Antropolojinin tarihçesi – Antropolojinin tarihi

ANTROPOLOJİNİN TARİHSEL TEMELLERİ
Çağdaş antropoloji evrimci görüşle başlamıştır.Şimdilerde evrimciliğin oldukça modası geçmiştir.Bununla birlikte onun temel varsayımları hem geçerlidir hem de alan çalışması ve kuram araştırması yapanlar için vazgeçilmez değerdedir.Evrimcilik aşırı yayılmacı yada “tarihçi” denen okulların saldırısı altında geçici bir başarısızlığa uğradı .
Antropoloji hakkında ilk bilgiler ise,söylence ve mitlerden elde edilmiştir.Toplumlarda söylence ve mitler dün ve bugün de vardır.Bunlar kültürler hakkında fikir verebilirler.
Bunlarda insanın yaradılışı,göçebe yaşantısı,ateşin keşfi,sanatların ortaya çıkışı,besin üretiminde kullanılan çeşitli tekniklerin ortaya çıkışı gibi bilgilere rastlayabiliriz.Demek ki söylence ve mit aracılığıyla kültürler hakkında bilgi elde edebiliriz.
15. yüzyıla gelinceye dek (yani,keşifler ve buluşlar çağı) antropolojik bilgiler yoktu.Seyyahlar,misyonerler ve askerlerden sağlanan bilgilere folklorik öğeler ve masallar birleştirilerek,bir koleksiyon oluşturulmuştur.Ancak bunların çoğu saptırılmış bilgilerdir.Çünkü,gözlemciler tek yanlı kendi öz kültürlerinin önyargılarıyla diğer kültürleri algılamışlardı.Bununla birlikte yine de antropoloji bilimi için yararlı olmuşlardı.
1860-1890 yılları arasında okur-yazar olmayan halklar hakkında bilgilerin artması ve arkeolojik bilgilerin çoğalması ile kültür biliminde önemli gelişmeler oldu.Çeşitli araştırmacılar ortaya çıktı. Bunlar arasında E.B. Tylor, L.Morgan, H.Maine ve J.Bachofen sayılabilir.
Bugünkü çağdaş antropoloji (fiziksel ve kültürel antropoloji) yaklaşık olarak 20.yüzyılda başlatıp,akademik bir disiplin olarak kabul edildi.Bugün bu alanla ilgili bilgiler,bu görev için eğitilmiş uzmanlar tarafından sağlanır.
Antropoloji bugün,toplumsal bir bilim olarak nitelendirilmiştir. Sosyoloji, psikoloji, coğrafya, ekonomi, tarih ve siyaset bilimleriyle doğrudan ilişkilidir .
Antropoloji insana diğer bilim dallarından farklı bir anlayışla yaklaşır.İnsanı bütüncü bir yaklaşımla inceler.Böyle olunca,antropolojiyi belirli bir bilim evrimine sokmakta da zorlanıyoruz.Güzel sanatlara mı,beşeri bilimlere mi,doğa bilimlerine mi,yoksa sosyal bilimler içine mi?Bugün birçok yüksek eğitim kurumlarında antropoloji,sosyal bilimler içinde yer alır.Antropolojinin özellikle sosyal ve doğa bilimleri ile olan sıkı bağlantısını görmemek olanaksızdır.
Antropoloji, insanın biyolojik ve kültürel benzerlik yada ayrılıklarını sistemli biçimde inceler. Bu bilim dalının sosyoloji,tarih ve biyoloji başta olmak üzere diğer birçok bilim alanı ile ortak yönleri bulunur. Daha açık bir deyişle,bu üç ilgi alanının dışında psikoloji, istatistik hukuk, coğrafya, felsefe ve tıp gibi çok sayıda bilim dalının kapsamına giren konu ve sorunlarla antropoloji de ilgilenir.Öyle ki,çevre ile kültür arasındaki ilişkileri incelerken kendini ister istemez coğrafya içinde bulur;yada kültür,sağlık,çevre ve beslenme örüntüsünü yer ve zaman boyutları içinde değerlendirirken bu kez de tıp dünyasına girmiş olur.
Antropoloji,aynı zamanda varoluşumuzun tüm yönlerine ilişkin sonsuz sayıda soruları bünyesinde toplar,bunlara yanıtlar bulmaya çalışır.Yeryüzünün en karmaşık ve o ölçüde anlaşılması en zor yaratığı olan insanı insan yapan,bir başka deyişle onu insanlaştıran sürecin işleyiş biçimi antropolojinin ilgi odağını oluşturur .

Yorum yazın