Mitolojide Truva Savaşı

Mitolojide Truva Savaşı

GÜZEL HELENA VE TRUVA SAVAŞI
Truva Savaşı söylencesinin tamamı Homeros’a aittir. İlyada Destanının konusunu oluşturur. Aphrodite’in Paris’e vaat ettiği güzel,Zeus’un Leda’dan olma kızı Helena’ydı. Söylenceye göre, Zeus,Tyndareus’un karısı Leda’ya gönlünü kaptırmıştı. Ama Leda’yı elde etmek kolay değildi. O zaman Zeus çok güzel ak bir kuğu kılığına bürünerek, Leda’nın yüzdüğü havuza geldi. Leda kuğunun güzelliği ile büyülendi. Onu sevdi, bağrına bastı. Ertesi günü Leda’dan iki yumurta oldu. Yumurtalardan birisinden Pollux ve Helena, diğerinden Castor ve Clemenestra (Klemenestra) adında dört çocuk çıktı. Bunlardan Pollux ile Helena’nın babası Zeus, Castor ve Clemenastra’ nın babaları Tyndareus’tu. İşte ölümsüz bir babayla, ölümlü bir anadan olan Helena’nın güzelliği dillere destan oldu. Paris, altın elmayı Aphrodite’e sunduğunda Helena, İsparta Kralı Menelaos’la evliydi. Menelaos, Agamemnon’un kardeşiydi. Paris Menelaos’un sarayına vardı. Menalaos Paris’i dostça karşıladı ve güzelce ağırladı. Sonra da Girit’e gitmesi gerektiğinden, sarayını konuğuna bırakarak yola çıktı. Döndüğünde Paris’i de karısı Helena’yı da bulamadı. İkisi birlikte kaçmıştı. Menelaos deliye döndü. Yunanistan’ın dört bucağına haber salıp, yardım çağrısında
bulundu. Menelaos’un yanı sıra savaşmaya pek çok kumandan ve kral geldi. Yalnız Gümüş Ayaklı Deniz Perisi (Nymphe) Thetis’in oğlu Akhilleus ve İthaka Kralı Odysseus, Menelaos’un yardım çağrısına uymak istemediler. Sonunda onlar da savaşa katılmak zorunda kaldılar. Ancak donanma yola çıkacağı zaman hırçın bir rüzgâr çıktı. Günler geçiyor riizgâr dinmek bilmiyordu. Kâhinler fırtınanın dinmesi için Tanrıça Arthemis’in, Başkomutan Agamemnon’ın kızı İphigenia (İfijenya)yı kurban istediğini bildirdiler. Yunanlılardan bir avcı, Arthemis’in kutsal hayvanı dişi bir geyiği yavrusuyla birlikte öldürmüştü. Bu da’avcı tanrıçayı çok kızdırmıştı. Agamemnon tanrıçanın buyruğunu işitince çok üzüldü ama buyruğa karşı gelemedi. Karısına haber salıp, kızı İphigenia’yı göndermesini istedi. İphigenia’yı Artemis’e kurban ettiler. O zaman fırtına dindi ve donanma yola çıktı. Truvalıların başkumandanı ise Yiğit Hektor’du. Savaş dokuz yıl sürdü. Zaman zaman Yunanlılar, zaman zaman Truvalılar baskın geldi. Yeryüzündeki savaşı ilgiyle izleyen Olymposlular arasında ikilik çıkmıştı. Aphrodite ve Ares Truvalılardan, Deniz Tanrısı Poseidon, denizci bir ulus olan Yunanlılardan yanaydı. Apollo ise Hektor’u severdi. Kız kardeşi Artemis ile birlikte o, Truvalıları koruyordu. Hera ile Athena Yunanlılardan yanaydı. Zeus ise karısının hışmına uğramamak için gizli gizli destekliyordu Priamos’un ordusunu.
ilyada Destanı, savaşın taraflardan bir birinin ve bir ötekinin üstünlüğüyle sürüp gitmesini uzun uzun anlatır. Yiğit Hektor’un ölümü üzerine savaşa ara verilir.

TAHTA AT VE TRUVA’NIN DÜŞÜŞÜ
İlyada Destanı, Hektor için yapılan gömme töreniyle sona erer. Oysa,Truva’nın yenilgisiyle ilgili söylence burada bitmez. Truva’nın Yunanlılar tarafından ele geçirilmesi bir tahta at hilesiyle gerçekleşti. Yunanlılar tahtadan bir at yapıp, Truva kalesinin önüne bıraktılar. Tahta atın içine birkaç tane Yunanlı asker saklandı. Yunan ordusu ise, savaştan vazgeçmiş gibi yapıp gemilere binerek uzaklaştı. Aslında yakınlarda bulunan bir adanın arkasına gizlenmekteydiler. Yunanlılar kendisini Tanrıça Artemis’e kurban edecek, diye kaçtığını söyleyen bir Yunanlı, Truva kentine sığındı. Kentin kapısına bırakılan tahta atın da Artemis’e bir sunu olarak hazırlandığını, Truvalılar onu içeriye almazsa başlarına felaketler geleceğini anlattı, Truvalılar atı içeriye aldılar. Tahta atın içine saklı duran Yunanlı askerler gece çöktüğünde kent surlarının kapılarını sessizce açtılar ve Yunanlıları kente soktular. Böylece Truva kenti düştü. Kralın ailesi Yunanlılar tarafından tutsak edilerek gemilerle uzaklara götürüldü. Götürenler arasında Yiğit Hektor’un karısı Andromeke ile Priamos’un karısı Hekabe de vardı.

Yorum yazın