Turancılık Nedir

Turancılık Nedir

Turancılık, tüm Türkleri “Turan” adı verilen tek bir ülkede birleştirmeyi savunan Türkçülük akımı.

Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki topraklarını tümüyle yitirmesiyle sonuçlanan Balkan Savaşları’nın (1912-13) ardından Türk Derneği, Türk Yurdu Cemiyeti, Türk Ocağı gibi örgütlerin çatışı altında hızla güçlenen Türkçülük akımı, İttihat ve Terakki’nin resmî ideolojisi durumuna geldi.
Enver Paşa gibi İttihat ve Terakki önderleri özellikle I. Dünya Savaşı (1914-18) sırasında Türkçülük kavramını “dünya Türklüğünün topyekûn kurtuluşu, bütün Türkleri birleştiren Turan devletinin kurulması” ölçeğinde genişlettiler. Bu akım, savaş koşullarından yararlanarak Rusya vt Orta Asya’ daki Türklerle birleşmeyi ve Osmanlı Devleti yerine tek ve büyük bir Türk devleti kurmayı öngörüyordu. Enver Paşa’nın savaşın hemen başında Doğu Cephesi’nde giriştiği ve ağır bir yenilgiyle sonuçlanan Sarıkamış Harekâtı(*) bu planın ilk adımıydı.

I. Dünya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması Turancılık akımına büyük darbe vurdu. Çeşitli Turancı kesimler Türkleri birleştirme ülküsünün bir süre Anadolu Türklüğüyle sınırlanması gerektiğini vurgulamaya başladı. Enver Paşa bu görüşlere karşı çıktı ve bir Turan devleti kurmak için yeni girişimlerde bulundu. Orta Asya’da bir ordu kurdu ve bu bölge Türkleri arasında etkili oldu. Ama 1922’de Kızıl Ordu birlikleriyle giriştiği bir çatışmada öldürüldü.

Gerek Kurtuluş Savaşı (1919-23) sırasında, gerekse Cumhuriyet’in ilanından (1923) sonra Turancılık anlayışı reddedildi ve devletin resmî ideolojisi olmaktan çıkarıldı. Mustafa Kemal (Atatürk) döneminde Turancı akımlara ve yayınlara izin verilmedi.

II. Dünya Savaşı (1939-45) yıllarında Nazi Almanyası’yla yakınlaşma politikasının ürünü olarak Turancılık yeniden yaygınlaşmaya başladı. Almanya’nın Haziran 1941’de SSCB’ye saldırmasından sonra Türkiye’de Turancı yayın organlarının sayısı ve etkinliği arttı. Tarafsızlık politikasını eleştiren Turancılar Türkiye’nin Almanya’nın yanında SSCB’ye karşı savaşa girmesini öneriyordu.

Turancı görüşler yalnızca kamuoyunda değil, zamanla yönetimde de etkili olmaya başladı. Özellikle Haziran 1941’de imzalanan Türk-Alman Saldırmazlık Paktı’ndan sonra hızla gelişen Türk-Alman ilişkilerinden ve Almanya’nın resmî desteğinden de yararlanan Turancı akım Alman hükümetiyle ilişki kurdu. Türk hükümeti de SSCB’nin yenilmesi durumunda bu ülkede yaşayan Türk ve Müslüman toplulukların geleceği konusunda Almanya’yla resmî olmayan temaslarda bulundu. SSCB’nin yenilgisi durumunda bu ülkede yaşayan Türklerin geleceğine ilişkin iki Turana görüş vardı. İlk görüşe göre Türk kökenli halklar bağımsız devletler kurmalı, bunlar Türkiye’nin siyasal vesayetinde olmaüydı. İkinci görüşe göreyse Türkiye bu topraklan ilhak etmeliydi.

Almanya SSCB karşısında üstünlüğünü koruduğu sürece Türkiye’deki Turancı gruplar ve yayınlar hükümetten de destek buldu. Almanya’nın yenilgiye uğrayarak SSCB topraklarından çekilmeye başlamasıyla birlikte durum tersine döndü. Almanya’nın SSCB’ye karşı savaşı yitirdiği anlaşıldıktan sonra Türkiye’deki Turancı gruplar tutuklanarak Irkçılık-Turancılık Davasının(*) sanıkları olarak yargılandılar.

1960’lardan sonra Türkçülüğün Turancılık boyutunun başlıca savunucusu Irkçılık-Turancılık Davası sanıklarından Alpaslan Tür-keş oldu. Genel başkanı olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP; sonradan Milliyetçi Hareket Partisi-MHP) bu akımın siyasal örgütü oldu. MHP zamanla Türkçü görüşlerin yanında İslamcı görüşlerden de etkilenmeye başladı. 1970’lerin sonunda MHP saf Türkçü, Turancı görüşlerden uzaklaştığını duyurarak, İslamcı öğelerin ağır bastığı Türk-İslam sentezini benimsediğini açıkladı.

Yorum yazın