Velayet Nedir

Velayet Nedir
velayet (Arapçada “dost edinme”, “yardım etme”), mutasavvıfın Tanrı’yı, Tanrı’nın da mutasavvıfı dost edinmesi. Velayete ulaşmış kişilere evliya(*) denir.

Kuran’a göre velayet, iman etmek ve muttaki olmaktır (Yûnus 63). Kuran bir yerde de muttaki insanın niteliklerini belirtir (Bakara 177). Mutasavvıflar zamanla Kuran’m tanımının dışında da bir velayet anlayışı geliştirdiler. Önce velayet kavramı genel (velayet-i amme) ve özel (velayet-i hassa) olmak üzere ikiye ayrıldı. Genel velayet, Kuran’daki tanımına uygun biçimde tüm Müslümanların niteliğiydi. Özel velayet ise yalnız mutasavvıflara özgü kılındı; keşif, ilham ve keramet bu tür velayetin ayrılmaz parçası olarak tanımlandı. Daha sonra tasavvufa felsefi düşünceyi sokan Hakim Tirmizi’nin (ö. 908) geliştirdiği ve hemen tüm mutasavvıflarca benimsenen velayet anlayışı, egemenlik ve yöneticilik anlamına gelen vilayet kavramına dayanır. Buna göre velayet, Tann’nın evren üzerindeki tüm yönetim ve egemenlik haklarının velilere bırakılması anlamına gelir. Tüm evren Tanrı isteminin kendilerinde yansıdığı velilerce yönetilir.

Tirmizi’nin velayet anlayışı Muhyiddin Arabi ve izleyicilerince daha da geliştirilerek sistemleştirildi. Buna göre velayet, Tan-n’mn mutlak velayeti (velayet-i mutlaka-i ilahiye) ve özel Muhammedi velayet olmak üzere ikiye ayrılır. Tanrı’nın mutlak velayeti tüm peygamber ve velilerdekini kendisinde toplayan, tüm nesnelerin niteliklerini ve tüm varlıkların sabit gerçekliklerini (ayan-ı sabite) kuşatan bir velayettir. Özel Muhammedi velayet, tüm tanrısal isim ve sıfatları kendinde toplayan, tüm zorunlu ve olumsal gerçekliklerin kaynağı olan mertebeyi oluşturur. Bu mertebeye velayet mührünün kandili (mişkat-ı hatem-i velayet) adı verilir. Bütün peygamber ve veliler bilgilerini, son peygamberin (hatemü’l-enbiya) gerçekliği olan bu mertebeden alırlar.

Özel Muhammedi velayet ruhsal ve biçimsel yönetimi (manevi ve suri tasarruf) birleştirip birleştirmeme açısından ikiye aynlır. Ruhsal ve biçimsel yönetimi birleştiren velayet evrenin manevi yöneticisi olan kutb(*) ile dünyevi yönetici olan sultanın yönetimini içerir. Ruhsal ve biçimsel yönetimi birleştiren velayetin mührü (hatem) Ali bin Ebu Talib’dir (Hatem-i Kebir). Ruhsal ve biçimsel yönetimi (velilikle sultanlığı) birleştiren velayetin ikinci mührü, kıyamet öncesinde ortaya çıkacak olan Metidi’dir (Hatem-i Sagir). Ruhsal ve biçimsel velayeti birleştirmekle birlikte yalnızca ruhsal yönetim yetkisi olan velayetin mührü Muh-yiddin Arabi’dir (Hatem-i Asgar). Genel olarak velayetin kendisiyle sona ereceği son mühür ise gene kıyamet öncesinde gökten inecek olan Hz. İsa’dır; onunla birlikte zaman sona erecektir.

velayet, küçüklerin ve kısıtlıların bakım ve korunmalarım sağlamak için, onların kişilikleri ve mallan üzerinde ana babaya tanınan görev, hak ve yetkiler.

On sekiz yaşını doldurmamış küçükler ile kısıtlı erginler kural olarak ana babalarının velayeti altındadır. Yargıç kısıtlılık altına alınan bir erginin ana babasının velayetine bırakılmasında sakınca görürse bir vasi atayabilir. Evliliğin devamı sırasında ana baba velayeti birlikte kullanır; anlaşmazlık durumunda babanın oyu yeğlenir. Ana babanın çocuğun kişiliğine ilişkin görevleri ona bakmak, geçimini sağlamak, onu yetiştirmek, düşünsel ve ruhsal bakımdan eğitmektir. Çocuğun maddi manevi bakımı için gerekli olan masraflar doğrudan ana babaya aittir. Bu görevleri yerine getirmeyen ana baba hakkında yargıç kararıyla nafaka ödetme, velayet hakkından yoksun bırakma, gereğinde tazminat ödettirme gibi yaptırımlar uygulanabilir. Ana baba velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını da yönetirler. Buna ilişkin görevlerini gereğince yapmazlarsa, yargıç işe karışabilir. Ana baba gerektiğinde çocuğun yasal temsilcisi olarak hareket etmekle yükümlüdür.

Velayet yalnız görevleri değil, hakları da içeren bir kavramdır. Bu hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardandır. Çocuk, ana babasına uymak zorundadır. Yasal bir neden bulunmadıkça çocuk, ana babadan alınamaz. Ana baba çocuk ergin oluncaya değin onun mallarından yararlanırlar. Buna karşılık velayet altındaki kısıtlının mallanndan ekonomik anlamda yararlanılamaz.

Ana babanın velayeti ifadan aciz bulunma-lan, kısıtlılık altına alınmalan, çocuk üzerindeki nüfuzlarım ağır biçimde kötüye kullanmaları, çocuğa karşı olan görevlerini aşırı biçimde ihmal etmeleri durumunda, bir ilgilinin açtığı dava sonucunda velayet kaldırılabilir. Çocuğun bedeni ve düşünsel gelişmesi tehlikeye düşer ya da çocuk manen terk edilmiş olursa, ana babadan alınarak bir aile yanına ya da kuruma yerleştirilebilir.

Yorum yazın