Tutuklama Nedir

Tutuklama Nedir

tutuklama, ceza muhakemesinde, henüz kesin hükümle özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmamışken, suçu işlediği konusunda kuvvetli şüphe bulunan sanığın yargıç kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılması. Tutuklama bir ön ceza değildir. Amacı, ceza muhakemesinde sanığın hazır bulunmasını sağlamak, delillerin karartılmasını engellemek ya da olası bir özgürlüğü bağlayıcı cezanın yerine getirilmesini gü-vencelemektir. Kişi özgürlüğünü en ağır biçimde sınırlandıran bir önlem olması nedeniyle hukuk sistemlerinin çoğunda ancak yargıç kararıyla uygulanır.

Hem kara Avrupa’sı, hem de İngiliz-Amerikan hukukunda kişisel özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini önlemek amacıyla birtakım ön koşulların yerine getirilmesi zorunlu tutulmuştur. ABD’de bir kimse hakkında iddianame hazırlanması yeterli bir tutuklama nedenidir. Çünkü bir jürinin iddianameyi kabul etmesi, kişinin suçlu olabileceği anlamına gelir. Fransız hukukunda juge d’instruction (sorgu yargıcı) ilk yargılama sonunda tutuklama talebinde bulunabilir. Gözetim altında tutulanlar ya da şartlı salıverilenler, bir suç işlemeseler bile gereken koşulları yerine getirmezlerse tutuklanabilirler.

Duruşma öncesinde uygulanan önleyici tutuklamaya kovuşturmanın engellenebileceği gerekçesiyle başvurulabilir. Önleyici tutuklamanın, ortaya çıktığı yer olan kara Avrupa’sında özellikle Fransa ve Belçika gibi ülkelerde duruşma öncesinde tutuklananların hakları belirli bir koruma altına alınmıştır. Belçika’da bu yoldan tutuklananların durumu her ay gözden geçirilir. ABD’de mahkeme gözetiminde önleyici tutuklama yaygın protestoların ardından ilk kez 1970’te District of Columbia’da uygulanmaya başlamıştır. Önleyici tutuklama en geniş uygulamayı diktatörlük rejimlerinde bulur. Bu rejimlerde önleyici tutuklama neredeyse bütünüyle kolluk makamları ile kovuşturmayı yürüten makamların eline bırakılmıştır. Günümüzde Türkiye de dahil (Anayasa m. 19) birçok ülkede temel hak ve özgürlüklere aykırı görülen önleyici tutuklama uygulamaları yaygın bir eleştiri konusudur.

Aynca Avrupa Konseyi de genel olarak tutuklama konusunda 9 Nisan 1965 tarihli kararında üye ülkelere bazı önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Buna göre: 1) Tutuklama hiçbir zaman yargılama makamlarının başvurmaya zorunlu tutuldukları bir önlem olarak düzenlenmemelidir, 2) tutuklama istisna niteliğinde bir önlemdir, 3) tutuklama bir ceza önlemi olmadığından ancak çok zorunlu durumlarda bu yola başvurulmalıdır, 4) tutuklama kararında kovuşturma konusu ve tutuklamayı haklı gösteren nedenler açık bir biçimde belirtilmelidir, 5) tutukluluk durumunun geçici bir önlem olması nedeniyle fazla uzamasını önleyecek etkili çareler sağlanmalıdır.

Türk hukukunda tutuklama ihtiyaridir, yargıcın takdirine bağlıdır. Tutuklama nedenleri ile tutuklanan kişilerin haklarının başlıca yasal dayanakları Anayasa (m. 19), Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (m. 104-131) ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’nde (m. 5) yer alır.

Tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle, sanığın suçu işlediği konusunda “kuvvetli şüphe” bulunmalıdır. Ayrıca, yasada gösterilen tutuklama nedenlerinden en az biri de olayda bulunmalıdır. Bu nedenler cürümlerde, kaçma şüphesi, delillerin karartılması şüphesi ve suçun özel nitelik taşımasıdır. Devlet ya da hükümet nüfuzunu kıran ya da ülkenin asayişini bozan suçlarla genel adap aleyhinde olan suçlar sonuncu gruba girer. İlk iki tutuklama nedeni yabancı hukuk sistemlerinde de yer alır; üçüncüsü Türk hukukuna özgüdür. Kabahatlerde ise sanık yalnızca hafif hapis cezasını gerektiren suçlarda ve yasada belirtilen belli durumlarda, kaçma şüphesi varsa tutuklanabilir.

Tutuklanan sanığın bazı hakları vardır. Öncelikle, tutuklama nedenlerinden ve hakkındaki iddialardan yazılı, buna olanak bulunmayan durumlarda da sözlü olarak derhal haberdar edilmesi gerekir. Tutuklanan kişi (yol süresi dışında) 48 saat içerisinde yetkili yargıç (olanaklı değilse en yakın sulh yargıcı) önüne çıkarılarak sorguya çekilir. Sorguda aleyhindeki durumlardan tutukluya bilgi verilir. Sorgulama sanığın kendi lehindeki delilleri ortaya koymasını engellemeyecek biçimde yapılmalıdır. Sanığın tutuklama kararına itiraz etme hakkı vardır. Sanığa sorguya çekilmeden önce bir avukata danışma ya da sorgu sırasında avukatını hazır bulundurma hakkı Türk hukukunda henüz tanınmış değildir.
Tutuklu, hükümlü değil sanıktır. Hükümlülerden ayrı bir yerde bulundurulmalı ve özgürlüğü, ancak tutuklama ile gözetilen amacı ve tutukevinin düzenini sağlayacak ölçüde kısıtlanmalıdır. Tutuklunun çalışma zorunluluğu yoktur. Ama, Türk hukukunda bu zorunluluk 1985’ten beri bulunmaktadır. Tutuklu özellikle avukatı ile yazılı ve sözlü olarak serbestçe görüşebilmelidir. Tutuklamanın yerine getirilmesini düzenleyen ayrıntılı kurallar, en son 25.12.1989 tarihinde değiştirilen 1.8.1967 tarihli Ceza İnfaz Kurumlan ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük’te yer almaktadır.

Delilleri karartma tehlikesi dışında bir nedenle tutuklanmasına karar verilen sanığın teminat karşılığında tutuklanmasından vazgeçilmesi olanaklıdır. Tutuklama geçici bir önlem olmakla birlikte Türk hukukunda süresi belirlenmiş değildir. Tutuklu kalınan süre mahkûmiyetten düşülür. Haksız tutuk-lananlara devletçe tazminat verilmesi 1964 tarihli Kanundışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’a göre olanaklıdır.

Etiketler:

Yorum yazın