Söz nedir

SÖZ i. (esk. türk. k.). Ağızdan çıkan ve bir veya daha çok heceden oluşan kelime: Fakat, nedense karşı karşıya geldiğimiz zaman, birbirimize söyleyecek söz bulamadık (R. N. Güntekin). || —Teşm. yol. Yazılı veya sözlü olarak açıklamağa yarayan kelimeler veya cümleler dizisi: Edebiyattan kaçınmak, edebiyat yapmamak, çıplak sözün sırrına ermiş bulunmak… İşte, sahici edebiyatın ana şartları… (Y. K. Ka-raosmanoğlu). Salâhattin Bey bu gibi sözlerin ona teselli vermekten uzak olduğunu ima eden bir tavırla başını salladı (Sabahattin Ali). [I Söylenti: Ortalıkta bir söz dolaşıyor. || Vaat etme: —Akşam bize ge-leseksin! Söz mü?

— ÇE§. DEY. Söz açmak. r A. AÇMAK. II Söz almak, konuşmağa b ¿lamak. Vaadi yerine getirmek üzere karşısmdakinden teminat almak. j| Söz altında kalmamak, kendine dokunan her sözün karşılığını vermek. |j Söz anlamak, akla uygun ve doğru olan sözleri kabul etmek. || Söz aramızda, «başkaları duymasın» anlamında kullanılır. || Söz arasında, konuşma sırasında: Müjgân, söz arasında, gizlice: —Feride sana bir iyilik ettim (R.N. Güntekin). || Söz atmak, birisini uzaktan uzağa ve o-na dokunacak şekilde rahatsız etmek. Dille sarkıntılık etmek: Yüzünün ifadesi o kadar ciddî idi ki, hiç bir erkek ona söz atmadı (H.E. Adıvar). || Söz ayağa düşmek, bir mesele, karışmaları gerekmeyen veya yetkisiz kimseler tarafından tartışılmak. || Söz bir Allah bir, «verilen sözden dönülmez» anlamında söylenir. || Söz bir etmek, bir kimseye veya bir düşünceye karşı anlaşmak. || Söz çatmak. Esk. Konuşmak. || Söz dinlemek (veya tutmak), öğüt tutmak, itaat etmek: Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan (M.Â. Ersoy). || Söz düşmek, herhangi bir konuda, söz hakkı olmak veya o konuda konuşması gerekmek: Mademki annesi onunla beraberdi ve her şeyi muvafık görüyor, hattâ tertip ediyordu, artık kendisine söz düşmezdi (Sabahattin Ali). || Söz düşürmek, konuşmayı bir konuya getirmek, bir konuya girmek. || Söz ehli, konuşması zevkle dinlenen kimse. || Söz eri, söz ehli. Herhangi bir konuda söz geçirecek durumda olan kimse. || Söz eslemek. Bk. ESLEMEK. || (Bir şeyden) Söz etmek, o şey üstüne konuşmak. || Söz geçirmek, istediğini yaptırmak: Bazan anası, babası küçüğe söz geçiremezler ve Yusuf’a müracaat ederlerdi (Sabahattin Ali). || (Birine) Söz gelmek, bir tenkide hedef olmak, yerilmek. || Söz götürmek, hakmda çeşitli düşünceler ileri sürülebilmek. || Söz götürmez, doğruluk ve gerçekliği tartışmasız kabul edilen. || Söz işitmek, azarlanmak. || Söz kaldırmamak, onuruna dokunan söze dayanamayıp cevap vermek. || Söz kavafı, geveze, boşboğaz. || Söz kesmek. Bk. KESMEK. || Söz konusu, sözü edilen, üstünde konuşulan. || Söz olmak, dedikoduya hedef olmak veya hoş karşılanmayıp hakkmda konuşulmak. || Söz sahibi, bir konuda bilgisi veya yetkisi olan kimse: Bu konuda söz sahibi daha çok iki kişiydi (Y.Z. Ortaç). || Söz vermek, kesin olarak vaat etmek, taahhüt etmek. || Söz yayınları, radyo ve televizyonlarda müzik dışı yaymlara verilen genel ad. || Söz yok, «hakkmda hiç bir söz söyle-nilemez» anlamında. || Söze kapılmak, kandırıcı sözlere aldanmak. j| Sözü açılmak, bahis konusu olmak. || Sözü ağıza (veya ağzına) tıkamak, bir kimsenin konuşmasına fırsat vermeden kendisi konuşmağa başlamak. || Sözü ağzında bırakmak, sözü tamamlamasına fırsat vermemek. || Sözü bağlamak, konuşmayı sonuca getirmek, toparlamak. I| Sözü çevirmek, konuyu değiştirmek. || Sözü çiğnemek, lakırdıyı ağzında gevelemek. || Sözü geçmek, kendisini kabul ettirmiş olmak, ön safta gelmek: Memleketin sözü geçen takımı seferber hale gelerek… (Sabahattin Ali). Adı geçmek, bahsedilmek: Bu tartışmada sözü geçen adamı tanıyorum. || Sözü kesmek. Bk. KESMEK. || Sözü tartmak, ölçülü konuşmak. || Sözüm söz, «içtenlikle söz veriyorum ki» anlamında kullanılır. || Sözüm yabana. Tekiz. Konuşma sırasında çirkin bir söz söylemek gerektiğinde o söze giriş olarak kullanılır || Sözüm yok, «diyeceğim yok, gerçekten» anlamında kullanılır. || Sözün kısası, «sonuç olarak, kısaca» anlamında kullanılır: Sözün kısası beyefendi biz bin senelik bir hanedanız… (B. Belek). || Sözünde durmak, verdiği sözü tutmak. || Sözüne gelmek, birinin söylediğini sonradan kabul etmek; haklı görmek. || Sözünü (veya lafım) balla kesmek. Bk. BAL. || Sözünü bilmemek, bir sözün nereye varacağını düşünmeden, patavatsızca söylemek. || Sözünü esirgememek, karşısındakine dokunacak bir söz olsa bile söylemekten çekinmemek. || Sözünü geri almak, üstüne aldığı bir işten caydığını söylemek. Söylediği dokundurucu bir sözde haksız olduğunu anlayıp o sözün söylenmemiş sayılmasını istemek. || (Birinin) Sözünü kesmek, bir kimse konuşurken lafa karışarak onun konuşmasına fırsat vermemek: Yunus Nadi Bey, Rauf Bey’in sözünü kesti (Atatürk). || (Birinin) Sözünü tutmak, o kimsenin söylediklerini yapmak. || Kendi sözünü tutmak, verdiği sözü yerine getirmek: Vardığında sözünü tuttu, adağımızı verdi (N. Araz). Kırk yılda bir ablamın sözünü tutuyor (Kemal Tahir). || Sözünün eri, verdiği sözü mutlaka yerine getiren kimseler için söylenir.
— Dilbil. Sözdizimi, cümle yapısını inceleyen bölüm.

— Huk. Söz atma. Bk. ANSİKL.

— Leng. Belli bir durumda, belli bir kimsenin dili özel olarak kullanması. (Topluma ait tam bir sistem olan dile karşıt olarak kullanılır.)

— Psikol. İç söz, işitme veya işitme-hare-ket imgeleri dizisi. Victor Egger ile diğer bazı filozoflara göre, bu dizi, bilinç hayatını meydana getirir. (Eşanl. ENDOFAZİ.)

— Psikopatol. Söz yitimi. Bk. AFAZİ.

— ANSİKL. Huk. Söz atma suçu niteliği bakımından sözle oluşan ve devamlı olmayan tecavüzlerdir (Türk Ceza kn. md. 421). Yolda giden bir kadına müstehcen sözler söylemek, güzelliğinden söz etmek veya beraberce gezmeyi teklif etmek şeklinde beliren fiiller söz atma suçunu gerçekleştirebilir. Söz atma suçu, niteliği yönünden sarkıntılık suçuna yakındır. Bu bakımdan yukarıda sözü edilen fiiller devamlı olur, tekerrür ederse, fiil sarkıntılık niteliğini kolayca kazanır. Bu itibarla söz atma ve sarkıntılık suçlarını birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Kanun söz atma suçunun meydana gelebilmesi için bu sözlerin genç erkeklere veya kadınlara karşı kullanılmış olmasını gerekli saymıştır. Bunun dışında bu sözlerin belli bir amaçla kullanılmış olması zorunlu değildir. Söz atma suçunu işleyenlere üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Yorum yazın