Sükun nedir

SÜKÛN i. (ar. sükün). Esk. Hareketsizlik, durgunluk: Sesler, gürültüler tamamiyle kesilip otel, sükûnuna dönünceye kadar kendime gelemedim (R. N. Güntekin). Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn / Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn (Yahya Kemal). Fena bir şey yapıyorlarmış gibi derin bir sükûn içinde kapıdan çıktılar (Ömer Seyfeddin). || Rahat, huzur, dirlik: Artık Şems’in zaten elinde olmayan sükûn ve kararı büsbütün elden gitmişti (N. Araz). Köye dönerken ruhu sükûna kavuşmuştu (S. F. Abasıyanık). || Dinme, kesilme. |j Durma, kımıldamama. || Sükûn -gâh, dinlenme yeri, huzur bulma yeri. || Siikûn-perver, rahatlatıcı, dinlendirici, huzur verici. || Sükûn-i dem, soğukkanlılık. ¡| Sükûn-i mutadî, her zamanki alışılmış hareketsizlik. || Sükûn ü hab, hareketsizlik ve uyku.

— DEY. Sükûn bulmak, sakinleşmek, huzura ermek, rahatlamak: Biraz duruldu> sükûn buldu: — Ben Edirne’yi severim, merhum pederin de hoşuna giderdi, dedi (F. R. Atây).

Esk. Bir harfin harekeşiz okun-mâsl, harekesiz olması, kendisinden sonra ünlü bulunmaması.

Yorum yazın