Stadyum nedir

Stadyum nedir

Spor yarış ve karşılaşmaları için özel olarak düzenlenmiş alan.

TARİHÇE

Eski Yunan’da koşu için düzenlenen stadyum (yunanca stadion [240 adım, yaklaşık 180 m’lik bir uzunluk ölçüsü] sözcüğünden kaynaklanır), başlangıçta bir stadion uzunluğunda dar bir pistten oluşuyordu. Pistin kenarlarında da seyircilerin oturduğu basamaklardan oluşan bir bayır vardı. Varış çizgisi yakınlarında yarışın hakemleri otururdu. Kısa süre sonra, stadyumda yapılan oyunların gitgide daha fazla seyirci çekmesi nedeniyle boyutlar değişti; İ.Ö. IV. yy’dan başlayarak stadyumlar anıtsal bir görünüm kazanmaya başladılar; Atina’da 70 000, Olympia’da 45 000, Delphoi ve Delos’ta 5 000 seyirci alabilecek stadyumlar yapıldı. Stadyumların biçimi.
kısa yanlarından iki yarım çemberle uzanan, her yandan basamakların çevrelediği bir dikdörtgendi. Romalılar İtalya’da birkaç stadyum kurmayı denediler, ama sirk ve arenalardaki daha savaşçı oyunları yeğlediler; sporculara ilgi yüzyıllar boyunca yok olunca, stadyumların yapımı da durdu. Günümüzde stadyum sözcüğü, çok büyük sayıda seyirci çeken spor gösterileri için gerekli, gitgide karmaşıklaşan tesisler için kullanılır. Başlangıçta atletizm ve çim sporları için yapılmış tesisleri belirtmek amacıyla kullanılan stadyum sözcüğü, günümüzde aynı zamanda öbür spor dallarının yapıldığı yeri belirtmek için de kullanılır.

İlk modern stadyumlar, bazıları tribünler ile güneş ya da yağmurdan korunan basamakların çevrelediği açık hava stadyumlarıydı. Daha sonraları, basamak sayısı artırılarak seyirci alım gücü fazlalaştırıldı. Sonuçta da tümüyle kapalı stadyumlar yapıldı. Stadyumların yapımının mimarlara en yeni teknikler, “dizayn” konusunda en “fütürist” yapılar yaratma olanağı verdiği söylenebilir.

STADYUMLARIN BÖLÜMLERİ

İşlevsel olarak, stadyum beş temel bölümden oluşur.
ALAN (SAHA), stadyumun, spor ve karşılaşmanın yapılması için özel olarak düzenlenmiş bölümünü oluşturur. Bir atletizm stadyumu söz konusu olduğunda genellikle atıcılara (cirit, disk, çekiç) ayrılmış bir merkez çim bulunur. Bu çim, asfalt ya da sentetik maddeden bir pistle çevrelenmiştir. Uç ve yanlan atlamacılara (uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla atlama) ve gülle atma alanlarına ayrılmıştır. Hem atletizme, hem takım oyunlarına yönelik stadyumların sakıncası, seyircilerin sporculardan uzakta bulunmasıdır.

Uzun süre, futbol ve rugby (ayrıca da hentbol ve hokey) karşılaşmaları atletizm stadyumlarının çimlerinde yapıldı. Zamanla İngilizlerin öncüsü oldukları, yalnızca futbola uygun durama getirilmiş stadyumlar yapıldı. Bu stadyumlarda tribünler, seyirciyi oyunu yakından izleyebilecek duruma getirecek bir biçimde sahayı doğrudan çevreler. Önceleri atletizm stadyumları gibi dikdörtgen olan bu stadyumlar elips ya da çember biçiminde yapılmaya başlandı: Sözgelimi, Mexico ve Münih’te dünya şampiyonaları için yapılan stadyumlar.
Bu arada, başka spor dallan için özel olarak yapılmış stadyumların sayısı da gitgide artmaktadır. Velodramiarda virajları dönüş yönüne doğru eğimli ahşap ya da betondan bir pist vardır. Tenis karşılaşmaları çimen ya da İngiltere ve A.B.D’nde olduğu gibi yapay çim kortta, yüzme, dalma, su topu yarışları yarış havuzlarında, artistik patinaj yarışmaları ve buz hokeyi karşılaşmaları paten alanında, at yarışları özel olarak düzenlenmiş bir çim üstünde yapılır.

SPORCU, HAKEM VE YÖNETİCİLERE AYRILMIŞ BÖLÜMLER, soyunma odaları, masaj salonları, revir, çalışma salonları, kulüplere ayrılmış toplantı salonları, vb’dir.

SEYİRCİYE AYRILMIŞ BÖLÜMLER, gişeler, tribünler, sağlık görevlisinin bulunduğu yer, seyircinin girişini ve topluca güvenlik içinde boşalmasını sağlayan bölümlerden oluşur. TEKNİK BÖLÜMLER, gitgide karmaşıklaşan, aydınlatma, süre ölçümü, spor tablosu, sulama, radyo ve televizyon için röportaj kabini, hatta naklen yayın merkezidir.

ÇEVRE DÜZENLEMELERİ, park yeri, toplu ulaşım araçları, vb’nden oluşur. Türkiye’de stadyum sözcüğü temelde, futbol stadyumları için kullanılır ve bu nedenle, söz konusu stadyumlar, alan, sporcular için soyunma odaları, çalıştırıcılar için özel tribün ve skor tablosundan oluşur.

STADYUM i. (yun. stadion’dan lat. Stadium). Takım sporlannın, atletizm karşılaşmalarının v.b. yapılmasına elverişli tesisleri olan saha.

— Fels. Stadyum kanıtı, Elea’lı Zenon’un hareketin yokluğunu göstermek için ileri sürdüğü ve Aristoteles’in pek açık seçik olmayan bir biçimde naklettiği kanıtlardan dördüncüsü. (Kanıtın temeli, aynı hareketli nesnenin hareketli veya hareketsiz bir noktadan bakıldığına göre süratinin değiştiğidir. Bu yorum doğru ise, Elea’lı Zenon’u süratin bağıllığını bulan ilk filozof saymak gerekir.)

— ANSİKL. Esk. Yun. ve Roma. Eski Yunanistan’da ve Roma’da koşulara göre düzenlenen stadyum yaklaşık olarak bir stadion (adı buradan gelir) uzunluğunda dar (30 m kadar) bir pistti: Olympia’da 192,27 m, Delphoi ve Attike’de 177,55 m, Epi-dauros’ta 181,08 m. Saha genellikle, iki yamacm arasına kurulur, böylece oyunlar yüksekten izlenebilirdi. İki uçta, çıkış yeri olan dilz bir çizgi (aphesis) ve varış yeri olan paralel bir çizgi (terma) vardı; bunun arkasında, dört köşe veya yanm daire (sphendone) biçiminde bir set üzerinde yanş hakemleri otururdu. Bu düzen Olympia’da bugün de görülür. M. ö. IV. yy.da stadyum anıtsal bir görünüş kazandı; Messene stadyumunda, merdivenlerin kestiği taş sıraların bir kısmı hâlâ sağlamdır; yarım dairenin çevresinde birtakım sütunlar ikili bir büyük kapı meydana getiriyordu. Bu tip anıtlar Roma’ya yunan oyunlannın moda olması üzerine girdi, fakat burada az gelişti (Domitianus stadyumu).

— Spor. Stadyumlar genellikle basamaklı tribünlerle çevrelenir. Sporcuların soyunup elbiselerini bıraktıkları soyunma odaları ve duşlar vardır. Birçok stadyumda futbol, rugbi, hentbol oynanan alanının çevresinde atletizm yarışları için pistler bulunur. Bazı stadyumlardaki bisiklet parkurları çimentodandır. Parkurların virajları dönüş yönüne doğru eğimlidir. Olimpiyat stadyumlarında ise yüzme, tramplen, atlama yarışmaları ve sutopu için yüzme havuzu bulunur. Aynca tenis, basketbol, voleybol maçları için üzeri kapalı stadyumlar vardır.

• Türkiye’de stadyum yapımı tarihin çok eski çağlarına kadar uzanır. Bugün, özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde Anadolu’nun eski medeniyetlerinden kalan bir-çok stadyum vardır. Bunların en ünlüleri Aydın’ın Karacasu ilçesinde 12 km uzaklıktaki Gayre köyü yakınında 40 bin kişilik Afrödisias; Antalya ili sınırlan içinde As-pendos, Yanköy, Side, Perge, Termesos, Selge ve İzmir sınırları içinde Efes ile Bergama’daki stadyumlardır. Bunların her biri

15 000 – 35 000 seyirci alabilecek büyüklükteydi.

OsmanlIlarda sporun yapılmağa ve yeni yerleşmeğe başladığı devrelerde yarışmalar, geniş meydanlarda yapılırdı. Güreşlerin yapıldığı Kırkpınar ile Sarayiçi, okçuluk müsabakalarının yapıldığı Okmeydanı, birer spor alanıydı. Futbolun ülkedeki ilk yıllarında da İzmir’deki Bornova çayırı ile Mezarlıkönü, Ankara’daki İstiklâl sahası, İstanbul’da Kadıköy’de Kuşdili, Papazın Bağı, Baklatarlası çayırları ile Taksim’de-ki Talimhane, Bakırköy’deki Baruthane sahaları, Yenibahçe’deki Hastahane çayırı, Sultanahmet meydanı, Topkapı sarayı önündeki Sarayiçi sahası, bugünkü üniversite binasının bulunduğu yerdeki Harbiye Nezareti meydanı, Paşabahçe’deki Sultaniye çayırıyle Beykoz ve Baltalimanı çayırları ve Kumkapı’daki Cinci meydanı ilk karşılaşmaların yapıldığı stadyumlardı. Halkın futbola karşı gösterdiği büyük ilgi karşısında, önce Kadıköy’deki Papazın çayırı düzenlendi (1908) ve çevresine ahşap tribünler konularak Union club adını aldı. 1922’de Taksim kışlasının avlusu, futbol sahası haline getirildi, çevresine arkaları kışla duvarlarına yaslanan ahşap tribünler yapıldı; böylece Türkiye’nin ilk stadyumu olan Taksim stadyumu ortaya çıktı. 1929’da Union club Fenerbahçeliler tarafından alınarak ahşap tribünlerle çevrildi ve Fenerbahçe stadı oldu. 1934’te Beşiktaşlılar Çı-rağan sarayının bahçesini stadyum haline getirdiler ve İstanbul’un üçüncü stadyumu olan Şeref stadı meydana geldi. 1942’de Vefa kulübü Karagümrük sahasının yerinde Vefa stadı*nı kurdu; 1943’te de Galatasaraylılar, Mecidiyeköy’de bugün Alisami-yen stadının bulunduğu alanda ilk stadyumlarını yaptılar. 1947’de İnönü stadı (bugün Mithatpaşa stadı) yapıldı. İzmir’de 1928’de Alsancak stadı; Ankara’da da 1934’-te Ankaragücü stadı, 1936’da 19 Mayıs stadı hizmete girdi.

Bugün Türkiye’de çeşitli il ve ilçelerde 80 stadyum vardır.

Yorum yazın