Suret nedir

Suret nedir

SURET i. (ar. sür et). Görünüş, biçim, şekil: Bu nice haldir ki, dedi, biz size mazlum suretinde geldik, siz bize zalim suretinde görünürsünüz (N. Araz). Ki biriz bunlarunla hilkatde / Elde ayakta şekl ü suretde (Şeyhî). || Bir yazının kopyası, nüsha: Rapor, birlikte yazılmıştır. Suretini bilâhara takdim ederiz (Atatürk). Diplomanın sureti. || Tarz, yol: Bu hususu, yalnız garba değil, hattâ vatandaşlarımıza da ehemmiyetli bir surette ihtar etmek lüzumunu hissediyorum (Atatürk). Bu noktalarda artık herkesin aynı surette düşündüğü görülüyor (Ziya Gökalp). [| Suret almak (veya çıkarmak), [bir belgenin] kopyasını çıkarmak. || Suret değiştirmek, görünüş, biçim değiştirmek. || Suretine girmek, (bir şeyin) şekline, görünüşüne, kılığına girmek.

— ÇEŞ. DEY. Surei-i haktan görünmek, içtenlikle -davranır gibi görünmek, temiz yürekli görünmeğe çalışmak. || Sireti suretine uymaz. Bk. SîRET.

— Esk. Yüz, surat, çehre: Ey Şinasi içimi havf-ı ilâhî dağlar / Suretim gerçi güler kalp gözüm kan ağlar (Şinasi). || Resim: Yolda Amâlika’dan bir kavmin yurduna uğradılar. Gördüler ki, öküz suretine tapıyorlar (Cevdet Paşa). || Suret yazmak, resim yapmak. || Suret-bend (veya suret ger), ressam, resimci. || Suret-nüma, meydana gelen, belli olan, görünen. || Suret-perest, şekle önem veren, şekilci. Putperest. || Suret-pezir (veya suret-yâb), meydana çıkan, biçimlenen. || Suret uğrusu, iki yüzlü. || Suret-i hal, içinde bulunulan anın durumu. || Suret-i husul, meydan geliş tarzı. || Suret-i katiyede (veya suret-i mutlaka-da), kesinlikle, asla. || Suret-i mahsusada, özel olarak, özellikle. || Suret-i suud, yükselme tarzı, yükseliş şekli. || Suret-i tesviye, (bir meselenin) çözüm yolu, hal çaresi.

— Din. Bk. ANSiKL.

— Fels. İslâm felsefesinde varlığın görünen yanma, beş duygu ile algılanan yönüne verilen ad. Bk. ANSİKL.

— Folk. Halk arasında insan yüzüne verilen ad. Bk. ANSİKL.

— G. santl. Bir tablonun, sanatçısı veya onun gözetimi altında başka biri tarafından yapılmış benzeri. (Suret, eserin aslına göre, boyut, doku veya çizgi bakımından bazı farklar gösterebilir.)

— Huk. Bk. ANSİKL.

— Mal. Esk. Hâzineden ödenecek paranın miktarını gösteren ve alacaklıya verilen belge. Bk. ANSiKL.

— Mat. Esk. Pay.

— Muhas. Bir muhasebe defterinin kısaltılmış şekli: Bir hesabın suretini çıkarmak.
|| Tacirin muhabirine veya komisyoncunun kendisine emir veren firmaya gönderdiği hesap projesi.

— Tasav. İlâhî varlığın görünüş alanına çıkışı; insan duygularına, insan gönlüne verilişi. Bk. ANSİKL.

— ANSİKL. Din. Bütün eski dinlerde, tanrıların, tanrısal bir nitelik taşıdığına inanılan varlıkların değişik amaçlarla tasvirleri çizilir, heykelleri yapılır ve bunlar evlerde veya tapmaklarda saklanırdı. İnsanlar, kendi elleriyle yaptıkları bu suret’lere taparlar, onların birtakım gizli güçler, insanın ruhu üstünde etki yapacak nitelikler taşıdıklarına inanırlardı. Tapınaklar suretlerle süslenirdi. Bazen insanlar da vücutlarının değişik yerlerine, ellerine, yüzlerine tasvirler çizdirirlerdi. İslâm dininin doğuşuna kadar bütün dinlerde, özellikle Hıristiyanlıkta büyük bir önem taşıyan suret, Hz. Muhammed tarafından kesin olarak yasaklandı. İslâm dinine göre ruhu olan varlıklardan (insanların, hayvanların) hiç birinin sureti çizilemez. Suret «canlı bir varlığın benzerini yapmak» anlamına gelir. Oysa, İslâm dinine göre canlı ve cansız bütiin varlıkların benzerini yapmak, yani yaratmak yalnız Tanrı’nın işidir. Bu yüzden insanlar tarafından yapılan bütün suretler yasaklandı. Suret yapmanın yasaklanmasında başlıca sebep, İslâmlığın doğuşu sırasında ınekke ve medine halkının, eski putlarına, onların suretlerine tapmakta devam edişleridir. Kâbe’deki putların kırılışından sonra bazı puta tapıcılar, evlerinde putların suretlerini saklamağa, onlara birer tanrıymış gibi tapmağa başlamışlardı. Bunun üzerine Hz. Muhammed açık hükümler getirerek suret yapmanın Allah’a ortak koşmak (şirk) olduğunu bildirdi. Bütün bu yasaklara, ağır cezalara karşılık İslâm dünyasında suret yapmanın önü alınamadı. özellikle çin ve hint etkisi altında kalan, eski anadolu, mısır, mezopotamya, yunan ve roma kültürünün ürünlerinden yararlanan çevrelerde (msl. İran’da) yalnız hayvanların değil, on iki imamın bile suretleri çizildi. Birçok mutasavvıf, şeyh, ermiş, büyük sanatçı ve hükümdarın suretleri yapıldı. Sureti yasaklayan mezhepler arasında hanefî mezhebi başta geliyordu. Şiîlerde suret yasak değildi. Bektaşî, me-lamî, mevlevî ve hurufîlerde de suret yasaklanmamıştı.

— Fels. Esk. Hef varlık biri zat biri de suret olmak üzere iki yönlüdür. Zat varlığın özü, suret ise onun dışa vuran benzeri, görünüş alanına çıkışıdır. Suret, belli ve sınırlı ölçüler içinde zatı (asıl, öz) yansıtır. Her zatın bir sureti vardır. Bazı filozoflara göre gerçek olan görünüştür, onun arkasında bilinmeyen bir başka varlık yoktur, özellikle maddeci filozoflar bu inancı savunurlar. Onların dışında, bütün İslâm filozofları varlığı zat ve suretten kurulu, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen bir bütün sayarlar.

— Folk. Halk arasında suretleri ençok yapılanlar Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Leylâ ile Mecnun gibi edebiyata ge$en halk masalları ve aşk hikâyelerindeki kişilerdir. Alevî ve bektaşîlerde daha çok Ali, Haşan ve Hüseyin’in suretleri yapılır. Ali’nin ve Ömer’in yaptığı cenkleri gösteren suretler de vardır.

— Huk. Noterlik kanununa göre, noter tarafından düzenlenen iş kâğıtlarının aslı, noterlik dairesinde saklanır. İlgililere, kanunî temsilci veya vekillerine yahut mirasçılarına, istekleri Üzerine sadece bir suret (örnek) verilir. Şu var ki, yapılan işlem bir vasiyetname ise vasiyetnamenin Medenî kanunun hükümlerine göre açılması gerçekleşmedikçe, bunun sureti, vasiyetçiden veya onun noterlikten onaylı bir vekâletname ile özel olarak yetkili kıldığı vekilinden başkasına verilemez. Bu kişilerin dışında kalanlara suret verilmesi, noterin bağlı bulunduğu asliye hukuk veya münferit sulh hâkiminin iznine bağlıdır, öte yandan, ilgili, noter dairesine getirdiği her türlü kâğıdın tamamının veya bir kısmının suretinin çıkarılmasını isteyebilir. Bu durumda noter, aslındaki şekli koruyarak kâğıttaki yazının tamamını veya istenilen kısmım aynen yazar ve iş sahibine dilediği kadar suret verir. Çıkarılan suretlerden biri, ilgiliye imza ettirilerek dairede saklanır. Suretin fotokopi ve benzeri usullerle çıkarılması da mümkündür. Sureti istenen kâğıt, yabancı dilde yazılmışsa önce Türk-çeye çevrilir ve çıkarılan her surete türk-çe tercümesi iliştirilir.

— Mal. Esk. Suret, bir alacaklıya ait olan ve birden ödenmesi gereken paraya karşılık verilirdi. Birden fazla alacaklıya ait borçlar taksitle ödenecekse sergi verilirdi. (Bk. SERGİ.) İkinci Meşrutiyetten sonra bu usul kaldırıldı.

— Tasav. Tanrı, bir suret (görünen) olarak evrende bulunan bütün varlık türlerinde yansır. Görünen de, gören de zat ve suret olan da Tanrı’dır. Onun dışında bir varlık yoktur. Bu yüzden suret güzel bir şeydir. Bir mutasavvıf, bir sanatçı, bir şair, bir nakkaş Tanrı’yı gönlünde, iç dünyasında nasıl görürse, suretini de öyle düşünür. (M)

Yorum yazın