Tarafsızlık Nedir – Tarafsızlık Politikası

Tarafsızlık Nedir – Tarafsızlık Politikası

tarafsızlık, bir devletin başka devletler arasındaki savaşa herhangi bir biçimde katılmaktan kaçınmasına, savaşan taraflardan hiçbirini tutmamasına ve bunun savaşan taraflarca tanınmasına dayanan yasal statü. Uluslararası hukuk uyarınca bu statü, tarafsız devlet ile savaşan devletler arasındaki ilişkilerde bazı hak ve görevleri doğurur.

Tarafsızlıktan doğan hak ve görevlere ilişkin hükümlerin çoğu. 1856 Paris Bildirgesi ile 1907 Lahey Sözleşmesi’nde yer alır. Son sözleşmenin başında yer alan tavsiye hükümlerinden birinde, belli devletler arasında savaş çıktığında taraf tutmak istemeyen devletlerin özel ya da genel bir tarafsızlık bildirgesi yayımlaması gerektiği belirtilir. Ama uluslararası hukuk açısından böyle bir bildirge zorunlu değildir. Tarafsız bir devlet uluslararası hukuka uygun olarak ve savaşan taraflardan birinin lehinde olmamak koşuluyla savaş sırasında tarafsızlık konumunu kaldırabilir, değiştirebilir ya da yenileyebilir.

Tarafsızlıktan doğan en önemli hak, toprak bütünlüğü hakkıdır. Savaşanlar, tarafsız bir devletin topraklarını harekât üssü olarak kullanamaz ya da bu topraklarda savaş yürütemezler. Bu hak, tarafsız devletin toprak ve sularının yanı sıra bu topraklar üzerindeki hava sahası için de geçerlidir. Yasal bağlayıcılığı bulunmayan Lahey Hava Savaşı Kuralları’na (1923) göre tarafsız devletler, hava sahalarını savaşan devletlerin uçaklarına karşı koruyabilirler. Ama savaş aracı olarak balistik füzelerin ve uyduların ortaya çıkması bir devletin en üst sınırının yüksekliği konusunda ciddi sorunlar doğurmuştur.

Tarafsız bir devletin öbür tarafsız devletlerle ve savaşan ülkelerle diplomatik ilişkilerini sürdürme, tarafsızlığını korumak amacıyla yapılan iç düzenlemelere uyulmasını isteme ve uluslararası hukuk izin vermediği sürece savaşan devletlerin yurttaşlarının ticari ilişkilerine karışmamalarını isteme hakkı vardır.

Her iki Dünya savaşında yaşanan gelişmeler sonucunda tarafsızlığa ilişkin bazı temel kavramlar aşındı. Almanya’nın Belçika’ya, İtalya’nın Yunanistan’a saldırması, Ingiltere’nin İzlanda’yı işgal etmesi ve ABD’nin 1941’de Ödünç Verme ve Kiralama Yasası’ m çıkarması tarafsızlığın geleneksel kurallarını geçerli olmaktan çıkardı. 20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde tarafsızlık hukuku bazı yeni boyutlar kazanmış bulunuyordu.

Günümüzde savaş araçlarının yanı sıra ekonomik araçların da kullanılmasıyla modern savaşın topyekûn savaş özelliğine bürünmesi, tarafsız devletlerin hareket serbestliği alanının büyük ölçüde daralmasına yol açmıştır. Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca Güvenlik Konseyi’nin üye ülkeleri saldırgan bir devlete karşı askeri ya da başka baskı önlemleri almaya çağırdığı durumlarda bu ülkeler açısından tarafsızlık statüsü ortadan kalkar. Buna karşılık herhangi bir önlem alması istenmeyen üyelerin tarafsızlığı sürer. Ekonomik alanda uygulanan kamulaştırmalar da tarafsız ülkelerce yürütülen ticaretin niteliğini değiştirmiştir. Kamulaştrıldıktan sonra bir devlet kuruluşuna dönüşen özel bir şirket, eskisi gibi özel tüccar sıfatına dayanarak savaşan taraflarla yasal olarak ekonomik anlaşmalar yapamaz.

Sürekli tarafsız devlet, ülke bütünlüğünün ve bağımsızlığının öteki devletlerce garanti edilmesi karşılığında, savaş ilan etme, bir savaşa katılma ve bir savaşa yol açabilecek antlaşmalara taraf olma yetkilerinden vazgeçmiş olan devlettir. Tarafsızlık antlaşması hükümleri dışında iç ve dış işlerinde bütünüyle bağımsız olan sürekli tarafsız devleti silahsızlandırılmış devletten ayıran temel fark, ülkesine yönelik saldırıları önlemek amacıyla dilediği gibi silahlanma yetkisine sahip olmasıdır. Günümüzde sürekli tarafsız devlet statüsünde bulunan üç devlet vardır: İsviçre, Avusturya ve Laos. İsviçre 20 Kasım 1815 Paris Bildirgesi, Avusturya 15 Mayıs 1955 Avusturya Devlet Antlaşması ve Laos On Üçler Konferansı’nın 18 Temmuz 1962 bildirgesiyle bu statüyü kazanmıştır.

Yorum yazın