Evlenme Nedir

Evlenme Nedir

Dünya yüzeyinde aile kuruluşları, çeşitli değişiklikler gösterdiği gibi, evlenme şekilleri de çeşitlidir. Bazı toplumlarda evlilik durumu çok basit bir olaydır, kısa sürede gerçekleştirilir. Başka toplumlarda yıllarca sürebilir.
Bir bölüm toplumlarda, kişiler yaşamlarında ancak bir kere evlenirler, bir daha evlenme hakları yoktur, öteki toplumlarda ise, kişiler istedikleri kadar evlenebilirler.
Yakın zamanlara kadar evlenmeleri, anne – babalar düzenlerdi. Bu düzenlemeler, yakınlık, arkadaşlık, ticari işbirliği, dostluğu kuvvetlendirmek gibi etkenler gözönüne alınarak yapılırdı, örneğin, sınır komşusu olan iki çiftlik sahibi, kızları ve oğullarını birbirleriyle evlendirecek olurlarsa, çiftlikler birleşerek daha büyük bir çiftlik meydana gelir, böylece her iki komşunun çocukları için daha büyük işler başarmak olasılığı doğabilirdi. Krallar ve kraliçeler arasında yapılan evlenmeler, savaşları sona erdirir, barışı sağlar ve kuvvetlendirirdi.
Uzak Doğu’da ve Çin’de evlenme düzenlemeleri o kadar önemliydi ki, bazen çocuklar daha doğmadan evlenmeleri kararlaştırılırdı. Bazı ülkelerde ise kız ve erkek çocuklar üç yaşına basınca birbirleriyle nişanlanırlar, büyüyünce de evlenmeleri için söz kesilirdi.
Bazı evlenmelerde iki aile arasında bir “çöpçatan” bulunurdu. Bu çöpçatanlar, kız tarafına damat bulmak, erkek tarafına da gelin aramak için kapı kapı dolaşırlardı. Çöpçatanlığı başarınca da ücret alırlardı.

SÖZ KESME ve BAŞLIK PARASI
Eski zaman toplumlarında “evlenme sözü” sadece sözle değil, para ile, malla, hayvan sürüsü armağan etmekle verilirdi. Bazı toplumlarda, erkek kız tarafına, bazılarında da kız tarafı erkeğe verirdi.
Evlenme bedeli, çeşitli tür eşyadan oluşabilirdi. Tarla, arsa, bilezik, çiftlik, değirmen gibi mal ve eşyadan olduğu gibi, koyun ya da keçi sürüsü, inek, at gibi canlı hayvanlardan da meydana gelebilirdi.
Sibirya kabilelerinden birinde damat, geline evlenmeden önce, ren geyiği armağan ederdi. Fi- iipinlerin bir köyünde, damat, kızını alacağı ailenin yanında üç yıl bedava çalışırdı.
Batı ‘ülkelerinde, çoğunlukla gelin tarafı damada evlendikten sonra kârlı bir iş kurabilmesi için “drahoma” diye adlandırılan çokça miktarda para armağan ederdi.
Bugün, evlenme deyince, sadece bir düğün ya da eğlenceli bir tören aklımıza geliyor. Ama çeşitli ülkelerin köylüleri arasında yine de acayip gelenekler, başlık parası alış – verişi, kıymetli ar7 mağanlar değiş tokuşu, kız kaçırmalar ve daha akla gelmedik şaşırtıcı törenler devam edip gitmektedir.

BUGÜNKÜ EVLENMELER
Bugün, kentliler arasındaki evlenmeler daha kolaylaştırılmıştır. önce kızla erkek tanışarak beraberce gezmelere gitmeye başlarlar. Birbirlerinden hoşlandıklarını anlayınca, gezmeler ve beraber bulunmalar sıklaşır. Bir ara, iki taraf birbirlerinin aileleriyle tanışırlar. Bazı günler birbirlerinin evlerine misafir giderler, yemeğe kalırlar, ufak tefek armağanlar götürürler.
Sonra “söz kesme”ye karar verilir. Bu söz kesmenin anlamı, önce nişan, sonra da evlenme olacak demektir.
Söz kesme süresi birkaç ay uzayabilir. İki taraf birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Nihayet “nişan” takılır. Erkek tarafı iki nişan yüzüğü alır. Ufak bir aile toplantısı içinde ya da müzikli bir salonda nişan yüzükleri kız ve erkeğin parmaklarına takılır.
Nişan süresi de aylarca devam edebilir. Erkek ve kız tarafı bu süre içinde hazırlıklarını bitirirler. Erkek, iyi bir işe yerleşerek yeteri kadar para kazanmaya başlar. Her iki taraf, iyi bir ev kurabilmek için ev eşyası satın alırlar. Kız tarafı çeyizini düzer. Sonunda evlenme günü gelip çatar.
Ama bazen, tüm bu hazırlıkların sonunda, taraflardan biri ansızın sözünden cayabilir. O zaman tüm çabalar boşa gitmiş, evlenme işi bozulmuş olur.

AŞK EVLENMESİ
Bugünkü evlenmelerde, batı ülkelerinde, çoğunlukla genç kızlarla erkekler birbirlerine aşık olurlar ve hemen evlenmeye karar verebilirler.
Aşk denen şey, her raman düşünceye ya da gerekçeye dayanmaz. Bazen erkekler, dır dır eden, bağırıp çağıran kadınlara aşık olurlar. Bazı kadınlar da, kendilerine kötü davranan hatta onları döven erkeklere tutulurlar.
Bazı gençler de, her gittikleri yerde boşuna “ideal” bir eş arayıp dururlar.
Karşılıksız aşk denen bir durum vardır ki, iki taraf için de pek acı sonuçlar doğurabilir. Böyle bir durumda, erkek kadını sever ama, kadın erkeği sevmez ya da bunun tam tersi olabilir. Kadın sever, erkek sevmez.
Bazen anne – baba tarafından düzenlenen evlenmelerde, iki taraf birbirini ancak bir defa görür. Hemen evlendirirler. Böyle durumlarda iki genç birbirine aşık olacak vakit, bulamaz. Ama, evlilikten sonra, zaman geçtikçe, yavaş yavaş birbirlerini anlamaya ve karşılıklı olarak birbirlerini sevmeye başlayabilirler. Bu tür aşk daha kalıcıdır, daha mutlu sonuçlar doğurabilir.
Bazen de, birbirlerine aşık olduklarını sanan gençler acele evlenirler. Ama sonradan anlarlar ki, bu aşk sabun köpüğü gibi sönücüymüş. Bu durum çok mutsuz sonuçlara neden olabilir. Sevgi ve aşk, aile yaşamının vazgeçilmez bir parçasıdır.

EVLENME TÖRENLERİ
Çoğunlukla ilkel toplumlarda evlenme törenleri parlak olur. Pasifik Okyanusumdaki adalardan birinde yaşayan yerlilerin evlenme törenleri üç gün, üç gece sürer. Bu törende, damat tarafı, çağırılanlara büyük bir şölen verir. Şölende yenir, içilir ve genç damat, kız tarafına zenginliğini kanıtlamak için, mallarının kıymetli bir bölümünü atar ya da yakarak yok eder ya da başkalarına dağıtır.
Batı ülkelerinde, evlenme törenleri, dini bir tören şeklinde kiliselerde yapılır. Bu çeşit törenler çok eski zamanlarda yapılmazdı. Dokuzuncu yüzyıldan sonra moda halini almıştır.
Bazı ülkelerde evlenmeler, bir hükümet memurunun karşısında resmen yapılır. Gemilerde,gemi yoluna devam ederken, gemi kaptanı da resmi hükümet memuru sayılır ve gemi içinde evlenme işlemini gerçekleştirebilir.

EVLENMENİN ANLAMI
Evlenme, bir tür karşılıklı antlaşmadır. Bazı ülkelerde yasal bir kontrat gibidir. Çiftlerin birbirlerine vermeleri gereken drahomayı, boşanma halinde ya da çiftlerden birinin ölümü halinde, yapılacak işlemi içerebilir. Bu kontrat karşılıklı imza edilir.
Ama, böyle bir kontrat yapılmış değilse bile, evlenme töreni zaten başlı başına bir antlaşma değerini taşır. Tören başlarken iki taraf da iyice bilmelidir ki, artık o günden sonra iki taraf birbirine karşı sevgi, saygı ve anlayış göstererek, bu duyguları sürdürecekler, iki aileyi birleştirip toplumun yararlı bir parçası olarak, hep birlikte mutluluğa doğru yürüyecekler.

Yorum yazın