedir bilmeyen Doğruluk Tanrısı diye söz edilir ondan. Apollo’ mun aşk serüvenleri ünlüdür. Bir gün Daphne (Dafne) adında birNymphe’ye (su perisi) âşık olur. Daphne, Apollo’nun aşkına karşılık vermez ve ondan kaçar. Apollo da onun peşine düşer. Daphne kaça kaça, bir su kenarına varır. Suyu geçmesi olanaksızdır. Apollo onu tam eline geçirecekken, Nymphe, Yer Tanrıça Gaea’dan yardım ister. Gaea onu hemen oracıkta bir ağaca dönüştürür. Apollo’nun kutsal ağacı defne, kutsal hayvanı yunusbalığıdır.

ARTEMIS (DİANA)
Apollo’nun ikizi, Zeus ile Leto’nun kızıdır. Üç erden (bakire) tanrıçadan biridir. Tanrılar içerisinde baş avcı odur. Truva Savaşında, sefere çıkacak olan Yunan gemilerine yol göstermesi için, Yunanlılar kendisine genç bir kız kurban etmişlerdi. Başka mitoslarda da katı yürekli bir tanrıça olarak simgelenmiştir. Bir kadın acı çekmeden ansızın ölüverirse Artemis’in oklarıyla ölmüş demektir. Efes’te adına yapılmış bir tapınağın kalıntıları vardır.
Kutsal hayvanı geyik, kutsal ağacı servidir.

APHRODÎTE (VENÜS)
Ölümlülerin de ölümsüzlerin de yüreğini tutuşturan, Aşk ve Güzellik Tanrıçası, İlyada’da Zeus ve Dione’nin kızları olarak adı geçer ama daha sonraki şiirlerde Kytharia yakınlarında denizin köpüklerinden doğduğu ve Kıbrıs kıyılarına sürüklendiği anlatılmaktadır. Aphro sözcüğü eski Yunancada köpük anlamına gelmektedir.
Ateş Tanrısı Hephaistos’la evlidir. Hephaistos hem çok çirkin hem de topaldır.
Aphrodite’in kutsal ağacı mersin ağacı, kutsal hayvanları ise, kumru, serçe ve kuğuydu.

HERMES (MERKÜR)
Zeus’la Atlas’ın kızı Maya’dan doğmuştur. Anlatılarda, ayaklarında kanatlı sandallar, başında kanatlı bir başlık ve elinde kanatlı bir asayla betimlenir. Olympos’un habercisiydi. Her yere çok hızlı ulaşırdı. Tanrıların en kurnazıydı Hermes. Bir söylenceye göre daha bir günlükken hırsızlığa başlamış ve Apollon’un sürülerini çalmıştı. Sabahleyin erkenden doğdu Akşam çökünceye kadar çalmıştı bile Apollon’un sürülerini.
Zeus sürüleri Apollon’a geri verdi. Hermes de kaplumbağa kabuğundan yaotığı çalgıyı Apollon’a vererek onun gönlünü aidi. Mitologya’da adı çok geçer. Tüccarların ve yolcuların koruyucusudur. Eski Yunan’da yol üstünde duran bir taşı alıp kenara çekerek yolu temizlemek Hermes’e gösterilecek bir saygı eylemi olarak kabul edilirdi.
ölülere son yolculuklarında yol gösteren, onları son evlerine götüren Hermes’tir.

ARES (MARS)
Zeus ile Hera’nın oğludur. Ares Savaş Tanrısıydı. Homeros’a göre kıyıcı, kan dökücü, aynı zamanda da korkak bir tanrıdır. Savaşta kendisine kız kardeşi Eriş (Kavga) ve Eris’in oğlu Çekişme yardım eder. Yılgı, Titreyiş, Ürküntü de ona yardım eden küçük tanrılardır. Yunanlılar tarafından pek sevilen bir tanrı olmamakla birlikte, Romalılar Mars’ı çok sevmiş ve saymışlardır.
Hayvanlardan akbabayı ve köpeği severdi.

HEPHAİSTOS (VULCANUS)
Ateş Tanrısıydı. Zeus ile Hera’nın oğludur. Bazı kaynaklarda Zeus’un Artemis’i tek başına yaratmasına karşılık, Hera’nın da Hephaistos’u tek başına yarattığı söylenir. Hephaistos demirciydi. Olimposluların silahlarını zırhlarını hep o yapardı. Hera,oğlunu doğurduktan sonra onun çok çirkin olduğunu görünce kızarak Olympos’tan aşağı atmıştır. Hephaistos’un topallığının nedeni budur. ölümlüler arasında da, ölümsüzler arasında da saygı gören bir tanrıydı. Athena gibi o da el sanatlarının ve uygarlığın koruyucusudur. Güzellik ve Aşk Tanrıçası Aphrodite ile evlidir.


HESTLA (VESTA)

Üç erden (bakire) tanrıçadan biridir. Çok adı geçen bir tanrı değildir. Evin ve ailenin koruyucu-
suydu. Ocak Tanrıçası olarak bilinir. Yemekten önce ve sonra Hestiaya sunuda bulunulurdu.
Kentlerde onun adına bir ocak bulunur ve bu ocak hiç söndürülmezdi. Yeni bir kent kurulacağı zaman o ocaktan ateş alınır ve o kente götürülerek yakılırdı. Daha sonraları Romalıların da Ves- ta adıyla saydığı bu tanrıçanın adına yakılan ateşi Vesta Rahibeleri diye bilinen altı erden rahibe korurdu

İkinci derecede önemli

TANRILAR EROS (CUPIDES)
Buraya kadar sıraladığımız tanrılar, 120lympos- lu diye anılan büyük tanrılardır. Bunlardan başka önemli önemsiz pek çok tanrı vardır. Eros bunlardan biridir. O da Aşk Tanrısı olarak bilinir ve kanatlı küçük bir erkek çocuğu olarak simgelenir. Homeros’ta bu tanrıdan söz edilmez. Hesiod ise ondan:
“ölümsüz tanrıların en güzeli” diye söz eder. Daha sonraki şiirlerde Aşk Tanrısı Aphrodite’in oğlu olarak geçer. “Aşkın gözü kördür” denir ya, işte bu yüzden Eros anlatılarda, yontularda ve resimlerde gözleri kapalı olarak simgelenir. Yardımcıları, karşılıksız kalan aşkların öcünü alan Anteros, Himeros (özlem) ve Düğün Şöleni Tan rısı Hymenaios’tur. Bu tanrıdan özellikle Grek- lerin büyük kadın ozanı Sapho’nun şiirlerinde çok söz edilmektedir.

POSEIDON
Deniz (Akdeniz) ve Dost Deniz (Karadeniz)’in ve tüm ırmakların efendisidir.

OKEANUS
Okeanus, dünyayı kuşatan Okeanus ırmağının efendisi bir titandı. Karısı Tethys de kendisi gibi bir Titandır.

HADES, PERSEPHONE VE DEMETER
Hades yukarıda da belirttiğimiz gibi on iki büyük Olympos tanrısından biridir. Evrenin paylaşılması sırasında kendisine yeraltı, yani ölüler dünyası düştü.
Bu üç tanrıyla ilgili mitos, mevsimlerin değişimini açıklayan güzel bir öykü oluşturması bakımından ilginçtir.
Demeter, Bolluk ve Bereket Tanrısı olarak Ati- ka, Arkadya, Argolis ve Delos’ta çok saygı görürdü. Demeter’i çok memeli bir kadın yontusuyla simgelemek gelenek haline gelmiştir. Kadın memesi, bolluk ve bereketin simgesi sayıldığından, böyle bir kişileştirme eğilimi doğmuş olabilir.
Demeter’in Persephone adında güzel bir kızı vardı. Bir gün Persephone kırlarda nergis toplarken Yeraltı Tanrısı Hades onu gördü ve âşık oldu. O günden sonra Persephone’yi kimsecikler görmedi. Demeter, kızını bulabilmek için tanrılardan yardım istedi. Sonunda kızının Hades tarafından yeraltı dünyasına, gölgelerle kaplı ölüler ülkesine kaçırıldığını anlayarak yasa büründü. Ambrosia yemekten, nektar içmekten kesildi. Olympos’tan indi ve adına yapılan bir tapınakta yaşamaya başladı. Demeter’in yası, toprağın bereketini kuruttu. Otlar göğermez, ekinler bitmez, çiçekler yeşermez oldu. Irmaklar kurudu, yağmurlar tükendi, toprağın benzi sarardı. Büyük bir kıtlık başladı.
Zeus insanların hafini gördü ve üzüldü. Deme- ter’le Hades’in arasını bulmaya çalıştı. Haberci Tanrı Hermes bir oraya bir buraya koşarak haber taşıdı. Sonunda Zeus’un buyruğuna karşı gelemeyen iki tanrı uzlaştı. Persephone yılın dört ayım yeryüzünde, anasıyla geçirecek, sonra ölüler ülkesi Hades’e kocasına geri dönecekti. Bu anlaşmadan sonra, Hermes kanatlı atlar koşulu altın arabasına binerek ölüler ülkesine koştu ve Persepho- ne’yi getirdi. Persephone’nin yeryüzüne ayak basışı Demeter’i öyle mutlandırdı ki, Bolluk ve Bereket Tanrıçası yeryüzünü ekine buladı, çiçeğe bezedi. İnsanlar mutlu ve rahat yaşamalarına yeniden kavuştu.
Yılın her İlkbaharında, Persephone yeryüzüne ayak bastığında, doğa şenlenir, dört ayın bitiminde Persephone ölür ve gölgeler dünyasına geri dönerek anasını yasa boğar. O zaman da yeryüzüne kış gelir.

BAKUS (DIONYSOS)

Baküs ölümsüz bir babadan ve ölümlü bir anneden doğan tek tanrıydı. Homeros, Baküs’ü tanrıdan saymaz. Tanrıların en güçlüsü, korkunç şimşekli Zeus, Thebai Prensesi Semele’ye vuruldu. Semele Thebai Kralı Cadmus’un kızıdır. Zeus’un Semele’ ye tutkunluğunu fark eden Hera.Semele’nin aklını çeldi. Ona, Zeus’tan kendisine tanrısal kılığıyla görünmesini istemesini öğütledi. Zavallı Semele Hera’nın kışkırtısıyla Zeus’tan dilekte bulundu. Zeus tanrısal giysilerini giyinip kuşanarak geldi Semele’ye. Ama,Semele o tanrısal ışığın etkisiyle yanıp kül oldu. Semele bir çocuk bekliyordu. Zeus henüz doğmamış olan bebeği yanmaktan kurtararak onu kendi karnına yerleştirdi. Günü geldiğinde Zeus çocuğu doğurdu ve onu Semele’- nin kız kardeşi io’ya emanet etti. Böylece Baküs, bir tanrıyla bir insanın birleşmesinden doğan bir yarı tanrı olarak geçer mitolojik kaynaklarda. Kendisine en çok Trakya’da saygı gösterilir.
Baküs, Şarap Tanrısı olarak bilinir. Trakya’da adına düzenlenen şölenler daha sonraları dinsel ayinlere dönüştü. Bakik Din diye bilinen Dinsel bir öğretinin kaynağını oluşturdu.

PROMETHEUS
ölümlüler arasında da ölümsüzler arasında da çok saygı gören tanrıydı. Babası Titan İepetus, annesiyse Themis’tir. Prometheus’un kardeşleri Me- notius ve Atlas Titanların ayaklanmasına karıştıkları gerekçesiyle Zeus tarafından evrenin uzak köşelerine sürüldüler. Prometheus ise kumazlığıy* la Zeus’un gazabından kurtuldu. Olymposlularla iyi geçinirdi ama ataları titanların saltanatını devirdikleri için, için için onlara diş biliyordu.
Hesiod’a göre, Zeus soyu evrenin yönetimini ele geçirmeden önce tanrılarla insanlar bir arada yaşıyordu. Kronus’un egemenliğinde, insanlık altın çağını yaşadı. O zamanlar herkes mutlu ve güzel bir yaşam sürüyordu. Zeus, titanları devirince kayıtsız şartsız egemen oldu. Bir gün ölümlülerle, ölümsüzler hep birlikte bir şölen verdiler. Şölen
sırasında Prometheus bir öküzü ikiye bölüp yarısını insanlara, yarısını da Zeus’a verdi. Zeus’a verilen parça kemikli ve yağlı, ölümlülerin payına düşen ise etli ve güzeldi. Zeus kendi payını görünce öfkeden deliye döndü ve insanoğlunu cezalandırmak için ateşi elinden aldı. Ortalığı sonsuz bir karanlık sardı. Prometheus,Lemnos adasına giderek Hephaistos’un ocağından kutsal ateşi çaldı ve insanlara geri getirdi.
Bunun üzerine Zeus onu cezalandırmak için çok acımasız bir işkence düşündü. Onu Kaf Dağının tepesinde koparılması olanaksız zincirlere vurdu. Her gece bir kartal gelip, eli kolu zincirlerle bağlı Prometheus’un ciğerini yer bitirirdi. Ama, sabah olunca Prometheus’un ciğerleri yeniden gelişir ve akşam yine kartala yem olurdu. Bu korkunç işkence böylece sonsuza kadar sürüp gidecekti ya, neyse ki, bir gün Zeus, İo adında bir ölümlü kadına tutuldu. Ama Hera’dan korkuyordu. İo’yu Hera’nın gazabından kurtarmak için yeryüzünü kapkara bulutlarla sardı. Hera ortalığın kararmasından kuşkulandı. Zeus’un bir düzen peşinde olduğunu sezinledi. Bulutları dağıttı. Ortalık ışıyınca Zeus,İo’yu ak bir buzağıya dönüştürdü. Hera durumu anlamıştı oysa. Zeus’tan buzağıyı kendisine armağan etmesini istedi. Zeus da çaresiz kabul etti. O zaman Hera, buzağının peşine kocaman çirkin bir atsineği saldı. Hayvan nereye giderse gitsin sinek onun peşinden gidip sokuyordu. Buzağı tüm dünyayı dolaştı. Geçtiği ilk denize İonia, geçtiği ilk geçide inek geçidi anlamına gelen Bosphorous (Boğaziçi) adı verildi. İo’nun oğlu yiğit Herakles (Herkül) Kaf Dağında zincire vurulu Prometheus’u kurtardı.

Yorum yazın