Vecd Nedir

Vecd Nedir
vecd, mistisizmde, Tanrı’yı kendi içinde görmeyi ya da Tanrı’yla bir olmayı amaçlayan deneyim. Çeşitli mistik akımlarda bu amaca ulaşmanın farklı yolları vardır. En çok uygulanan yöntem, dört aşamadan oluşur: 1) Bedensel isteklerden arınma, 2) iradenin arıtılması, 3) zihinsel aydınlanma, 4) varlığını ya da iradesini tanrısal varlıkla bütünleştirme. Öteki yöntemler arasında, Mevlevilikteki sema gibi dans etme, bazı Helenistik gizem dinlerinde olduğu gibi yatıştırıcı ya da uyarıcı madde kullanma, bazı İslam mezheplerinde ve çağdaş deneyci dinsel topluluklarla Yerliler arasında görülen uyuşturucu (örn. peyote, meskalin, afyon, LSD) kullanımı sayılabilir. Ama Doğu ve Batı’da birçok mistik, uyuşturucu maddelerin kişilik üzerinde kalıcı etkisi olmadığını, bu nedenle vecde ulaşma amacına uygun olmadığını öne sürmüştür. İlkçağda bazı Yahudi topluluklarında vecd durumuna girmek için müzik kullanılırdı. Törenlerde müzik eşliğinde dans edilir, bu yolla Yehova’nın törene katılanlan ele geçireceğine inanılırdı. Delphoi’deki kehanet yerinin başrahibesi Pythia, sık sık girdiği vecd durumunda bir kaynaktan su içtikten sonra, dirilişin simgesi olan pitonun esinlediği sözleri mırıldanırdı. Başı dertte olanların dileği üzerine Pythia’mn ağzından ‘çıkan “sözler” rahiplerce yorumlanır, başta ölüm olmak üzere çeşitli felaketlerin bu yolla önlendiğine inanılırdı. Şaman dinlerinde de vecd, ruhun bir yerden bir yere hareket etmesini sağlardı.

Tasavvufta vecd mutassavvıfın bir hal(*) ile kendinden geçmesi olarak tanımlanır ve genellikle tevacüd, vecd ve vücud olarak adlandırılan üç derecede ele alınır. Tevacüd mutasavvıfların vecd içindeki kişilere benzemeye çalışmasıdır. Vecd ise hiçbir çaba ve zorlama olmadan mutasavvıfın kalbine gelen haldir. Bu nedenle vecd bir Tanrı vergisi ve bağışı sayılır, ama çok ibadet ve zikrin vecdin bağışlanmasına neden olabileceği kabul edilir. Vücud, mutasavvıfın tüm halleri geçerek fena(*) ve bekâ(*) haline ulaşmasıdır. Vücud, mutasavvıfın tüm beşeri niteliklerini yok etmesini gerektirir. Vücuda ermiş mutasavvıfta fena ve bekâ hali sürekli birbirini izler, sonunda uyanıklık (sahv), kendinde olma durumunda yerleşir. Mutasavvıf bu durumda hep Tanrı ile hareket eder, Tanrı ile konuşur.

Yorum yazın