Yapı Nedir

Yapı Nedir

YAPI, barınmak ya da başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yüzyılar boyunca mağara ve korunaklı yerlerde yaşayan insanoğlu, toprağı ekmeye başlayınca, yanı başına da yapılar kurma gereğini duydu. Gelişim basamaklarının ilk evrelerinde başlayarak yaşadığı çevreyi yapılar kurarak yaşama daha elverişli duruma dönüştürmeye çabalayan insan, konut edinmenin temel amacı olarak doğa koşullarına ve düşmana karşı koymak için de çalıştı. Konut düşüncesi olmadan önce toplu olarak ve bir arada yaşarken, kendine ait bir yapıya kavuşarak başkalarından soyutlanmış bir mekânda yaşama gereğini de duyan insan, önceleri günümüze göre ilkel sayılan yapılar gerçekleştirdi. Yüzyıllar yaşamın gereği olarak yapılar konut olmanın yanı sıra başka amaçlara da hizmet etmeye başladı. Yapıların kullanımı özel olmakla birlikte, toplumsal gelişme süreci içinde insanların doğrudan ilişkilere gir-meloriyle bütünleştirici ve bfrteçfcrkît Ü(f
özellik de kazandı. Bir topluluk, kapsadığı insanlar çok dağınık olmadığı sürece işlerliğini sürdürebilir. Bunun temel nedeni ortak güvenliğin sağlanmasıdır. Ayrıca içinde toplumsal etkinliklerin yer aldığı yapılar, herkesin ulaşabileceği ve erişebileceği bir uzaklıkta bulunmak zorundcidır. Böylece yapı sanayii, köylerin, kentlerin ve öteki toplumsal yerleşim birimlerinin kurulmasına öncülük etti. Aynı zamanda köylerle öteki yerleşim birimlerini birbirine bağlayan altyapı zorunluğu da kendiliğinden ortaya çıktı. Altyapı terimi, yollar, kanallar, demiryolları gibi ulaşım gereksinmelerinin dışında su ve enerji ve kanalizasyon sistemlerini, iletişim donanımlarını ve sel gibi doğal afetlere karşı korunma yapılarını içerir. Kısacası her türlü yapının korunmaya, iletişime ve ulaşıma hizmet amacıyla yapıldıkları söylenebilir.. Zaman içinde gereksinmelere göre yapı tipleri ve sayıları giderek çoğaldı. Bu arada hizmet vermeyi sürdürebilecek durumda olan eski yapılar da onarılarak yenileştirildi. Üretilen yapı türlerinin ülkeden ülkeye pek değişiklik göstermeyen belli bir oranı vardır. Çoğu ülkelerde toplam yapı sanayiinin % 40-50’sini konut yapımı, % 20-30’unu yeraltı yapıları, suyolu ile yol yapımları, geriye kalanı da sanayi yapıları, genel yapılar ve benzerleri oluşturur. Yapı sanayii, konut yapımı, sanayi yapıları, halka açık yapılar gibi yerüstü ve yeraltı yapı kuruluşlarını kapsar. Bu sınırlar içindeki uzmanlaşma çok sınırlı değildir. Birçok kuruluş belirli teknik dallarda uzmanlaşmıştır. Bu uzmanlaşma alanları beton bölümlerin yapımı, ağaç işlemeciliği, duvar yapımı, alçı kabartma ya da boyama olabilir. Bu tür kuruluşlar çoğunlukla bir bütün olarak istenen yapım işini yüklenmiş olan başka kuruluşların yan birimleridir. Yapılar gelecekte kullanacak olan kişinin özel isteklerine yönelik olmalıdır; bu nedenle yapılar mimarca hazırlanmış bir tasarı doğrultusunda oluşturulurlar. Yapıyı yaptıracak kişinin henüz bir yapı yeri yoksa bu kişi belirli bir yeri satın alabilir ya da kiralayabilir. Yine bu kişi yapının giderlerini bu konuda uzmanlaşmış olan bir yapı bankasına, teknik donanımını da bir yapı kuruluşuna bırakabilir. Böylece bir yapının oluşturulmasında yapı sahibi, mimar, yapı yerinin sahibi, parayı sağlayan ve yapı kuruluşu yer almıştır. Bu sırada bir kuruluş, bu işlerin ya hepsini ya da bir bölümünü üstlenebilir. Eğer yapı sahibi yapıyı kendi oluşturursa o zaman kendi yönetimindeki yapım söz konusudur. Ancak genellikle yapı sahipleri en azından yapımın teknik donanımını bir yapı kuruluşuna bırakırlar. Eğer hiçibr özel istek yoksa o zaman yapılar toplu olarak oluşturulabilir. Bu tür yapıların tek tek parçaları da gereksinim oranında seri olarak oluşturulurlar. Yapı şirketlerinin sonradan satabilmesine olanak tanıyacak biçimdeki yerleşim yapılarının yapımındaki istekler çok az değişiklik gösterir. Büyük ölçekli yapı tasarılarının bir bölümünde para sağlanmasını ve altyapı çalışmalarının bir bölümünü yüklenirler. Bu tür yapı kuruluş–ları ‘tasarıyı yüklenici’ olarak adlandırılır. Genellikle büyük bir yapı işinin ve sürekli halka açık yapı işlerinin bir kuruluşa verilmesinde, önceden bir öneri yarışması yapılır. Yapıyı yapma görevini üstlenecek kişi ya da kuruluşlar, ihaleye katılırlar, fha-

I,, istekliler arasında bir yarışmaya yol açarak fiyatların uygun oranda kalmasını sağlar. Ancak bunun bazı sakıncaları vardır. Öneride bulunanlar, bir fiyat belirleyebilmek için kendi olanakları ve yapının tasarımına göre bir ön plan yapmak zorundadır. Bunun hazırlanması da oldukça pahalıya mal olur. Ancak, sonuçta yalnız bir tanesi kazancak olsa bile her öneride bulunan bu planı hazırlamak durumundadır. Bir başka sakınca da, en düşük fiyatı verenin yanlış hesap yapma olasılığıdır; bazı noktaları gözden kaçırmış ya da önemsememiş olabilir. Kimi zaman ilk sakıncayı gidermek için müteahhitler aralarında anlaşmaya varırlar. Buna göre, fiyat önerisi öteki müteahhitlerin zararını karşılayacak harcamayı da içerecek biçimde verilir. Böylece kazanan müteahhit ötekilerin planlama giderlerini öd?r. ikinci sakınca da yine benzer bir yöntemle çözümlenebilir. Müteahhitler fiyatları önceden karşılaştırarak çok düşük fiyatların verilmemesini sağlarlar. Bu katı bir rekabeti önleyip fiyatın yüksek kalmasına yardımcı olur. Ancak bu uygulamanın yasal-lığı tümüyle o ülkedeki kartel yasalarının işleyişine bağlıdır.

Yapı sanayiinin niteliği, yapıların iki özelliğiyle belirlenir: Uzun kullanım süresiyle büyük boyutları ve kullanıldıkları yerde kurulmaları. ilk özellikleri nedeniyle yapıların sürekli genişleyen ve parçaları sürekli yenilenen bir yığın olduğu söylenebilir. Genişleme istemi değişiklik gösterebilir. Örneğin var olan 10 milyon birimlik yerleşim hacmi belirli bir yılda % 2 oranında artırılacak olursa 200.000 yeni konut yapımı gerekecektir. Bir sonraki yıl genişleme oranı °/o 1.5 olursa bu sayı 150.000’e düşer. Ancak dünya nüfusunun her geçen gün hızla artması nedeniyle konut gereksinmesi de hızla artmaktadır. Aynı zamanda yenilenen yapı bölümlerinin oranı da yıldan yıla değişmektedir. Bu nedenle yapı sanayii büyük bir esneklik içinde olmak zorundadır. Yapıların kullanım yerlerinde oluşturulması gerçeği, yapı sanayiinin bünyesini etkiler. Her şeyden önce, ortaya çıkarılan ürünün taşınmasının, çok büyük yapı parçalarının dışsatımı ve dışalımının olanaksızlığı nedeniyle birçok ülkede yapı sanayii ulusal bir sanayi dalı olmuştur. Buna karşın yapı kuruluşları etkinliklerini dış ülkelerde de sürdürürler. Avrupa, Asya ve Amerika’daki yapı kuruluşları, gelişmekte olan ülkelerde ve OPEC ülkelerinde de etkindir. 1980’den bu yana inşaat alanında da dışarıya açılan Türkiye’deki yapı kuruluşları, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere, Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerinde de birçok ihaleyi üstlenmişlerdir.
Genellikle teknik ve yönetimle ilgili bilgi dışsatımı yapılır. Yapım işi büyük oranda o ülkede bulunan işgücü ve gereçle yürütülür. Belirtilen bu özellikler, yapı sanayiinin öteki üretim dallarına göre, daha az makineleşmiş ve sanayileşmiş olduğunu gösterir. Fabrikada oluşturulan hazır evler ve yerleşim birimleri şimdiye kadar yeterince ilgi çekmedi. Buna karşın, merdiven, kapı, dolap, asma balkon, pencere ve kapı kasası gibi hazır parçalar büyük miktarda üretilir. Makineleşme ve otomasyon yapı parçalarının, kuruluş yerine hazır ulaştırılmasını sağlayacak ölçüde gelişmiştir. Çoğu şirketler bu tür etkinliklere yönelmiştir, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra birçok ülkede hem yapı hem de nitelikli işçi yetersizliği ortaya çıktı. Böylece büyük parçalarla çalışma yöntemi ağırlık kazandı. Yeni yapılarda kullanılan hazır yapı elemanları, bunların tasarımını ve teknik işlemlerini de değiştirdi. Başlangıçta geleneksel yapıların yanında, çağdaş yapılar yükselmeye başladı. Zaman içinde hazır konutlarla geleneksel yapılar arasında kesin çizgi yumaşadı. Günümüzde eski biçimlere sıkı sıkıya bağlı yapı tasarımlarında bile hazır yapı elemanları kullanılmaktadır.

Yapı sanayii, pahalı işçilik, pahalı maliyet nedenlerinin yanı sıra uzun süreli bir üretime dayanması nedeniyle öteki sanayi dallarına oranla verim açısından geride kalmaktadır. Bu da yapı fiyatlarının başka sanayi ürünlerinden daha yüksek olmasına yol açar. Sanayileşmiş ülkelerde yapı sanayii, GSMH’nın °/o 10-15’ini oluşturur. Ancak bu oranın düşüklüğüne karşın, yapı sanayiindeki işgücü toplamı, toplam işgücüne oranla daha yüksektir. Bu nedenle kalkınmakta olan ülkeler, bir yandan büyük boyutlara olan konut açığını kapatmaya çabalarken, öte yandan da bu alanda çalışan çok sayıdaki işçiye iş alanı açarak işsizliğe bir oranda çözüm bulmak amacıyla Başbakanlığa bağlı Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Dairesi Başkanlığı kurularak, Toplu Konut Fonu adlı fonda biriken paralar, konut açığını kapatmada kullanılmaya başlandı. Öncelikle dar gelirli çalışan kesime, belirli oranlar içinde kredi verildi, kooperatiflere topluca kredi olanakları yaratıldı; yurtdışında çıkanlardan bu fona aktarılmak üzere vergi konuldu.

Yapı fiyatları tüm dünyada en çabuk değer kazanan maldır. Yapı sanayii, genel ekonomi ve pazar istemleri üzerinde önemli bir etki yapar. Artan yapım fiyatlarına karşın yeni yerleşim birimlerinin kiralama fiyatını eskileriyle aynı düzeyde tutabilmek için devlet, birçok ülkede konut yapımının büyükbir bölümünü, yapı projelerini hızlandırmak ve desteklemek yoluyla yönlendirilir. Kısacası yapı sanayii, bir ülkenin genel ekonomisinde ve işgücünün kulanımında en önemli yerlerden birine sahiptir.

Yorum yazın