Yahudilikte İbadet ve Tapınma

Yahudilikte İbadet ve Tapınma

Yahudilerde tapınma, sinagoglarda yapılır. Ancak buralarda tapınmak amacı ile en az on erkeğin bir arada bulunması gereklidir. Erkek sayılmak için “bar misva” olmak, yani 13 yaşına basmış bulunmak önkoşulu aranır.
Bir Sinagogun iç ve dış yapısı son derece yalındır. Dinsel yönden kirli sayılmayan ve çevresinde adı kötüye çıkmış yerler bulunmayan her yapı, sinagog olarak kullanılabilir.
Bir sinagoga giren yabancının gözüne ilk çarpan, salonun ortasındaki yüksek bölümdür. Buraya “Berna” denir. Berna, ‘Yüksek yer” anlamındadır. Buraya, iki yanındaki merdivenlerle çıkılır. Ortasında alçak ve geniş bir masa ve iki yanında da ayakta duracak yerler vardır. Burası Tevrat okumak için kullanılır. Çevresinde bir parmaklık ve iç tarafında çepeçevre bir sıra yer alır.
Sinagogun doğu duvarında yerli bir dolap vardır. Buna “Kutsal Sandık” adı verilir. İçine Kutsal Kitap tomarları konur. Dolap, perde ile örtülür. Bu perdeye “Paroket” denir. Dolabın ve kürsünün bulunduğu yüksek yerin iki yanında hahamlar, topluluk başları ve başka ileri gelen kişiler
otururlar. Buraya “Mizrah (doğu) Yeri” denir.
Tavana, duvarlara, Berna’nın çevresindeki parmaklığa lambalar yerleştirilmiştir. Sinagoglarda ayrıca, hiç söndürülmeyen bir ışık yanar.
Doğudaki yüksek yerin önünde, birkaç basamakla çıkılan baş duacının (kantor) kürsüsü bulunur. Buna, “yer” anlamında “Ammud” adı verilir. Berna’daki alçak masa ile Ammud’dakinin üzerlerine, sinagoga bağışlanan değerli örtüler serilir.
Bu düzen tapınma sırasında gözleri ortaya, Berna üzerinde toplar. Ama asıl tapınma sırasında Kudüs’e yönelinir.
Kadınlar, erkeklerle bir arada oturmazlar. Kadınların yeri arkada ya da yanlardaki bölümlerdir. Bunlar birbirinden perde ya da kafesle ayrılmışlardır. Bu ayrılık kaç – göç anlamına gelmez. Yahudilerde tapınma erkekler tarafından yapıldığı için buna gerek duyulur. Kadınlar yalnızca dinleyici olarak orada bulunurlar.
Sinagogun doğu duvarına da lambalar asılmıştır. Ayrıca o günkü tapınmayla ilgili bildiriler de buraya konur.
Tapınma yerinde aynı zamanda ders yapılır. Bu nedenle raflara ve sandıklara konmuş kitaplar vardır. Büyük sinagoglarda derslikler, kitaplıklar ve oturma salonları ayrılmıştır.
Sinagoglardaki tapınmanın öteki göksel dinlerden kişilere en yabancı gelen yönü, kendi tapınma yerlerinin tersine, her ağızdan bir ses çıkmasıdır. Topluluk dolaşır, birbiriyle rahat rahat konuşur. Okunanları dinleyen pek azdır. Hele küçük sinagoglarda tapınma zamanından erken gidip eş- dostla konuşmak bir tür töredir. Tapınma töreni bittikten sonra da topluluk hemen dağılmaz, yarıda kalan konuşmalar sürdürülür.

Sinagog bir tapınak değil, adından da anlaşılacağı gibi, bir toplantı yeridir. Yahudilerden zamanı olanlar her gün oraya gider ve kendilerini sanki evlerinde sayarlar.
Tapınma sırasında da bir düzen, disiplin yoktur. Herkes canının istediği gibi kantorun ilahisine katılır; isterse bunu yarıda bırakarak yanında- kiyle konuşur. Sinagogda kimse başkasının üstü değildir, bu nedenle kimse kimseye karışmaz.
İlahi Yahudilerde tapınmanın temelini oluşturur. Dindar Yahudilerin yaşamlarında dua, en büyük rolü oynar. Dua için kesin şekiller saptanmıştır. Bunlar sabah, öğle ve akşamları okunur. Sabah töreninde bir dua atkısı (Tallit) örtünülür. Bu, kenarları püsküllü, yünden ya da ipekten dörtgen bir kumaş parçasıdır. Sabbat’tan başka günlerde sabah duası sırasında sol kolun pazusuna ve alına birer “Dua kayışı” bağlanır. Bunlardan her birine, içinde Tevrattan bölümler yazılı parşömenler bulunan kutucuklar takılır.
Asıl duanın (On altı dua) ayakta edilmesine karşın, diğer dualar sırasında değişik duruşlara uyulur.

Yorum yazın