Uzaduyum Gücünü Sınama Yolları

Uzaduyum Gücünü Sınama Yolları

Daha önce, üç tür duyu ötesi algılama olduğunu öğrenmiştik. Şimdi aşağıda anlatacağımız olayları okurken, bunların hangi türden olabileceğine karar vermeye çalışınız.
Anlatacağımız bu öykü, “Chaffin Vasiyetnamesi Olayı” diye bilinmektedir, öykü insanı şaşırtacak niteliktedir. James Chaffin, bir çiftçidir. Düzenlediği vasiyetnamesini, babasından kalma eski bir kutsal kitabın içine koymuş, ancak bu konuda kimseye bir şey söylemeden ölmüştür. ölümünden sonra, bu vasiyetnamesinden önce yazdığı ikinci bir vasiyetname bulunmuştur. Bu vasiyetnameye göre, bütün malını-mülkünü en büyük oğluna vermiştir, öteki iki oğluna ve karısına ise hiçbir şey bırakmamıştır.
Dört yıl sonra bir gece, ortanca oğlan düşünde babasını görmüştür. Yaşlı adamın üzerinde siyah paltosu vardır ve oğluna şunları söylemiştir:
“Benim vasiyetnamemi paltomun cebinde bulacaksınız”.
Ortanca oğlan düşünü annesine anlatmıştır. Ancak annesi ona, paltoyu öteki erkek kardeşine verdiğini söylemiştir.
Bunun üzerine ortanca oğlan, arkadaşlarıyla birlikte kardeşinin evine gitmiş ve paltoyu kardeşinden almıştır. Cep astarının dikilmiş olduğu görülmüştür. Dikişleri sökünce de içinde katlanmış
küçük bir kâğıt bulur. Babası kâğıda şunları yazmıştır:
“Babamın eski kutsal kitabından 27. bölümü oku.”
Ortanca oğul kitabın 27. bölümünü bulmuş ve vasiyetnamenin gerçekten orada olduğunu şaşırarak görmüştür.
Vasiyetnamenin tanıkları yoktur, ancak babanın el yazısı ile yazılmış olduğu kesindir. Bu vasiyetnamesinde baba, mallarının oğulları ve karısı arasında eşit biçimde paylaştırılmasını istemektedir. En büyük oğlan buna karşı çıkarsa da mahkeme, en son yazılan vasiyetnamenin geçerli olmasına karar vermiştir.
Bu vasiyetname olayını kimileri, öldükten sonraki yaşamın bir kanıtı olarak yorumlamışlardır. Onlara göre babanın görüntüsü bir “düşsel görüntü”dür. Kimileri de olayı tam bir görülmeyeni görme olayı (göriigücü) olarak yorumlamıştır, öte yandan olaya genel anlamda bir uzaduyum biçimi gözüyle de bakılmıştır. Gerçek vasiyetnamenin yerini yaşayanlardan hiçbiri bilmediğine göre, bu bilgiyi onlara yalnızca James Chaffin, kısacası ölen baba verebilir. Bu durumu nasıl yorumlamalıdır?

BAŞLARKEN
Bu kitapta verilen deneylerin uygulanabilmesi için, gerekli basit ve temel hazırlıklar aynen yerine getirilir. Aşağıdaki deneylere başlamadan önce, bu konu ile ilgilenen kişiler kendi “Duyu ötesi algı laboratuvarlarını” kurmalıdırlar.
Bu amaçla, kişinin kimse tarafından rahatsız edilemeyeceği ve kendisini rahatça gevşek bırakabileceği serin bir oda seçilmelidir. Rahat bir sandalyeye oturulmalıdır. Oturulan yerin önüne küçük bir masa konulmalıdır. Karşısına bir perde aşılmalıdır. Bu perde, karşıda oturarak yardımcı olacak kişinin görülmesini engelleyecek büyüklükte olmalıdır. Ama kuşkusuz en iyisi, ayrı ayrı odalarda oturulmasıdır. Amaç deney sırasında yanıtları etkileyecek kımıldama, hareket, bakış gibi durumların görülmemesidir.
Daha sonra ışıklar azaltılarak oda loşlaştırılmalı ve dikkati dağıtacak her şey ortadan kaldırılmalıdır. Deney sırasında yardımcıyla kesinlikle konuşulmamalıdır. Çünkü konuşma, bir nokta üzerinde yoğunlaştırılmaya çalışılan düşüncelerin kolayca dağılmasına neden olacaktır.
Duyu ötesi algıda başarı sağlamak için gereken en önemli nokta, zihnin ve bedenin tümüyle gevşemesidir. Tüm gevşemeyi sağlayabilmek için de şunlar yapılmalıdır: Gözler yavaşça kapatılmalıdır. Uykuya geçiş anında olduğu gibi, belirli hiçbir düşünceye takılmadan düşünceler birer birer zihinden atılmalıdır. Sonra tüm beden kasları gerilerek sıkılmalı ve bu durumda içten ona kadar sayılmalıdır. Sonra, gergin kasların tümü gevşetilerek kejıdi durumuna bırakılmalıdır. Omuz, boyun, karın, kol, bacak ve ayak parmaklarına kadar tüm kasların birer birer gevşediği duyulacaktır.
Tüm gevşeme sağlandıktan sonra, derin ve uzun bir soluk alınmalıdır. Soluk bir süre içeride tutulmalı, sonra yavaşça dışarı verilmelidir. Bu soluk alıp-verme işlemi bir dakika kadar sürmelidir. Gevşeme yönteminde kesinlikle acele edilmemelidir. Hareketler durgun, sessiz, yavaş ve adım adım gerçekleştirilmelidir.
Deneyler yapılırken, Dr. Rhine’nin geliştirdiği Zener kartlarından yararlanılabilir. Bu kartların üzerinde bulunan simgeler,sayfanın altında gösterilmiştir.
Bu deneyde, kartlardan başka gerece gereksinme yoktur. Kartları herkes kolayca yapabilir. Bunun için 7,5 x 12 cm. boyutlarında 25 kart kesip üzerlerine her biçimden beşer tane çizilir. Özellikle çizilen simgenin kartın arkasından görünmemesine dikkat edilmelidir. Böylece, deney için gereken 25 karttan oluşan bir deste hazır olacaktır.

DENEY 1
Bu deney için 25 kart iyice karıştırılır. Karıştırıldıktan sonra yardımcıya, destenin en üstündeki kartı alması ve düşüncesini kartta bulunan simge üzerinde yoğunlaştırması söylenir. Karttaki şeklin ne olduğunu bildirmek için acele etmek gerekmez. Bildiriler için değişik sürelere gereksinim duyulabilir. Bir süre beklenir ve bildiri “doğru” olduğu duygusu içte belirince açıklanabilir.
Yardımcının zihnindeki imge algılanmaya çalışıldığı sırada, gevşeme durumunun bozulmama- sına özen gösterilmelidir. İletiyi almak için zorlamalardan kaçınmalıdır. Bu durumda gelen yanıt, karmaşık ve belirsiz olur. Ama sabır ve alıştırmalar sonunda, çok geçmeden zihni yoğunlaştırma başarılabilir.
Hangi kartın seçildiği algılandığı zaman, yanıt verilmelidir. Yardımcı bu yanıtı ve doğru simgeyi, bu kitabın sonundaki kayıt çizelgesi örneğine bakarak, daha önceden hazırlanan karta yazmalıdır. Yardımcı doğru yanıtı aldıktan sonra, seçilen kartı kapalı olarak bir kenara koymalıdır.
Böylece yanıtların doğruluğu denetlenmeden, öteki kartlar da aynı işlemle sıradan geçirilir. Her yanıttan sonra, iletinin doğru mu, yoksa yanlış mı olduğu öğrenilmek istenebilir. Ancak sonuçlara kesinlikle bakılmamalıdır. Çünkü üst üste birkaç kez yanlış bildiride bulunulduğu öğrenilirse, kişi kendine olan güvenini yitirebilir. Ya da üst üste doğru yanıtladığını görerek, yoğunlaşma-
ya gerek duymaz. Tüm destenin kartları, yardımcının zihni okunarak yanıtlandığında, birinci tur bitmiş olur. Yanıtların doğru ya da yanlış olduğuna bakmadan ilk turu bitirdikten sonra, yine baştan başlanır.
Büyük bir olasılıkla, yarım saatte beş tur yapılabilir. Ancak yanıtların doğru olduğuna inanmadan, açıklamada bulunulmamalıdır. Gerekirse, bir yanıt için on dakika beklenir. En önemlisi de, sıkılma ya da yorulma durumunda deney hemen bırakılmalıdır. Böyle durumlarda, bir süre dinlendikten sonra deney yine sürdürülebilir.
Yanıtların değerlendirilmesi için, her deneyin sonunda deney tablosuna bakarak doğru yanıt oranı kontrol edilir.
Doldurulan bilgi kartları saklanır. Böylece sonuçları karşılaştırarak duyu ötesi algı konusunda ne denli ilerlendiği anlaşılabilir. Bu konuya ilgi duyan kişiler, en güçlü algıya sahip oldukları alanı belirleyerek, zaman zaman o alanla ilgili deneyleri yinelemelidirler.

DENEY 2
Buna, “Doğrudan imge (imaj) Aktarımı Deneyi” denir. Amerikalı ünlü yazar Upton Sinclair bu deneyi, karısı Mary’nin ruhsal yeteneğini ölçümle- mek için kullanmıştır. Bu deneyde Mary Sinclair, ayrı bir odada yalnız başına oturarak düşüncelerini bir noktada toplamıştır. Sonra başka bir odada oturan kocası bir sözlüğü rasgele açmış ve o sayfadan yalın ve açık biçimde resmini çizebileceği bir sözcük bulmuştur. Upton Sinclair bu sözcüğü bir resim olarak çizmiş, öteki odada bulunan eşi Mary Sinclair de aynı çizimi yapabilmiştir. Bu olay değişik sözcüklerle pek çok kez denenmiş ve Bayan Sinclair çoğunu doğru olarak
çizebilmiştir. Kimi zaman da çizimler kapalı bir zarf içinde verilmiş ve zarftaki çizimlerin insanı şaşkınlığa düşüren bir doğrulukla çizildiği görülmüştür.
Bu deneyi uygulamak için, eşlerin her ikisinde de birer defter ve kalem olmalıdır. Eşler odanın iki ayrı ucunda ya da ayrı odalarda oturmalı ve birbirlerinin çizirîılerini görmemelidirler.
Önce “gönderici” basit bir nesnenin resmini çizmeli ve “Hazırım” demelidir. Hem “gönderici” hem de “algılayıcı” gevşeme durumuna girerek birkaç dakika düşüncelerini yoğunlaştırmalı- dırlar. “Algılayıcı”, çizimini eşinin çizimine hiç bakmadan yapmaya çalışmalıdır.
Bu deney birkaç kez yinelendikten sonra, gönderme konusunda mı, yoksa algılama konusunda mı daha başarılı olunduğu anlaşılabilir. Deney için eş olabilecek yetenekte biri aranmalıdır, örneğin, “algılayıcı” yetenekte bir kişinin, kendisine “gönderici” eş bulması gerekir.
Mary Sinclair deneyi, duyu ötesi algının iç içe geçen türlerini gösteren iyi bir örnektir. Eğer Bayan Sinclair kocasının düşüncelerini okuyorsa, bu bir uzaduyum (telepati) olayıdır. Yok eğer çizim- leri “görüyorsa”, o zaman bir görülmeyeni görme (görügücüj durumudur.
Bu deneye kolaydan başlamak ve yavaş yavaş güçleştirerek uygulamak daha uygun olabilir. Şöyle ki; bir sözcükle işe başlamak yerine, önce sayfanın altında görülen resimlerden birini çizmek denenebilir. Eş olan kişi 2. tabloda yer alan bir resmi çizerken, öteki de gözlerini kapayarak eşinin usundaki imgeyi düşünmeye çalışır. Birinci resmin çizimi tamamlandıktan sonra ikinci, üçüncü resimler denenir. Böylece beş çizim yapana dek işlem sürdürülür. Daha sonra bir karışıklığa yol açmamak için, her iki kişinin de çizimlerine sırasıyla sayı vermeleri gerekir.
Çizimler arasındaki benzerliği değerlendirirken, her iki eş de yansız ve doğru olmalıdır, önce, genel benzerliğe, sonra çizimin büyüklüğü Ve biçimi gibi ayrıntılara bakılır. Daha sonra puanlama için 1 ile 10 arasında bir not verilir. Çizimler arasında hiçbir benzerlik yoksa, çizim sıfır olarak, çok büyük benzerlik varsa 10 olarak değerlendirilir. Not vermeden önce eşin de bu değerlendirmeye katılıp katılmadığı öğrenilmelidir. Beş çizimin yapıldığı bir deneyde rastlantı oranı bir milyarda birdir.

DENEY 3
Duyu ötesi algı, yalnızca insanlara özgü bir şey değildir. Bu tuhaf yeteneğin hayvanlarda da olduğu sanılmaktadır, örneğin, kilometrelerce uzağa bırakılan kedi ve köpeklerin yollarını bularak evlerine döndükleri, bilinen bir olgudur. Alabalıklar, akarsuların akış yönünün tersine giderek doğum yerlerini bulurlar ve yine oraya yumurtlarlar.
Kuşlar, yıllar yılı okyanusları aşarak hep aynı yerlere göç ederler. Hayvanbilimcilerin (Zoologların) çoğu, hayvanların bu başarılarının ancak duyu ötesi algıyla açıklanabileceğine inanmaktadırlar.
Bir Kus bilim adamı olan Dr. Betchterew, “Pikki” adını verdiği bir köpeğin zihininden geçenleri okuma konusunda birçok deneyler yapmış ve oldukça başarılı da olmuştur. Yerel bir fuarda deneyini yapan Dr. Betchterew; deneyi izleyenlere, isteyenlerin 1 ile 9 arasında bir sayıyı küçük bir kâğıda yazıp kendisine vermesini söylemiştir. Bünun üzerine gönüllüler, kâğıtlara bu sayılardan birer tane yazmış ve eğiticinin eline vermişlerdir. Dr. Betchterew düşüncelerini bir sayı üzerinde yoğunlaştırmış ve bunu Pikki’ye göndermiştir. Pikki başını bir yana eğerek eğiticisinin düşüncelerini dinlemiştir. İletiyi alınca da kâğıtta yazılı sayı kadar havlamıştır.
Dr. Betchterew bu konuda, daha ileri düzeyde deneyler de yapmıştır, örneğin köpeğin başını tutup, gözlerini onun gözleri içine dikerek onu, zihin yoluyla saldırmasını istediği sandalyeye sal- dırtabilmiştir. Ayrıca yine zihin yoluyla köpeğin sandalyeden aşağı atlamasını istediğinde, köpek bu isteği anında yerine getirmiştir.
Bu konuya ilgi duyan kişiler, eğer evde baktıkları bir hayvanları varsa hem onun, hem de kendilerinin duyu ötesi algılama gücünü bu deneyle ölçebilirler. Bu amaçla, yeni alınmış birbirine benzer iki kaba aynı oranda yiyecek ya da içecek konulmalıdır. Sonra hayvanın hangi kaptan yemesi ya da içmesi isteniyorsa, düşünce onun üzerinde yoğunlaştırılmalıdır. Eğer hayvan, düşüncenin yoğunlaştırıldığı kaptan yiyecek ya da içecek olursa, Dr; Betchterew’in Pikki ve sandalyelerle yaptığı deneyler de yapılabilir. Ancak başarılı olmak için sabır gerektiği unutulmamalıdır. Bir gecede ve bir deneyde kişi ne kendisinin,
ne de beslediği hayvanın becerisini geliştiremez.
Duyu ötesi algılama kartları ile çalışmalar sürdürülürken doğruların ya da yanlışların arttığı görülebilir. Ancak bu durumda kimse erken bir sevince ya da yılgınlığa kapılmamalıdır.
Uzaduyum, duyu ötesi algının yalnızca bir türüdür. Bundan sonraki bölümlerde, öteki eğilimlerden söz edilerek basit deney örnekleri verilecektir. Uzaduyumda çok yüksek dereceler alan b|r kişi, bu bölümlerde o denli başarılı olamaya- bilir. Ya da uzaduyumda pek başarılı değilse bile, öteki algılama türlerinde başarı gösterebilir.

Yorum yazın