Tabiat nedir

TABİAT i. (ar. tâb<’dan tabî<at). Mevcut olan varlık ve şeylerin tümü: Tabiatın harikaları. || Fizikî dünya (kırlar, dağlar, denizler v.b.): Bu ruhlar insan güzelliği kadar tabiat güzelliğini de duymasını ve sevme-iini biliyorlardı (A.Ş. Hisar). Gençliğimde sevmezdim tabiatı (N. Ataç). || (İnsandaki yaratıcı gücün karşıtı olarak) Yaratıcı, hareket sağlayıcı güç olarak kabul edilen etken: İnsanın bütün felâketleri tabiata karşı gelmesindendir (P. Safa). Tabiat hiç bir şeyi boşuna yaratmaz. (Yeni. Doğa.) || Bir varlığı, bir şeyi belirleyen özelliklerin tümü4. İnsan tabiatını tam manasıyle bildiğim için işte sizi sizden iyi tanımak iddiasında bulunuyorum (H. R. Gürpınar). || Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin tümü, yaradılış, huy, alışkanlık: Bende de öyle aksi bir tabiat var ki, bir defa başladım mı artık bitirmem!^ (M. Ş. Esendal). Artık, onun tabiatını öğrenmiştim (R.N. Güntekin). Ne kadar tabiatınızı değiştirmişsiniz (R.N. Güntekin).

i i Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisi, beğeni, zevk: Tabiat sahibi bir kadın. || Bir kimsenin büyük aptesini yapma kolaylığı veya güçlüğü. || Tabiat edinmek, (bir şeyi) a-lışkanlık haline getirmek. || Tabiat kanunu, insanın ve toplumun tabiatı üzerine temellendirilmiş davranış kuralları. || Tabiat üstü. Bk. TABİATÜSTÜ.

— Esk. Tabiat-ı beşeriye, insan tabiatı. (| Hüsn-i tabiat, zevk güzelliği. j| Kanun-ı tabiat, doğa kanunu.

— Fels. Bk. ANStKL.

— öğr. Tabiat bilgisi, ortaokullarda tabiatı ve tabiat olaylarını öğretmek için okutulan dersin adı. (Canlı ve cansız tabiatı; bitki, hayvan ve insan bedenini konu edinir. Bugiin fi/ik, kimya dersleriyle birlikte, Fen ve tabiat bilgisi adı altında okutulmaktadır. [Bk. FEN.])

— Tab. Tabiatın korunması. Bk. ANStKL.

— ANStKL. Fels. Tabiat kelimesi fizik, maddî evreni karşılayan bir terimdir ve başlıca şu anlamları taşır: 1. bir varlığın temel niteliklerinin tümü (bu anlamda, ilâhiyaıta, Tanrı’nın tabiatından yanı mahiyetinden söz edilir; çünkü Tanrı’nın yetkinlikleri, onun tabiatını meydana getirir); 2. bilimsel veya metafizik açıdan ele alman maddî dünya; metafizik açıdan ele alman tabiattan söz ederken, ileri sürülen görüşün idealist mi yoksa gerçekçi mi; maddeci mi yoksa spiri-Yüalİst mı olduğu açıklanmalıdır; 3. yaratılış; 4. insan çalışmasının ve ustalığının sonucu olmayan şeyler; 5. ferdin tabiî yanı.
Tabiat felsefesi, insan düşüncesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Felsefe bile, başlangıçta, evrensel bir bilim olarak görüldüğü için, bir tabiat felsefesi niteliği taşırdı. Bu tabiat felsefesi, lonia’da duyumcu. Yunanistan yarımadasında akılcı bir özellik kazandı. Sokrates, bu eğilime karşı gelerek, insanoğlunu çıkış noktası ve hattâ felsefî düşünüşün biricik konusu olarak ele aidi. Nitekim Öğrencilerinden birçoğu da, tıpkı Sok-rates gibi, fizik bilimlerin alanında felsefe yapmaktan kaçındılar. Eflatun, tabiat felsefesiyle de ilgilendi. Bu filozofun tabiat felsefesi tamamen metafiziktir ve soyut düşüncelere dayanır. Aristoteles, akıldan yardım gören gözlemler üstüne bağımsız bir fizik bilimi kurmağa çalıştı. Daha sonra, Epikuros Demokritos’un mekanist görüşlerini; stoa’cılar da Herakleitos’un dinamik anlayışını canlandırıp geliştirdiler. Yeni-ef-latun’cular ise, bu alanda, tamamen soyut düşünceler ileri sürdüler. Ortaçağda da, tabiatın bilimsel açıdan incelenmesi ihmal e-dildi. Bu çağın felsefesi, Aristoteles’çiliğin, Eflatun’culuğun ve hıristiyan metafiziğinin karışımından ibaretti. Rönesans çağında, eski sistemler yeniden ortaya çıktı ve bunların yanı sıra, tabiat bilimsel açıdan İncelenmeğe başladı. Francis Bacon, insan bilgisinin ve eyleminin tabiat üzerinde temellenmesi ve ona dayanması gerektiği üstünde durdu. Bacon şöyle diyordu: «Tabiatın hizmetkârı ve yorumcusu olan insanoğlu, deney ve düşünme yoluyle tabiat düzeninin sırlarını anladığı ölçüde eylemde bulunabilir ve bilgi edinebilir»; «Tabiata hâkim olmanın şartı ona boyun eğmektir». Descartes, Spi-noza ve Leibniz’de, metafiziğe sıkıca bağlı olmak durumundan kurtulamayan deneysel bilim, zamanla bağımsızlık kazanmağa başladı ve bugünkü durumuna ulaştı. Böylece, çeşitli bilim dalları ortaya çıktı. XIX. yy.da, özellikle Hegel ve Schelling felsefelerinde, a priori tabiat sistemlerinin ileri sürüldüğü görüldü. Ama tabiat fikri, yerini artık fizik evren kavramına bırakmıştı.

— Tab. Tabiatın korunması eskiden özellikle duygusal, felsefî ve dinî nitelikte bir kavramdı; günümüzde ise düşünürleri, iktisatçıları, tabiat bilginlerini ve tabiatın insanlık bakımından temsil ettiği değerlere bağlı kalan herkesi kaygılandıran bir meseledir. Tabiat, toprağı, suyu, favnası, florası, ormanı ile binyıllar boyu vahşî hayatı barındırmış, insanların çeşitli faaliyetine sahne olmuştur.

Tarihöncesi insan, bağrında doğduğu düşman dolu vahşî çevreyle savaşmak, giyinmek, beslenmek için avlanmak, tuzaklar kurmak, barınmak için ormanlarda kovuklar açmak, sonra oralarda tarım yapmak, sürü beslemek zorunda kaldı. Zekâsı ona efendilik görevini yiiklüyordıı; son söz o-nun oldu.

Gerçi Magdaleniyen çağından beri insan; mamut, perde burunlu gergedan gibi birkaç heybetli hayvan türünü ortadan kaldırmıştır, ama az sayıdaki tarihöncesi insanları ancak kendi hayatlarını tehdit eden düşmanları yok ediyor, zevk için öldürmüyordu. Tabiattaki gruplaşmaların dağılması için küçücük sebepler yetiyor; avını öldüren ve yiyen bir böcek; asalak bir mantar; yıldırım; bir bitkinin (lantana, eichornia) veya yabancı bir hayvanın (tavşan, çin yengeci) ortaya çıkması veya çoğalması; faydalı diğer hayvanları öldüren böcek ilâçlarının kullanılması; askerî hareketler; ormandan tarla açmalar (bu tarlalar birkaç yıl içinde toprak aşınması yüzünden verimsizleşir); nihayet günümüzde, sıcak ülkelerde uygulanan tek kültürlü tarım; sanat eserleri; barajlar; ve özellikle kirpi, kurbağa gibi küçük omurgalıların kitle halinde ölümüne yol açan geniş otomobil yolları bu sebeplerden birkaçıdır.

Dengesizlik faktörleri arasında, insanın düşüncesizce yaptığı müdahaleler gittikçe fazlalaşmaktadır: bu sebepten iki bin yıldan beri, yeryüzünden 120 memeli hayvan türünün kaybolduğu hesap ediliyor; sadece XIX. yy.da 70 tür yok olmuş, son 60 yıldan beri de bu sayıya 45 tür daha eklenmiştir; günümüzde 600 tür kaybolmak üzeredir. Daha müzde 600 tür kaybolmak üzeredir.
Flora başka yerde olduğu gibi Avrupa’da da büyük zararlara uğradı; zararın bir kısmına, ticarî amaçlarla, değerli bitki koleksiyonu yapan botanikçiler sebep oldu. Parsellemeler, taş ocakları, akaçlamalar, bataklıkların kurutulması, hendeklerin temizliği, kalkerli çimenlerin yakılması, evcil hayvanların etkisi, sürülerin yaylaya çıkarılması gibi olaylaı, sıcak bölgelerde çıkan yangınların yaptığı yok cdi-ci etkiyi yapmaktadır. Kamuoyunun uyanışına, basının desteğine, bilimsel ku-rumlarm protestolarına rağmen akla yakın çarelerle zararları azaltmanın çok güç olduğu görülmektedir. Milletlerarası antlaşmalarla kabul edilmiş ve kanunlarda yer almış bazı hükümler kesin şekilde korunan (ma-kimsiler, jenet, okapi, misk hayvanı) veya kısmen korunan (şempanze, colobus, zürafa, gnu, Clarke gazali, büyük kalao, akbalıkçıl) türleri avlamayı yasak eder. Ama gerçek koruma ancak hayvanların biyotopu-nu veya yaşadığı araziyi tümüyle korumakla olur.

Gerçekte, tabiatın korunması kavramı yeni değildir: Gabon’lu Mwiri’ler gibi «ilkel» denilen bazı topluluklar, av hayvanlannı ve bazı yararlı bitkileri muhafaza etmek ama-cıyle sınırlı bir kısım arazilerin korunmasındaki faydayı çok iyi anlamış ve bu işi bir din gibi uygulamışlardır. Daha Ortaçağda Polonya kralı, kunduz ile auerochs’u avlamayı, porsuk ağacını kesmeyi yasak etmişti. Fransa’da, 1861’den itibaren, Napol-yon III, Fontainebleau ormanlarını korumağa başladı. 1872’de A.B.D.’de «bütün vatandaşların estetik, ahlâk ve spor isteklerini karşılamak için millet tarafından ayrılmış arazi» olarak Yellowstone Millî parkı açıldı. Hukuk yönünden de korunmuş olan bu yerler, koruma ve yetiştirme bölgeleri olmak üzere millî parklar (veya eğitim koruları) ile tabiî koruma alanları’nı kapsar.

+ Tabiatıyle zf. Tabiî olarak, doğal bir şekilde: Tabiatıyle ne bu Şerbetçibaşının, ne de Saliha Sultan’ın kim olduğunu hiç kimse merak etmiyordu (A. H. Tanpınar). || Kendiliğinden.

Yorum yazın