Tipoloji Nedir

Tipoloji nedir , Tipoloji kuramı  , Tipoloji hakkında bilgiler.

tipoloji, özellikle sosyal bilimlerde, ortak özellikler taşıyan birimlerin oluşturduğu topluluklara ya da tiplere dayalı gruplandırma. Her tipin kendine özgü olan ve üyeleri arasında paylaşılan belirli nitelikleri vardır. Tipoloji aracılığıyla fenomenler arasında ilişki kurularak örnek durumlar ve çeşitli bilgiler sağlanır. Her tip bir ya da daha çok niteliğin temsilcisi olabilir; bir grubun tip olarak adlandırılabilmesi için üyelerinin, o durumda tipolojiye konu olan nitelikleri taşıması gerekir.

Tipler tek bir belirleyici nitelikle ilişkili olduğundan, değişken ve geçici durumları incelemede tipolojiden yararlanılabilir. Sınıflandırmalar ise “doğal sınıflar”a, yani olabildiğince çok özellikle öteki gruplardan ayrılan gruplamalara dayanır. Bu nedenle, değişkenlerin görülebileceği geçici durumlarda yeterince işlevsel olmaz ve değişkenlerin incelenmesinde ancak ilk adım olarak kullanılabilirler. Değişim ne kadar yavaş ve aşamalıysa doğal sınıfları belirlemeye yarayan ayırıcı özellikler o kadar az, sınıfları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak da o kadar güç olur. Bu durumda tipolojiye başvurulabilir.

Belli koşullara bağlı olmayan fenomenleri bir düzende sıralamak gerektiğinde tipoloji ile sınıflandırmayı birbirinden ayırmak güçtür. Sınıflandırma genellikle sonuçlara ulaşmada bir ön aşama olarak düşünülür. Tipoloji çalışmalarında ayrıca sıralamadan da yararlanılması nedeniyle, sınıflandırma sıralamaya indirgenmiş bir tipoloji olarak kabul edilebilir. Genellikle araştırmalarda kullanılan tipolojiler sınıflandırmadan daha kısa ömürlüdür; bunun nedeni de, ancak inceleme konusu sorunlara çözüm getirdikleri sürece geçerli olmalarıdır. Araştırmacının amacına ve bu amaçla düzenlenmiş fenomenlere bağlı olarak, tipoloji özel bir sıralama belirler. Bu sıralama ya da düzen eldeki verilerin incelenebileceği çeşitli yöntemlere sınırlama getirir. Fenomenler arasındaki ilişkiler değişik açılardan yorumlanabilir. İsveçli botanikçi Carolus Linnaeus’un geliştirdiği biyolojik sınıflandırma sistemi ile evrim arasındaki koşutluk, sonraki dönemlerde anlaşılmıştır. Tür ya da cins gibi ayrımların söz konusu olmadığı sosyal ve kültürel çalışmalarda ise böyle düzenlemelerin yeri yoktur.

En çok sosyal bilimlerde kullanılan tipoloji, arkeoloji alanında büyült gelişme sallamıştır. İsveçli arkeolog Arne Furumark’a göre tipoloji, maddi kültürün kesintisiz gelişimini genellikle aşamalı bir süreç olarak algılayan insan zihninin bu eğiliminden ötürü, arkeolojiye uygulanabilir. B. E. Hildebrand ve Oscar Montelius’un “İsveç tipolojisi” ise bu görüşle çelişir. Maddi kültürün biyolojik evrime benzer bir süreç içinde geliştiğini savunan Hildebrand ile Montelius’un yaklaşımı, karşılıklı etki ve gelişim süreçlerini maddi kaynakları dikkate almadan tanımlamaya yönelik bir adım olarak düşünülebilir.

Antropoloji ve arkeolojide tipolojik sistemler, resim, bina ve her tür maddi kültür ürününde, gömü geleneklerinde, toplumsal sistemlerde, ideolojilerde görülen farklılıklara dayandırılabilir. DanimarkalI eski eser uzmanı Christian Jürgensen Thomsen maddi kültür ürünlerinden yola çıkarak ünlü Taş Çağı, Tunç Çağı ve Demir Çağı tipoloji-sini geliştirmiş, daha sonra Fransız antropolog L. L. Gabriel de Mortillet de Taş Çağını kendi içinde dönemlere ayırmıştır. Yeryüzü katmanları üzerinde gerçekleştirilen ayrıntılı incelemelerin desteğinde tipoloji zaman içinde değişen öğeleri kavramsallaştırma, bilinmeyen yer katmanlarını ortaya çıkarma gibi amaçlarla kullanılır. Ortak tipolojik özelliklere dayalı ardışık tarihleme tekniğini geliştiren İngiliz arkeolog Sir Flinders Petrie, çok sayıda Eski Mısır mezarını tarihleyip kronolojik olarak sıralamayı başarmıştır.

Bazı tipolojiler sıralamanın ötesinde özel etkenleri vurgulamada kullanılabilir. Tek bir tipin örnekleri karşılaştırılırken tipin değişmez olduğu varsayımından yola çıkılır; böylece, değişken öğeler vurgulanarak çeşitlilik ya da değişkenlik açıklanır. Aynı tipten iki ardışık dizi, değişim oranı ya da hızı konusunda farklılık gösterebilir; bu da neden-sonuç ilişkisi gibi yeni çıkarsamalara olanak tanır.

Geniş ölçekli tipolojilerde belli etkenlerin ötekilerden çok daha önemli olduğu varsayılabilir. ABD’li toplumsal evrimci antropolog Lewis Henry Morgan’ın kuramındaki gelişim evreleri ve Alman filozof Oswald Spengler ile İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’ nin kuramlarındaki doğuş-yükseliş-çöküş gibi yinelenen ardışık dizi anlayışı, kronolojik sıralamada kullanılan tipolojilerdir. ABD’li iktisatçı Thornstein Veblen’in aristokrat sınıf tipolojisi, ABD’li sosyolog David Riesman’ın kendisi (kendi iç koşullan) ve başkalan tarafından yönlendirilen kişilik tipleri, antropoloji çalışmalanyla da tanınan İngiliz hukukçu Sir Henry Maine, Alman sosyolog Ferdinand Julius Tönnies ve ABD’li antropolog Robert Redfield’ın karşıt kutuplardaki kültür tipleri, zaman boyutuna dayanmayan tipoloji çalışmalarına örnektir.

Yorum yazın