Tecelli Nedirv

Tecelli Nedir

tecelli (Arapçada “ortaya çıkma”, “görünme”), tasavvufta, Tanrı’nın ad ve nitelikleriyle mutasavvıfın kalbinde görünmesi. Vahdet-i vücud (varlık birliği) öğretisine dayalı tasavvuf anlayışında ise varlığın çeşitli derecelerini belirtir.

Mutassavıflara göre gerçekte Tanrı evrende her an tecelli etmektedir, ama bunu yalnızca “kalb aynasını” arındıranlar görebilir (keşf). Bir yoruma göre tecelli “rabbani” ve “ruhani” olmak üzere ikiye ayrılır. Ruhani tecelli beşeri nitelikleri yok etmez, mutasavvıfın kendine gelmesini sağlar. Tüm beşeri nitelikleri gideren, varlığı yokluğa (fenâ) dönüştüren rabbani tecelli ise tecel-li-i zat ve tecelli-i sıfat olmak üzere ikiye ayrılır. Tecelli-i zatın bir türü olan tecelli-i rububiyet, göreli tecellidir. Örneğin Ku-ran’ın Hz. Musa öyküsünde andığı, Tanrı’ nırı dağa tecellisi, göreli tecellinin örneğidir. Bu tecellide dağ parçalanmış, Hz. Musa bayılmış, ancak her ikisinin de varlığı yok olmamıştır (Araf 142). Tecelli-i zatın ikinci türü olan tecelli-i uluhiyet mutlak tecellidir; varlığı Tanrı varlığında yok eder. Bazı müfessirler “Sana biat edenler gerçekte Tanrı’ya biat etmektedirler” (Feth 10) âyetinin, Hz. Muhammed’in bu tür bir tecelli içinde bulunduğunu dile getirdiği görüşündedir.

Tecelli-i sıfat da sıfat-ı nefsi ve sıfat-ı manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Sıfat-ı nefsi, yalnız Tann’yı gösterir. Sıfat-ı manevi ise ayrıca Tann’nın belirli bir sıfatıyla gözükmesini belirtir. Tanrı’nın âlim, kadir, mürid, mütekellim, semi, basir gibi sıfatlarıyla tecellisi bu tür tecelliyi oluşturur.

Muhyiddin Arabi’nin sistemleştirdiği vahdet-i vücud öğretisine dayalı tasavvuf anlayışında, tüm varlıklar Tanrı’nın çeşitli düzeylerdeki tecellileridir. Mutlak varlık olan Tanrı’nın ilk tecellisi hakikat-ı Muhamme-diyedir. Tanrı zatının bir gereği olan bu tecelliye taayyün-i evvel (birinci belirme) de denir. İkinci tecelli vahidiyet (teklik) mertebesini oluşturur; taayyün-i sâni (ikinci belirme) olarak da adlandırılan bu tecelli olumsallar evreninde var olacak bütün varlıkların suretlerini içerir. Üçüncü tecelli ruhlar evrenini oluşturur. Dördüncü tecelliyle ortaya çıkan misal evreninde her varlık cisimler evreninde kazanacağı surete benzer bir suret taşır. Beşinci tecelli şehadet evrenini (görülen dünya) oluşturur; bu aşamada artık Tanrı görülen cisimlerin suretinde tecelli etmektedir. Altıncı ve son tecelli insan-ı kâmilde ortaya çıkar. İnsan-ı kâmil tüm evreni öz olarak içerecek ve tannsal adların oluşturduğu suretleri kabul edebilecek bir yapıda yaratılmıştır.

Yorum yazın