Aile Bunalımları

Aile Bunalımları

Aileler bazen son bulurlar, bazen parçalanırlar, bazen de büyük bunalımlar içine sürüklenirler. Aile içinde kavgalar, tartışmalar, boşanmalar, cinayetler, bu gibi durumlara neden olduğu gibi, savaşlar, depremler, ölümler, kazalar, büyük yangınlar, kıtlıklar, bulaşıcı hastalıklar da böyle bunalımları oluşturan önemli etkenlerdir.
Sık sık tekrarlanan kavgalar ve tartışmalar, önemsiz bile olsa, ailede tatsızlık yaratır. Anne – babanın her akşam birbirleriyle tartışması, çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yapar, onları üzer. Çünkü çocuklar hem annelerini, hem de babalarını severler. Onların birbirleriyle iyi geçinmelerini isterler.

Aileyi yıkan en büyük etkenlerden biri de, boşanmalardır. Böyle durumlarda çocuklar ortada kalır. Annelerinin yanında mı otursunlar, babalarına mı gitsinler, şaşırırlar. Anne, baba bir erkekle evlenir ya da başka bir kadın alır. Çocuklar, o yabancı erkeğin ya da kadının yanında rahat edemezler. Her davranışından olumsuz bir anlam çıkarırlar.
Cinayetler daha beterdir. Yolda yürüyen bir babaya ansızın sıkılan bir kurşun, o aileyi temelinden yıkar.
Savaşlar, büyük depremler, bulaşıcı hastalıklar, kazalar bazen tüm aileyi kökünden yok eder. Korkunç bir otomobil kazası, anne – baba ve çocukları bir solukta ortadan kaldırabilir. Büyük depremler de böyledir. Bulaşıcı hastalıklar, ailenin kişiliklerini birer birer, yavaş yavaş kemirir. Bazı kazalar da aile kişilerini sakat bırakır.


ÖLÜM

Bir babanın ölümü, çalışmayan, geliri olmayan bir anne için felaketlerin en büyüğüdür. Çocuklarına kim bakacak, nerede oturacaktır? Annenin ölmesi halinde, durum yine aynıdır. Çocuklara kim bakacaktır? Yeni gelecek olan ikinci anne, bakalım gerçek anne gibi yakınlık ve sevgi gösterebilecek midir? Ayrıca bir de ölüm nedeniyle duyulan üzüntüyü düşünelim. Aile içinde her ölenle beraber, hayatta kalan aile kişileri de biraz ölmüş sayılırlar.
Ailenin tüm çocukları, anneleri – babalan, kardeşleriyle birlikte yaşamak isterler. Onlardan birini ya da birkaçını kaybederlerse üzülmezler mi? Bu üzüntüyü ve acıyı yaşamlarının sonuna kadar akıllarından çıkarmazlar.

ÇOCUK SORUNLARI

Aile içindeki bunalımlara bazen de çocuklar neden olur. Sakat doğan, geri zekâlı olan çocuklar, anne – baba için sonsuzluğa dek sürecek bir kaygı kaynağıdır. Bunların iyileşme olanağı da yoktur.
Normal doğdukları halde, büyüdükçe anormalleşen, topluma uymayan ve ona düşman kesilen, kötü alışkanlıklar edinen cinayet ve hırsızlığa dadanan çocuklara ne demeli? Bu gibi çocukları yola getirmeye çalışmak, hem ailelerin, hem de toplumun görevidir.


KARI – KOCA ARASINDAKİ SORUNLAR

Eşlerin arasını açan çeşitli sorunlar vardır. Bunlardan birincisi, kıskançlıktır. Bazı erkekler çalışan genç eşlerini kıskanırlar, onların başka erkeklerle birlikte bir iş yerinde çalışmalarını istemezler.
Bazı kadınlar da meslekleri nedeniyle kocalarını kıskanırlar, örneğin mesleği doktor olan bir erkek, gerektiğinde kadınları da muayene edecek, onlarla sık sık ilgilenecektir. Doktorun eşi olan genç kadın, bu durumu kıskanırsa ailenin temeli sarsılmış olur.
Denizciler için de böyledir. Gemisiyle iki aylık
uzun bir sefere çıkan kaptanın eşi, kuşkusunda haklı olabilir. Hele bu durum sık sık tekrarlanırsa, kıskançlık ve kuşku daha da artabilir.
Eşler arasında buna benzer nedenlerle çıkan anlaşmazlık ve taı ışmalar bazen ayrılığa yol açar. Ayrılık, boşanma değildir ama, ona çok yakın bir durumdur. Her iki taraf yargıç kararıyla bir süre birbirinden ayrı yaşarlar, başkasıyla evlenme hakları yoktur.
Bu duruma üzülen, yine çocuklar olur. Kimin yanına gideceklerdir, annelerinin mi, babalarının mı?.. Bazen, kızlar annelerinin, erkek çocuklar da babalarının yanında kalırlar.
Ayrılık süresi dolduktan sonra eşler yine anlaşamazlarsa, o zaman boşanma, kaçınılmaz bir zorunluk haline gelebilir. Bazı toplumlarda, boşanmak yasa dışıdır ve yasaktır.
Hindistan’da yaşayan bir kabilenin kişileri ömürleri boyunca bir defa evlenirler ve hiç ayrılamazlar. İtalya’da Katolik dinine bağlı olanlarda, yaşamları boyunca bir defa evlenebilirler. Eşleri ölse de yine evli sayılırlar, yeniden evlenemezler.
Batı ülkelerinin çoğunda, boşanma yasaldır. İngiltere ve Amerika’da 1970 yıllarında, her üç evlenmenin biri, boşanma ile sonuçlanmıştır.
Boşanmalar, genç çiftler arasında daha çok görülmektedir. Yaşlılar herhalde sabırlıdırlar, hemen ayrılmaya kalkmazlar.
Boşanmalar, en fazla çocukları olumsuz yönde etkiler. Hem anne ve babalarından uzak kalırlar, hem de büyüdükleri zaman evlenmekten çekinirler ya da evlendikten sonra, anne ve babaları gibi eşlerinden ayrılmak isterler. Bu istek, çocuğun bilinç altına yerleşen bir duygudur.
Çocuğun küçükken gördüğü ve duyduğu şeyler, zihnine ve bilinç altına gizlice yerleşir. Çocukluktan çıkıp büyüdükten sonra, evlendiği zaman, duyduğu ve gördüğü olayları, elinde olmadan, istemeyerek, aynen tekrar edebilir.

Yorum yazın