Yıldız Sarayı Hakkında Bilgi

Yıldız Sarayı Hakkında Bilgi

Yıldız Sarayı, İstanbul’da Yıldız Tepesinden Beşiktaş’a oradan Ortaköy’e kadar uzanan alan üzerine yapılmış köşk ve kasırlardan oluşan saray kompleksi. 19. yy’da yapılan ve çeşitli mimarlık biçemlerini yansıtan yapılar topluluğunun bulunduğu alan, Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri av alanı olarak kullanılıyordu. Bu alandaki ilk yapıyı, III. Selim (1789 -1807) annesi Mihrişah Sultan’a bir kasır olarak yaptırdı. II. Mahmut da (1808 -1839) Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdıktan sonra kurduğu yeni ordu, Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin eğitimlerini izlemek için bir köşk yaptırdıysa da bu köşk günümüzde ortadan kaldırılmıştır. Abdülme-cit (1839 – 1861) de 1842’de annesi Bez-mialem Valide Sultan için Kasr-ı Dilküşa adını taşıyan ve günümüzde Valide Sultan Köşkü olarak bilinen yapının esasını oluşturan yapı olduğu sanılan köşkü yaptırdı. Abdülaziz (1861 – 1876) döneminde ise yapılaşma hızlandı; Büyük Mabeyn Köşkü, Malta ve Çadır köşkleri, Çit Kasrı bu dönemin eserleridir. II. Abdülhamit (1876-1909) tahta çıktığında, 1856’dan beri Dolmabahçe Sarayı’nda oturan padişahların uygulamasını bir yana bırakarak Yıldız Sarayına taşındı. Onun döneminde Küçü Mabeyn, Car’ıyeler Dairesi, Kızlarağası Köşkü, Şale Köşkü, Cihannü-ma Köşkü, Harem Yapıları, Yıldız ya da Hamidiye Camisi, Marangozhane, Tamirhane, Eczahane, Kilithane, Kütüphane, Çini Atölyesi, Şehzadeler Köşkleri yapılarak günümüzdeki saray kompleksi ortaya çıktı.

Osmanlı döneminde yapılan son saray olan Yıldız Sarayı’nda yer alan yapılarda belirli bir biçem birliği yoktur. Yapıldığı dönemde Avurapa’dan getirilen yapı malzemeleriyle gerçekleştirilen bu yapılar, prefabrikasyon tekniği ile gerçekleştirildikleri için çok kısa sürede tamamlandılar. Saray alanı 4 m yüksekliğinde harpuşatlı duvarlarla çevrilidir. Ağaçlıklı bir alan içinde dağılmış olan köşk ve kasırlardan oluşan asıl saray bölümüyle, günümüzde Yıldız Parkı olarak bilinen dış bahçeden oluşur. Saraya dört ana kapıdan girilir. Hamidiye Camisi’nin karşısında bulunan kapı, Koltuk Kapısı adını taşır. Bu kapının iç kesiminde sağda Büyük Mabeyn Köşkü, solda ise Başkitabet Dairesi yer alır. Bu kapının sağında giden yolun üzerinde Valide Suttan Kapısı ortaya çıkar; hemen solunda da yalnızca padişahların kullandığı Saltanat Kapısı bulunur. Dördüncü kapı ise bugün Yıldız Parkı’na girişi sağlayan Mecidiye Kapısı’dır. Geç dönemde Şale Köşkü tamamlandıktan sonra bir beşinci kapı açıldı.

Saltanat Kapısı’nın solunda Abdülaziz’in dinlenme köşkü olarak Balyan mimarlar ailesine yaptırdığı Büyük Mabeyn Köşkü yer alır. Bu köşk, II. Abdülhamit’ce resmi toplantıların yapıldığı, davetlerin verildiği ve resmi çalışma odasının da bulunduğu, sarayın en büyük yapısıdır. Üst katta Mabeyn Müşiri Gazi Osman Paşa’nın özel odas ıbulunan bu köşkün alt odaları ma-yencilerce kullanılıyordu. Avusturya – MA-caristan Veliahtı Arşidük imparatoru ve Prusya Kralı II. Wilhelm ise 1889’da II. Ab-dülhamit’ce bu köşkte kabul edildiler. 23 Temmuz 1908’de ikinci Meşrutiyet’in ilanı kararı ile 8 Haziran 1919’da Saltanat Şurası’nıntoplantısı bu köşkte yapıldı. II. Abdülhamit’in yaptırdığı, tavanı zengin kalem işleriyle bezeli tek katlı Seyir Köşkü de bu yapıda yer alır.

Abdülaziz’in yaptırdığı tek katlı bir yapı olan Çit Kasrı, birinden ötekine geçilen zincirleme odalardan oluşur. 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşı ve 1897 Osmanlı – Yunan Savaşı bu köşkte kurulan büyük karargâhtan yönetildi.

Birinci Avluda, Valide Kapısı’nın tam karşısında Yaveran Dairesi yer alır. Art Nouveau biçemindeki bu yapı, II. Abdülhamit’in baş mimarı Raimondo D’Aronco’-ca gerçekleştirildi, içinde yaverlerin oturduğu odaların yanı sıra telgrafhane ve şif-rehane odaları da yer alır, iki katlı bu yapı grubunun sol başında padişahın ve haremin güvenliğinden sorumlu olan tüfenk-çibaşının Nöbet Odası bulunur.

Valide Sultan Kapısı’nın sağındaki uzunlamasına yapı, tek bir yapı gibi görünmekle birlikte, Silahane, Arabacılar ve Arabalık gibi her biri ayrı işlevlere sahip olan bir yapılar bütünüdür. Silahane, içinde ahşap sütunlarla taşınan bir asma kat oluşturulmuş uzun bir yapıdır. Yığma tekniğinde gerçekleştirilen yapı, saray çalışanları için yemekhane olarak yaptırılmıştır. Günümüzde Silah Müzesi olarak kullanılmaktadır. Saray arabacılarının oturduğu Arabacılar Dairesi ile saray arabalarının korunduğu Arabalık yapıları, içlerinde hiçbir süsleme olmaması açısından Silaha-ne’den değişiklikler gösterir.

Arabalık bölümünün tam karşısında II. Abdülhamit’in yaptırdığı iki katlı bağdadi bir yapı olan kimyahane – Eczane yer alır Saraya ait özel ilaçların yapıldığı bu köşkün önünde bulunan kaskatlardan güvercinler su içtikleri için Güvercinlik adıyla da bilinir. Silahane, Büyük Mabeyn, Yaveran Dairesi ve Çit Kasrı’nın bulunduğu birinci avluyu anıtsal görünümlü bir duva ayırır.

Bu yapıları 5 m yüksekliğinde, yuvarlak kemerli, döküm kanatlı, kalın çifte sütun arasına yerleşmiş harem kapısı ayım, ikinci avluya geçişte, 1900’de II. Abdühlamit’-in kendisi için özel olarak yaptırdığı Küçük Mabeyn Köşkü sağda yer alır. Büyük bir olasılıklar baş mimar Raimondo D’A-ronco’nun eseridir, iki katlı, kargir ve ince kalem işleriyle süslü olan bu yapı, II. Abdülhamit’in çalışma, yemek, dinlenme, kabul ve yatak odası bulunan özel dairesidir. Padişahın özel konuklarını ağırladığı alt kattaki salon, yemek odası olarak döşelidir. II. Abdülhamit tahtan indirilme kararını 27 Nisan 1909’da bu salonda öğrendi.

II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden sonra, padişah olan V. Mehmet Reşat, Yıldız Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na taşındı. Ondan sonra gelen VI. Mehmet Vahidettin de aynı yerde oturmayı sürdür-düyse de zaman zaman bu sarayı çeşitli amaçlarla kullanmayı sürdürdü. VI. Mehmet, Küçük Mabeyen Köşkü’nde 15 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’yı kabul etti. Küçük Mabeyin’in tam karşısında yine baş mimar Raimondo D’Aronco’-nun eseri olan Limonlik Serası bulunur. Bitişiğinde de padişahın dinlenme köşklerinden biri olan Pavyon Köşkü yer alır. Aynı avlunun içindeki bir başka yapı da Valide Sultan Köşküdür. Abdülmecit döneminde yapılan bu yapıda sonraları bazı eklemeler yapıldı, iki katlı bağdadi tekniğinde, tavanları kalemişleriyle süslü, geniş salonları olan bir yapıdır, ikinci avludan bir kapıyla küçük bir bahçeye geçilir. Girişin solunda Tiyatro, hemen yanında da Usta Kalfalar ve Gedikli Cariyeler Daireleri yer alır. Tiyatro 1889’da yaptırıldı. Tavanları mavi zemin üzerine yıldızlarla ve yıldız motifleriyle süslü, ahşah direkler üzerinde galerisi bulunan, kapı girişinin üstünde padişah locasının yer aldığı ilginç bir saray tiyatrosudur. Tavandaki küçük kubbesi ve sahne önündeki manzara resimleriyle dikkati çeker.

Valide Sultan Köşkü’nde önünde solda Musahipler ve Kızlarağası köşkleri, karşısında da Kadınefendiler, Hazinedarusta Kadın ve Cariyeler daireleri gibi harem bölümleri sıralanır. Küçük Mabeyin Köş-kü’ne koşut, Boğaz yönünde bol ağaçlı, havuzlu bir bahçe uzanır. Hasbahçe adını taşıyan bu bahçede 12 m genişliğinde ırmak gibi kıvrımlar yaparak dolaşan bir havuz yer alır. Bu havuzun ortasındaki küçük bir adacıkta Kebap Köşkü ya da Ada Köşkü olarak adlandırılan bir yapı bulunur. Havuzun bittiği yerde ise Cihannü-ma Köşkü adıyla bilinen, üç katlı, sivri beşik çatılı, bağdadi tekniğiyle yapılmış, padişahın özel olarak kullanıdığı köşk uzanır. Birinci ve ikinci bahçe ile Hasbahçe, yüksek bir duvarla dış bahçe olarak bilinen Yıldız Parkı’ndan ayrılır. Bu bahçede, Ab-dülaziz’in yaptırdığı Malta ve Çadır köşkleriyle II. Abdülhamit’in yaptırdığı Yıldız Çini Atölyesi yapıları yer alır. Dış bahçeden yine bir duvarla ayrılan, görkemli Şale Köşkü bulunur. Alman imparatoru II.VVİI-helm’in onuruna, birinci bölümü 1889’da, ikinci bölümü ise 1898’de yaptırıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra Yıldız Sarayı bir süre boş kaldıktan sonra, Atatürk’ün buyruğuyla kitaplığındaki değerli eserler İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne, taşınabilir eserler ise başka saraylara dağıtıldı. 1924’te Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bırakılan yapılar topluluğu, Harp Akademiler olarak kullanıldıktan sonra 1977’de Kültür Bakanlığı’na geçti. Günümüzde bir sara müze olarak hizmet vermektedir.

Etiketler: ,

Yorum yazın