Stadhouder

STATHOUDER i. («teğmen» anlamında felemenkçe k.; stede, yer ve houder, tu-tan’dan). Tar. İspanyol Felemenki’nde, hükümdar tarafından seçilen eyalet valisi. J| Birleşik Eyaletler’de, bir eyaletin veya bütün Birliğin yürütme kuvvetinin başkanı.

— ANSİKL. Birleşik Eyaletler’de, her eyaletin, yürütme kuvvetini temsil eden ve şehir magistratuslarıyle eyalet memurlarını denetleyen bir stathouder’i vardı. Bunların yetkileri sadece sivil alandaydı. Çok geçmeden, Birlik ölçüsünde bir stathou-der’lik kuruldu ve yerinde olmayan bir deyimle «genel stathouder» adını aldı. Böyle bir stathouder’liğin kurulmasına sebep, Karl V’in, Orange prensi Nassau’lu Willem’i hem Hollanda, hem de Zeeland valiliğine getirmesi ve ayaklanan eyaletlerin de bu valiyi hemen bütUn eyaletlerin stathouder’i olarak kabul etmeleriydi (onu seçmeyen eyaletler de ailesinden birini tayin etmişlerdi). Bu görevde bulunan kimsenin aynı zamanda kumandan ve amiral-general de olması, bu görevlerinde stathouder’liğe bağlanmasına yol açtı. Wil-lem’den sonra, stathouderlik verasetle geçer oldu ve monarşik bir görünüş kazandı. Bazı eyaletler Willem’in oğlu Mau-rits’i (1584) seçtiler, sonra da Orange ailesi üyelerini (Maurits’in erkek kardeşi Fredrik-Henrik [1647]) seçmek gelenek halini aldı. Protestan Avrupa’nın büyUk prensleri olan Orange-Nassau’lar, soylular, köylüler, ordu, şehirlerde yaşayan küçük halk tabakası, balıkçılar ve zanaatçılar tarafından tutuluyordu. Bunlar, yabancılarla ve uzlaşmaz Calvin’cilik ile mücadele geleneğini temsil ediyorlardı. Buna karşılık, cumhuriyetçi yüksek burçuvazi stathouder’i bir bakıma iç siyasetin yönetim başkanı sayılıyordu. Bu, iki kuvvet arasında bir çatışmaya yol açtı ve bu çatışma kanlı bir mücadeleye dönüştü. Stat-houder’ler, 1672’de Willem III ile kesin bir zafer kazandılar.

Yorum yazın