Taslak Nedir Nasıl Yapılır

Taslak Nedir Nasıl Yapılır

TASLAK ÇIKARMAK
Raporunuzu yazmadan önce yapmanız gereken önemli bir şey daha vardır. Bu da, taslak çıkarmaktır. Daha önce anlattığımız gibi, izlediğiniz sıra, (kitabı okumak, hazırladığınız soruların yanıtlarını bulmak, onları bir kâğıda not almak gibi şeyler) taslak çıkarmanıza zaten yardımcı olacaktır.

TASLAK NASIL ÇIKARILIR?
Okulunuzda, Okuma derslerinde ya da Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi, Türkçe derslerinde belki taslak çıkarma yöntemlerini öğrenmişsinizdir. Hiç de zor değildir bu. ilkin okuduğunuz bölümdeki ana fikri bulursunuz. Bu ana fikri kesin olarak bulmak
gerekir. Eğer doğru ana fikri bulduğunuzdan kuşkunuz yoksa onu bir kâğıda not edersiniz. ikinci olarak ayrıntıları ararsınız. Yani, ana fikri tanımlamaya yardım eden ayrıntıları arayıp bulur, onları da aynı kâğıda eklersiniz. Bundan sonra başka bölümlerdeki ana fikirleri ve onların ayrıntılarını aramaya başlarsınız, bulunca onları da not edersiniz.
Bir konunun tümünü bu şekilde hem anlayıp hem de kısaca not edebilirseniz, o konuyu tamamen kavramış olursunuz. Aradan yıllar geçse yine unutmazsınız.
Neden unutmazsınız?
Çünkü, ana fikirleri ve onların ayrıntılarını uygun bir düzen içinde sıralamışsınızdır. Birbiriyle ilgisi bulunan şeyleri yanyana dizmiş, ilgisi olmayan şeyleri de çıkarıp atmışsınızdır.
İşte, taslak çıkarmak da zaten bunları yapmaktan başka birşey değildir. Taslak çıkarmayı şöyle özetleyebiliriz:
A) İlk ana fikri bulmak
1) ilk ana fikirle ilgili başka fikirleri ve bilgileri bulmak.
2) Başka fikirlerle ilgili daha başka fikirleri saptamak.
3) Daha başka fikirlerle ilgili ayrıntılı bilgileri ve olayları aramak.
B) ikinci ana fikri bulmak
1) Bu ana fikirle ilgili başka bilgileri saptamak.
2) Başka bilgilerle ilgili daha başka bilgileri çıkarmak.
3) Bu bilgilerle ilgili ayrıntıları ve olayları aramak.

ZORLUKLA KARŞILAŞINCA
Taslak çıkarmak aslında kolaydır ama bazen zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Onun için, taslak kısa ve basit olmalıdır.
Uzun tümceler yapmaya kalkışırsanız, ayrıntılara girişirseniz, işte o zaman zorluklar baş gösterir.
Taslak çıkarılırken üç şey yapılır:
1) İlk önce, okunacak parça dikkatle okunur.
2) Parça okunup bitirilince, bir süre düşünülür ve zihinde bir plan çizilir.
3) Kısa notlar alınarak taslak yazılmaya başlanır.
Bu üç maddenin içinde en önemli bölümler, okumak ve düşünmektir. Okurken ve düşünürken edinilen bilgileri zihinde düzenlemek gerekir. Bu düzeni kurduktan sonra, en kolay bölüm, düzenlediğimiz bilgilerin kâğıt üzerinde dökümünü yapmaktır, yani taslak çıkarmaktır. Bu taslak bir çeşit özete benzer.
Bilgi aldığınız kitapları yazan yazarlar da, bu yazıları yazmadan önce, tıpkı sizin gibi, bir taslak yaparlar.
Siz ödevinizi yazmadan önce iyi bir taslak çıkarmışsanız, bu taslağınız, yazarın kendi yazısını yazmadan önce çıkardığı taslağa çok benzeyecektir.
Yazarların da, yazılarına başlamadan önce taslak çıkardıklarını biliyor musunuz? Neden böyle yaparlar?
Çünkü, onlar da yapıtlarını bir düzene koymak zorundadırlar. Seçtikleri bir konu üzerine neler yazacaklardır. Okuyucular onlardan neler bekler, neler öğrenmek isterler?
Bunları düşünmeleri gerekir.
Bir yazarın yazıları rahat okunmalı, kolayca anlaşılabilmedir. Okuyucular, zor anlaşılan şeyleri okumaktan hoşlanmazlar. Onun için, bir yazar, yazmaya başlamadan önce çok düşünmeli, yazacağı şeyleri oldukça iyi bir biçimde düzenlemelidir.
En çok beğendiğiniz okuma parçalarını aklınıza getirmeye çalışınız. Onları neden sevmiştiniz? Çünkü okuduklarınızı çok kolay anlamıştınız, değil mi? Ders kitabı gibi değil de, eğlence kitabı gibiydi. Yazar, sanki sizinle konuşuyor ya da size eğlenceli bir öykü anlatıyordu. Çünkü, o yazar, yazmadan önce o kadar uzun süre düşünmüş, zihnindeki fikirleri o kadar iyi düzenleyerek öyle-iyi bir taslak hazırlamıştı ki, artık eline kalemi alınca o sevimli yapıt ortaya çıkmıştı.

TASLAK KOLAYLIK SAĞLAR
Çiçek, Tamer, Cengiz ödevlerini hazırlamaya başlamadan önce ne yapmışlardı?… Yazacakları konular üzerine birçok soru hazırlamışlar, sonra bu sorular üzerinde öğretmenleriyle birer konuşma yapmışlardı.
Bu konuşma, onlar için bir düşünme ve tartışma yerine geçmişti. Yani kendi kendileriyle düşünüp tartışacakları yerde, öğretmenleriyle birlikte düşünüp tartışmışlardı.
Bundan sonra sıra, bilgileri ve fikirleri zihinlerinde düzenlemeye gelmişti.
Önceden kâğıt üzerine yazıp hazırladıkları sorulara buldukları yanıtlardan yararlanarak bu düzenlemeyi yapmışlar, konunun taslağını meydana getirmişlerdi.
Bundan sonra da, yapılacak en kolay şey, oturup konuyu rahat rahat yazmaktı.

TASLAK ÖRNEĞİ
Bir taslak hazırlarken anafikirler için A, B, C, gibi büyük harfler ya da I, II, III diye Romen rakamları kullanabilirsiniz. Anafikirlere bağlı ayrıntılar a,b,c ya da 1,2,3,4 diye sıralanabilir.
Bakalım Cengiz, “Ormanlarımız ve Milli Parklarımız” üzerine ödevinin taslağını nasıl hazırladı.

NOTLARI TASLAK HALİNE ÇEVİRMEK
Her şey yapa yapa öğrenilir, diye bir söz vardır. Bu çok doğrudur. Başlangıçta, her işimizde yanlışlıklar yapabiliriz, fakat zaman geçtikçe, tüm yanlışlarımız yavaş yavaş düzelecektir.
Notlarımızı taslak haline çevirmek ilkin belki biraz zor görünebilir. Zamanla bu zorlukların tümü ortadan kalkacaktır.
Cengiz, Milli Parklar üzerine düşünürken defterine şu ilk soruyu önemle not etmişti:
1) Milli Parklar ne demektir?
2) Neden Milli Parklarımız vardır?
Bu iki soruyu taslak haline çevirirken sadece şöyle yazdı: “Milli Parklarımız”. Bu iki sözcük yu- kardaki sekiz sözcüğün yerine geçiyordu.
Çiçek de “Süngerler” üzerine şu soruları not etmişti:
1) Sünger nedir?
2) Çeşitleri var mıdır, nerelerde bulunur?
3) Nasıl toplanır?
Bu soru notlarını taslak haline şöyle çevirdi:
1) Süngerin türü.
2) Değişik çeşitleri.
3) Bulundukları yerler ve avlanmaları.
Görüldüğü gibi, notları taslak şekline çevirmek o kadar zor değildir. Bu alışmaya bağlıdır.
Notlarımız çoğunlukla soru şeklindedir. Oysa taslaklarımızın ana fikirleri, başlık gibi olmalı ya da tam tümce halinde yazılmalıdır. Ana fikirlerle ilgili öbür bilgiler, tam tümceler halinde değil de, birkaç sözcükten oluşan yarım tümcecikler şeklinde olabilir. Bazen kısa başlık tümcecikleri gibi de yazılır.
Örneğin, turizm üzerine bir rapor yazılacaksa, ‘Turist kime denir?” yerine taslakta ‘Turistin Tanımlanması” başlığı yazılır. ‘Turizm nedir”? yerine taslakta “Turizmin Amacı” nedir. “Türkiye’de turizm nasıl olmalıdır?” sorusu da taslakta “Türkiye’de Turizm” şekline çevrilir. “Türkiye’de yerli turistik kuruluş var mıdır?” notu taslakta “Türkiye’deki Turistik Kuruluşlar” başlığına dönüşür.
Öğretmeninize ödevinizi ya da raporunuzu verirken, önceden hazırlamış olduğunuz taslağı da birlikte vermeniz gerekir. Çünkü taslak, sizin bu ödev üzerinde iyi bir hazırlık yapmış olduğunuzu simgeler. Ayrıca, bir ödev hazırlarken en önemli adımın, önceden iyi bir taslak düzenlemek olduğunu da göstermiş olur. Tüm büyük yazarlar böyle çalışırlar, ünlü yapıtlarını böyle hazırlarlar. Yazılarınız çekici ve akıcı olursa, onları okuyanlar, “ne kadar güzel yazılmış, oldukça iyi anlaşılıyor, tam benim istediğim gibi” diyerek onları zevkle okurlar.
Öğretmeniniz de, düzenlediğiniz taslağı görünce, yanlışlarınızı daha kolay bularak size yardımcı olabilir.

BÜYÜK KONULARIN TASLAKLARI
1 )Her zaman basit konular üzerinde yazılar yazılmaz. Bazen öyle geniş konular vardır ki, bunlar hakkında yazı yazmak için haftalarca, bazen aylarca çeşitli kitaplar okumak, ansiklopedilerde araştırmalar yapmak gerekir. Okullarda, ev ödevi olarak verilen konular için, kolay ve kısa araştırmalar yeterlidir.
Örneğin, uzun araştırmalar ve çalışmalar isteyen birkaç konu adı sıralayalım:
“Hayvan Yiyen Bitkiler”
“Büyük Bir Kentin Su Gereksinmesi Nasıl Karşılanır?”
“ilk Kıtalararası Demiryolu Yapımı”
“Deniz Dibi Evreni”
“Uzay Çağı”
‘Türk Folklor Giysileri ve Oyunları”
“Eski Türk Sazları”
“Anadolu’da ilk Türk Devletleri”
Böyle konulardan birini işlemek için ne yapılacağını öğrendik, biliyoruz,
a) ilk önce konu hakkında kitaplar okuyacağız, genel bilgi edinmeye çalışacağız. Bunun için de en iyi kaynak ansiklopedilerdir. Çünkü onlar bir konunun bütün önemli bölümlerini açıklarlar. Fakat bazen, ansiklopediler de yeterli kaynak olamaz.
b) Eğer konumuz çok genişse, onun tümü üzerine değil de, ancak bir bölümü üzerine iyi bir yazı hazırlayabiliriz, örneğin, ‘Türk Folklor Giysileri ve Oyunları” çok geniş bir konudur. Bunun üzerine 500 sayfalık bir kitap bile yazılabilir. Bu nedenle, ufak bir bölümü üzerinde iyi bir rapor hazırlamayı denemeliyiz. Sözgelimi, sadece Kars yöresi oyunlarından ya da Zeybek giysilerinden sözeden bir yazı düzenleyebiliriz. O zaman konumuzun başlığı “Kars Folklor Oyunları” ya da “Zeybek Giysileri” olacaktır. Başlıkların, konuyu açıkça tanımlamaları gerektiğini de aklımızdan çıkarmamalıyız.
c) Yazacağımız yazı için iki üç ana fikir ya da soru hazırlamamız gerekir. Kars folklor oyunları üzerine bir yazı yazacaksak, sorularımız şöyle olabilir: “Kars folklorunun kaynağı nedir? Bir kahramanlık destanı mıdır, bir aşk masalı mıdır? Destanın ya da masalın kahramanları kimlerdir, sonuç ne olmuştur? Kahramanlar ölmüş müdür, sevgililer birbirlerine kavuşmuşlar mıdır? Bu oyunlar kaçar kişiyle oynanır, çalgıları yalnız davul, zurna mıdır, başka müzik aletleri de var mıdır?”
d) Bu soruların yanıtını verebilmek için yalnız ansiklopediler yetmez. Başka kitaplar da bularak okumak zorunda kalacağınız kuşkusuzdur. Böyle kitaplar okudukça ana fikirleri bulmaya çalışacağız. Sonra, ana fikirlerle ilişkili başka fikirleri ve ayrıntıları arayacağız. Kısa notlar tutacağız. Bu arada, kimseden yardım görmeden, kendi kendimize çalışmak fırsatını bulmuş olacağız ve tek başımıza neler yapıp yapamadığımızı anlayacağız. Böyle yazılar hazırlamak, insanın yalnız başına, kimseye bağımlı olmadan çalışmayı öğrenmesi bakımından çok yararlıdır. Doğal olarak bazı zorluklarla karşılaşacağız. O zaman, ister istemez ya öğretmenimizin ya da kitaplık görevlisinin yardımından yararlanacağız.
2)Bazen de, yaptığımız kısa bir gezi hakkında, gerçekleştirdiğimiz deneyler üzerinde ya da pişirdiğimiz güzel yemekler konusunda yazılar yazmayı düşünebiliriz. Bunlar için kitaplar, ansiklopediler karıştırmak gerekmez ama tıpkı öteki yazılarda olduğu gibi, taslak yapmak kesinlikle zorunludur.
3 ) Bazı zamanlar yazılı rapor yerine sözlü raporlar da verilir. Yani, yazı yazmak yerine konuşma yapılır. Böyle konuşmalar için de taslak hazırlamak gerekir mi?
Elbette gerekir! Taslak hazırlamadan, neler söyleyeceğinizi düşünmeden, konuşma yapılır mı? Her yazar gibi her konuşmacı iyi bilir ki, söyleyeceklerini düzenlemek için önceden ne kadar çok çalışırsa o kadar iyi bir konuşma yapabilir. Ne kadar iyi bir konuşma yaparsa, onu dinleyenler de ondan o kadar çok yararlanırlar.

KONUMUZUN KAĞIT ÜSTÜNE DÖKÜMÜ
Buraya kadar, herhangi bir konuyu nasıl işleyeceğimizi, çekici bir yazı haline getirmek için neler yapacağımızı, hangi kaynaklara başvuracağımızı, zihnimizde nasıl düzenleyeceğimizi, taslağımızı ne şekilde hazırlayacağımızı öğrendik. Şunu da aklımızdan çıkarmamalıyız, ünlü yazarlar da, yazılarını, kitaplarını, makalelerini hazırlarken aynı yöntemleri kullanırlar. Şimdi kısa bir özetleme yapalım:
1) Yazımızı hazırlarken, okuyucularımızı da düşünmemiz gerekir. Onlar yazımızdan neler öğrenmek isteyecekler, ne gibi yarar sağlayacaklardır? Okuyucuların istediklerini yazılarımızda verebildik mi? Onların gereksinmelerini aklımızdan çıkarmadan yazımızdaki ana fikirleri saptadık mı?
2) Tüm istediğimiz bilgileri, ilgili kitap, dergi ve ansiklopedilerden arayıp bulduk mu? Notlarımızı aldık mı?
3) Hepsini bir taslak halinde dikkatle düzenledik mi?
Şimdi sıra, en son yapacağımız işe geldi. Yani, hazırlıkları biten konumuzun kâğıt üzerine dökümünü yapacağız. Bu döküm şöyle olacaktır:
1) önce ilk taslağı yazacağız.
2) Bu taslağı okuyup düzelteceğiz, eksikleri varsa ekleyeceğiz.
3) Taslak son şeklini alınca, temize çekeceğiz.

İLK TASLAĞI YAZMAK
önceden hazırlamış olduğumuz taslağı karşımıza alacağız. Kurşunkalem, tükenmez ya da renkli kalem kullanabiliriz. Herhangi bir kâğıda da yazabiliriz. Sonradan düzeltmesi kolay olsun diye satırlar arasını geniş bırakarak taslağı yazmaya başlayacağız. Bu ilk taslakta noktalama işaretlerine, yazım yanlışlarına dikkat etmeye gerek yok. Nasıl olsa, sonradan hepsini düzelteceğiz. Yeter ki, tümcelerimiz düzgün ve akıcı olsun. Okuyanlara sıkıntı vermesin.

İLK TASLAĞIN DÜZELTİLMESİ
Bazı yazarlar, ilk taslağı yazar yazmaz, hemen düzeltmelere başlarlar. Bazıları da, çalışmalarına bir süre ara verirler. Birkaç saat, hatta birkaç gün sonra tamamen dinlenmiş olarak yazdıklarına tekrar göz gezdirirler. Çünkü, yeni yazmış olduğumuz bir yazıdaki yanlışları hemen o anda göremeyiz. Aradan belirli bir süre geçerse, o yazı sanki başkasının yazısıymış gibi tüm yanlışlar birer birer gözümüzün önünde canlanır. Bilirsiniz, insan kendi yanlışını göremez ama, başkalarının yaptığı yanlışlıkları çabucak farkeder. Yazıda da durum aynıdır. Kendi yazımızı, başkasının yazısıymış gibi düzeltebilirsek kuşkusuz daha başarılı oluruz.
Taslağımızı düzeltmek için de belirli bir yöntem izlemek gereklidir. Aksi halde, neyi nasıl düzelteceğimizi şaşırır, taslağımızı karmakarışık bir şekle sokarız.
Şimdi, bu düzeltme yöntemini adım adım izleyelim:

DÜZELTME YÖNTEMİ
1) önce, imlanızı ve noktalama işaretlerini kontrol ediniz, imlanızı nasıl kontrol edeceksiniz? Her sözcüğe birer birer bakmak gerekir. Başka türlü olmaz. Sayfaya yukardan aşağıya şöyle bir göz atmak yetmez. Yanımızda bir de yazım kılavuzu olması gerekir. Kuşku duyduğunuz sözcükleri bu kılavuzda bulabiliriz ya da not edip öğretmenimize sorarız. Uzun sözcükleri hece hece kontrol etmeliyiz, örneğin, “ellerimizdekilerinin” sözcüğü epey uzun olduğundan “el-le-ri-miz-de-ki-le-ri-nin” diye hece hece kontrol edilmesi gerekir. Sözcük sonlarındaki ekleri yazmayı unutmamalıyız, örneğin, “sonla-rın-da-ki”, “öğretmenimiz-i”, “öğretmenimiz-de-ki-nin”, “Ahmetler-de-ki” “siz-i”, “siz-e”, “sizde-ki-le-rin” gibi. Noktalamaları nasıl kontrol edeceğiz? önce, öğrendiğimiz noktalama kurallarını düşüneceğiz. örneğin tümcenin sonuna nokta koyduk mu? Tümcelerimiz büyük harflerle başlıyor mu? Virgüller yerlerinde mi? Satırbaşları yapılmış mı? Soru tümceleri sonunda soru işaretleri var mı?
2) İkinci olarak tümce kontrolü yapmamız gerekir. Bu nasıl olacak?
Her tümceyi birer birer dikkatle okuyacağız. Sonra kendi kendimize şunları soracağız.
a) Bu tümce tam bir tümce midir ya da öznesi, yüklemi eksik kalmış yarım bir tümce mi? Kulağa hoş gelmeyen düşük bir tarafı var mıdır?
b) Kullandığım bu deyim Türkçede kullanılır mı, yoksa yabancı dilden çeviri yapılmış duygusunu mu veriyor?
c) Her tümcenin anlamı tam olarak an1.;ılıyor mu? Acaba bazıları birkaç anlar… gelebilir mi?
d) Yanyana gelen şu tümceler birbirini tamamlıyor mu, yoksa bazıları birbirleriyle hiç ilgisi olmayan ayrı ayrı tümcecikler …i?
Şimdi gelelim satırbaşlarına; bakınız, şu anda bir satırbaşı yaptık, neden? Çünkü konumuz değişti. Az önce tümcelerden söz ederken, şimdi satırbaşlarından söz etmeye başladık. Bu nedenle satırbaşı yapmak gerekiyor. Biraz sonra, yine değişik birşey anlatmaya başlayınca, yine satırbaşı yapmanız gerekecek.
Başlangıçlardan söz etmeyi unuttuk. (Yine, bir satırbaşı yaptık). Yazılarımıza başlarken hep aynı biçimde başlamak sıkıntılı olur. Okuyucu, değişiklik ister, birbirine benzeyen sözlerden, yinelemelerden hoşlanmaz. Bunlar kulağa da hoş gelmez. Yazıya başlarken uzun uzun girişler yapmadan hemen konuya girmek gerekir. Bilim yazılarında da böyledir, öykülerde, romanlarda da böyle olmalıdır.
Cengiz, Tamer ve Çiçek, ödevlerine başlarken hemen konuya girmeye çok dikkat etmişler, sıkıcı olmaktan kaçınmışlardı. Öğretmenleri de bu başlangıçları çok beğenmişti.
İyi tümceler kurmayı, tümce düşüklüklerini düzeltmeyi, yazımı, noktalama işaretlerini genellikle Türkçe derslerimizde öğreniriz ama tüm öteki derslerimizde de yazı yazarken bu öğrendiklerimizi kullanmalıyız. Türkçe derslerinde doğru yazıp öbür derslerimizde yanlış yazacak değiliz ya!
Öğrendiğimiz şeyleri, tüm derslerimizde ve o- kuldan sonra tüm yaşantımız boyunca da doğru olarak uygulamak zorundayız.
Çiçek’lerin sınıfında, öğretmenle öğrenciler arasında sık sık şöyle konuşmalar olurdu:
Öğretmen – Bu kuralları neden okuyup öğreniyoruz?
Öğrenciler – Bütün derslerimizde ve her yerde uygulamak için!
Bu konuşmadan sonra öğrenciler hep birden gülerlerdi ama öğretmenlerinin ne demek istediğini de pek iyi anlarlardı.
3) Son olarak, şunu da unutmamak gerekir; bir yazıya gerçek dışı kişisel fikirler katmaktan kaçınmalıyız. Bu noktanın iyi anlaşılması için bir örnek verelim:
Çiçek, “Süngerler” üzerine düzenlediği ödev taslağında şöyle iki tümce yazmıştı: “Ayrıca, lastik ve plastikten meydana gelmiş yapay süngerler de vardır. Fakat bunlar doğal süngerler kadar iyi değildir”.
Çiçek bu taslağı öğretmenine gösterince, öğretmeni, “Fakat bunlar doğal süngerler kadar iyi
değildir.” tümcesini karalayıp taslaktan çıkardı. Neden böyle yaptı dersiniz? Çünkü bu tümce Çiçek’in kendi özel fikriydi. Çiçek, ödevin içine gerçek dışı kişisel bir fikir katmıştı. Ona göre, yapay süngerler doğal süngerlerden daha fena olabilirdi. Fakat başka bir kimseye göre de tam tersine yapay süngerler doğal süngerlerden daha iyi olabilirdi. Bu tümce gerçekdışı, kişisel bir fikir olduğu için öğretmeni onu taslaktan çıkarmıştı.
Aşağıdaki tümceleri okuduktan sonra, hangilerinin gerçek, hangilerinin kişisel fikir olduğunu ayırt edebilir misiniz?
1 – (a) Cengiz Han büyük bir komutandı.
(b) Cengiz Han dünyanın en büyük komutanıydı.
2- (a) İzmir’in iklimi, yazları sıcak, kışları ılıktır, (b) İzmir’in iklimi, tüm öteki kentlerimizin ikliminden daha güzeldir.
3 – (a) Türkiye’de çok değerli bilim adamları vardır.
(b) Türkiye’de dünyanın en değerli bilim adamları vardır.
4- (a) Çoğu kimse, uçakla gezinin en rahat gezi
olduğunu söyler.
(b) En rahat gezi uçakladır.
5- (a) Buğday, önemli tahıllardan biridir.
(b) Buğday en önemli tahıldır.
Şimdi, bir taslak düzeltmesi örneğini görelim: Çiçek, “Süngerler” üzerindeki ödevinin ilk taslağını aşağıdaki şekilde yazmış, öğretmenine danışarak şu düzeltmeleri yapmıştı.

YAZIYI TEMİZE ÇEKMEK
Şimdi geldik en son bölüme. Yazınızı, ödevinizi ya da raporunuzu temize çekerek, öğretmeninize ya da gerekli yere vermenizin zamanı gelmiştir. Onun için çok temiz, çok çekici, düzgün görünümlü ve düzenli olmalıdır, değil mi?
Şu halde onu gayet iyi bir kâğıda, ince uçlu bir mürekkep kalemiyle ya da tükenmezle, karalamadan, kirletmeden, silintiler yapmadan çok düzgün ve okunaklı olarak, satırlardan aşağı yukarı kaymadan, kâğıdın kenarına taşmadan dikkatle yazacaksınız. Ayrıca şunlara da önem vereceksiniz.
1) Konu adı kâğıdın üst kenarından üç parmak kadar aşağıya, tam ortalama olarak yazılacak.
2) El yazınız okunaklı, temiz ve düzgün olacak. Tümceler aşağıya, yukarıya doğru çarpılmayacak.
3) Kâğıdın üst kenarına yazmış olduğunuz konu adından sonra iki parmak kadar bir boşluk bırakarak yazıya başlayacaksınız. Konu adıyla yazınız, birbirine girmiş bir halde, sıkışık görünmeyecek.
4) Kâğıdınızın sol tarafında iki parmak genişliğinde bir boşluk kalacak ya da burada yukardan aşağıya doğru çizilmiş bir çizgi bulunacak. Bazı defterlerde bu çizgi vardır. Bu
çizginin içine yazı yazılmayacak. Yukardan aşağıya bakınca bütün sözcükler aynı hizada görünecek. Kâğıdın sağ kenarında da tümcelerin sonları düzenli görünürse iyi olur.
5) Satırbaşlarına, soldaki kırmızı çizgiden beş altı harfli bir sözcük genişliği kadar boşluk bırakılarak başlanacak. Bütün satırbaşları birbirleriyle aynı sırada olacak.
6) Noktalama işaretlerine dikkat edilecek. Noktadan sonra her zaman büyük harfle tümceye başlanacak. Soru işaretleri, ünlemler, virgüller, tırnak işaretleri yerli yerinde olacak.
7) Tümceler kâğıdın sağ kenarına kadar uzandığı zaman, son sözcük sıkışık olarak kenara sığdırılmaya çalışılmayacak, ortadan kesilmeyecek. Alt satıra inilerek tümce sürdürülecek.
8) Günün tarihi, adınız ve numaranız, öğretmen nereye diyorsa oraya yazılacak. Kâğıt bükülmeden, buruşturulmadan, ıslanmadan, lekelenmeden öğretmene verilecek.
9) ödev kâğıdına, taslak ve kaynakça da eklenecek. Bunlar da temize çekilmiş olarak verilecek.
Bütün bu saydıklarımızı aynen uygulayabilirseniz, kuşkusuz üstün bir başarı kazanacağınıza emin olabilirsiniz.

Yorum yazın