Soytarı nedir

SOYTARI i. (ital. sutela veya yun. satyos’-tan [?]). Mesleği kaba şakalar ve aşırı hareketlerle halkı eğlendirmek olan kimse: Havlayan, zil takınan, sonra Zuhûrî’ye dalan / O bizim soytarının kendi değil miydi?

— Yalan (M. Â. Ersoy). Meczub böyle yerlerde bir soytarı, bir meddah, bir tiyatrocu vazifesi görür (R.N. Güntekin). || Mec. Hile yapan ve yaltaklık çden kimse: Meselâ Tevfik âdi bir soytarı olsa çoktan itiraf ederdi (H. E. Adıvar).

— Tar. Padişah, kral veya prensleri eğlendiren şaklaban. Bk. ANSİKL.
— ANSİKL. Tar. OsmanlIlarda başlangıçta yalnız saraylarda bulunan soytarı, sonradan bazı zenginlerin, devlet büyüklerinin konaklarında da yer aldı. Soytârılar daha çok satın alman esirler, köleler arasından seçilen zeki, güldürücü ve eğlendirici hünerleri o-lan kimselerdi. Bunların çoğu habeş veya araptı. İçlerinde cüce, kambur ve hadım olanlar daha çok tutunurdu. Kaynaklar, Osmanlı devletinde Yıldırım Bayezid zamanından beri (XIV. yy.) soytarıların bulunduğu bildirir. Soytarının görevi bile bile yaptığı garipliklerle veya iğneli konuşmalarla padişahın öfkesini yatıştırmak, canı sıkıldığı zaman onu güldürmek, eğlendirmekti. Saray soytarıları, ötekilerine oranla daha ince zekâlı olurdu. Bazı soytarıların siyasî entrikalarda etkileri oldu. Kaynaklar Abbasî saraylarında da soytarıların bulunduğunu yazar. Bunların en ünlüleri Harunür Reşid zamanında yaşadı. Sarayda soytarı bulundurma geleneği XIX. yy. ortalarına kadar sürdü.

Batıda soytarılar özel elbiseler giyerlerdi. Bu elbise çıngıraklarla donatılırdı; başlarına uzun kulaklıklı, tepesi kâğıttan veya kırmızı kumaştan bir başlık giyerlerdi; ellerinde bir çan, kemerlerinde bir bere taşırlardı.

+ Soytarılık i. Soytarının işi, soytarıca davranış: Doğru mu? Yedi yıldan soytarılıkla kurtulmuş (Kemal Tahir). [LM]

Yorum yazın