İlk insanlar

İlk insanlar hakkında bilgiler

Australopithecus’lar Homo yada insanın ilk ataları olarak bilinirler. Araç kullanan, dik yürüyen ve yerde yaşayan bu yaratığın kalıntılarına en çok Afrika’da raslanmıştır. Ama Australopithecus’dan insana olan evrim çizgisinin belirlenmesi ve Homo’nun hangi aşamada oluştuğunun saptanması, en azından Australopithecus’ların kendi atala ) rının bulunup ortaya çıkarılması kadar güçtür.

Homo habilis ve Homo erectus

Louis Leakey (1903-72), 1964 yılında Homo habilis (elini kullanan insan) (1) adını verdiği yeni bir buluntuyu açıkladı ve böylece bu yeni insangıli, günümüz insanıyla aynı cins içinde tanımladı. Tanzanya’daki Olduvai vadisinin I. Katmanından elde edilen ve yaklaşık 600 santimetre küp büyüklüğünde bir beyni bulunan ilk örneğin, yaklaşık 1,8 – 1.2 milyon yıl önce yaşadığı sanılmaktaydı. Daha sonraları, daha yakın dönemlerde yaşamış örnekler de bulundu. Bunlardan bazıları, Homo habilis ile II. Katmanın yukarılarında bulunan ve dolayısıyle yarım milyon yıldan daha fazla bir süre önce yaşadığı sanılan Homo erectus (Chellean insanı) arasında birtakım özellikler göstermektedirler. Birçok yetkili Chellean insanı dışında bütün bu buluntuların ince yapılı (yada zayıf) Australopithecus’lardan ayrı bir tür. yada cins oluşturmadığı kanısındadır ve bunlara Australopithecus africanus adını vermektedir.

Homo erectus’un (dik insan) atasının bir Austrolapithecus olmadığını  belirten kanıtlar vardır. Afrika’nın Olduvai vadisinde bulu nan örnekler de bu görüşü doğrulamaktadır. Ayrıca, bu ikisi arasında dolaysız bir bağ bulunmadığını ileri sürenler de vardır. Bu görüş, son buluntularla, özellikle de Kenya’da Rudolf gölünden çıkarılan, beyin oylumu yaklaşık 800 santimetre küp olan 3 milyon yıllık bir insangil buluntusuyla güçlenmiştir. Bu da, Australopithecus’larda çok önceleri bir bölünme meydana geldiğini ve africanus, habilis ve erectus arasında herhangi bir yavaş geçişin gerçekleşmediğini gösteren bir belirti olarak kabul edilebilir.

Homo ereetus’a ilişkin kalıntıların en çok çıkarıldığı Doğu Asya’da bile bunun kökenleriyle ilgi li ipuçları hemen hemen yok gibidir (5). En eski örneklere Cava’da raslanmış ve bunlardan birinin Australopithecus olabileceği söylenmiştir. Ama gereçlerin yetersizliği, ikisi arasında bağ kurmayı bir hayli zorlaştırmaktadır. Gene de, Cava’da yaşamış olanlar ile daha sonraları Çin’de yaşamış olanlar arasındaki yakınlaşmayı ortaya koymak mümkündür. Cava’dakilere Homo erectus erectus. Çin’dekilere ise Homo erectus pekinensis adı verilmektedir.
O dönemin öteki insanları gibi, Cava insanı da geziciydi. Oradan oraya dolaşarak yiyecek topluyor ve avlanıyordu. Bu durum, topluluk içinde işbirliğini başlatmış olabilir. Ne yazık ki, Cava’daki Trinil ya da Modîokerto’da çıkarılan buluntularda hiç bir araca raslanmamıştır. Ama daha yeni katmanlarda, Pekin insanıyla birlikte çı karılan araçları andıran kesici araçlar (3) bulunmuştur.

Pekin İnsanının Yaşamı

Eskivarlıkbilimciler, 1927 ve 1937 yılları arasında Çin’de Pekin yakınlarındaki Çukutien’de yaklaşık kırk beş insangile ilişkin kalıntılar buldular (2). İlk önceleri Sinanthropus pekinensis denilen bu örneklere bugün Homo ereetuş pekinensis adı verilmektedir. Cava’da raslanan örneklerin beyin oylumu 880 santimetre küp idi; oysa bunların beyin oylumu ortalarla 1000 santimetre küptür. İnsan taşıllarının yanında bulunan araçlar ve hayvan artıkları. Pekin insanının usta bir avcı olduğunu kanıtlamaktadır. Bunlar, hiç kuşkusuz, bütün öteki gruplardan farklı olarak önemli bir gelişmeyi ortaya koymaktadır: Ateşin ilk kez kullanılması. Pekin insanı büyük bir olasılıkla ateş yakmasını kendi başına öğrenmemiş, ateşi bir çalı tutuşması yada orman yangını sırasında doğal olarak meydana gelen alevlerden ele geçirmiştir».

Dünyanın öteki yerlerinde bulunan Homo erectus kalıntıları oldukça yetersizdir. Son zamanlardaki en önemli buluntulardan biri. Yunanistan’daki bir mağaradan çıkarılan Tetralona kafatası dır. Bu. 1959’da bulunmuş ve bir süre Neandertal insanı olarak kabul edilmiştir. Katmanların tarihlerinin saptanması konusundaki ayrıntılı çalışmalar, bunun çok daha eski bir çağa ilişkin olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kafatası yeniden incelenince Heidelberg insanıyla aynı çağda yaşamış olabilecek bir erectus’-un özelliklerini taşımakta olduğu kanısı uyanmıştır. 1965’te Macaristan’da Vertesszöllös’te çıkarılan bir başka buluntu, bazı yetkililerce Homo erectus ile Homo sapieıis arasında bir geçiş biçimi olarak kabul edilmiştir. Buna, Homo sapiens Palaeo-hungaricus adı yakıştırılmıştır.
Vertesszöllös’te de ateş kullanıldığını gösteren kanıtlara Taşlanmıştır. Fransa’nın Nis kentindeki buluntular ise ancak son zamanlarda tam olarak incelenmiştir (6).

Buluntuların Tarihlerinin Saptanması

Homo erectus, 1 milyon ile 200.000 yıl kadar önce Orta Pleyistosen döneminde yaşamıştır. Australopithecus’ların kazı yörelerinde olduğu gibi, çeşitli buluntuların tarih lerinin saptanması sırasında büyük güçlüklerle karşılaşılmıştır. Bu nedenle yaşadıkları çağlara ilişkin kıyaslamalar yapmak zordur. Cava insanının aşağı yukarı 1 milyon ile 500.000 yıl önce. Pekin insanının ise 400.000 ile 200.000 yıl önce yaşadığı sanılmaktadır.

Homo erectus ve onun ardılı Homo sapiens’in ataları arasındaki bağlantıları belirleyebilmek için da ha epeyce araştırma yapılması ge rekmektedir. Ne var ki, erectus’un giderek Australopithecus africanus ve habilis’ten mi, yoksa Doğu Ru dolf’daki buluntunun gösterdiği gi bi daha önceki bir bölünmeden mi geliştiği, hâlâ tartışma konusu olduğu halde, beyin büyüklüğü ve kültür tipi Homo erectus’un ilk insan olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır.

Yorum yazın