Sosyal Demokrasi Nedir

SOSYAL DEMOKRASİ i. (fr. social-de-mocratie), XIX. yy. sonunda ve XX. yy. başında Almanca konuşan ülkelerle İskandinav ülkelerinde marx’çı eğilimli sosyalist akımlara verilen genel ad. (Rusya’da Ekim Sosyalist ihtilâlinden sonra ve komünist partilerinin kurulmasından bu yana «sosyal demokrasi» kelimesi, komünizme veya İtalya’da Pietro Nenni’nin partisi gibi sol kanat sosyalist akımlarına karşıt o-larak, «ılımlı sosyalizm»i belirtmek için kullanılmıştır.)

— ANSİKL. Alman sosyal demokrasisi. Sosyal demokrat partilerinin en iyi temsilcisi olan Alman Sosyal Demokrat partisi (Sozialdemokratische Partei Deutschland [S.P.D.j) 1875’te Gotha’da kuruldu. Bu parti, 1863’ten beri parti haline gelmiş olan sosyalist lessalle’ci akım ile 1869’dan beri Demokrat İşçi partisi olarak teşkilâtlanmış olan maıksist akımın (A. Bebel ve W. Lebknecht) kaynaşmasından meydana geldi. Başlangıçta, F. Lassalle’in otoriter sosyalizmine yakın olan bu yeni partiye, özellikle F. Engels’in etkisiyle, yavaş yavaş marksist düşünceler sızdı. 1878’-de pek hızlı gelişmeler göstermiş olan Sosyal Demokrat parti Bismarck tarafından yasaklandıysa da, bu güç duruma dayanmasını bildi ve 1890’da, olağanüstü kanunlar kaldırıldığı zaman, güçlü bir durumda bulunuyordu. 1891’de, Erfurt kongresinde, Kari Kautsky’nin öncülüğünde, yeni bir program benimsedi ve bu, uzun bir süre koyu marx’çı ve ihtilâlci bir program olarak kaldı.
Bununla beraber, 1896-1897’den itibaren, Engels’in eski bir dostu olan E. Bern-stein’ın yönetiminde güçlü bir reformcu a-kım, parti içinde gelişmeğe başladı. Bu akım, marx’çı teorinin ihtilâlci yönlerinin terk edilmesini gittikçe daha kuvvetle istiyordu. Reformcu akımın başarısı başlangıçta sınırlı oldu. 1899’da, Hannover kongresinde, Bernstein’ın revizyonizmi, Bebel ile Kautsky tarafından sert bir şekilde ye-rildiyse de, çok geçmeden kendini yavaş yavaş kabul ettirmeyi bahardı. Bunu da, teoride değilse bile, pratikte ve özellikle sosyal demokrat eğilimli sendikaların kesin desteği sayesinde yapabildi. Böylece, sosyal demokrasi, ihtilâlci bir dil kullanmasına rağmen, ağustos 1914’te, Liebknecht ile Rosa Luxemburg hariç olmak üzere, imparatorluk düzeniyle işbirliği yapma siyasetini benimsedi. Savaşın sona ermesinden sonra, parti, imparatorluk aleyhtarı ihtilâlle birdenbire iktidara gelince, ı-lımlı siyasetiyle dikkati çekti. Hükümet başkanı Ebert ve savaş bakanı G. Noske (her ikisi de sosyal demokrat yöneticilerdi), ihtilâlci hareketleri ve özellikle Spar-takus’çuluğu, aşın muhafazakâr kuvvetlere bile dayanmaktan çekinmeyerek bertaraf ettiler. İhtilâlci elemanları komünizm safına geçmiş olan parti, daha sonra, gerek hükümette, gerek muhalefette, en az zarar siyasetini uyguladı; Komünist partisiyle tartışmalara giriştiği için, Hitler’in iktidara geçtiği sırada (ocak 1933) eli kolu bağlı kaldı ve kanun dışı sayıldı.

Sosyal Demokrat parti, 1945’te, Kurt Schu-macher’in yönetiminde, yeni ve hızlı bir atılım yaptı. Nisan 1946’da, sovyet bölgesinde kalan eski demokrat-sosyalistlerin (S.E.D. [Birleştirilmiş Sosyalist parti]) ayrılması ve soğuk savaşın gelişmesiyle zayıf düşerek, 1949’da kurulan Batı Almanya Federal cumhuriyetinde tasarladığı alman u-sulü işçi partisi doktrinini etkili kılamadı. Şansölye Adenauer’ın hıristiyan demokrasisinin kazandığı başarı, E. Ollenhauer yönetimindeki partiyi 1959’da, Bad Godesberg kongresinde, sosyalizmden çok liberalizme yakın bir program benimsemeye yöneltti. 26 Kasım 1966’da büyük koalisyonun başarıya ulaşmasından sonra, sosyal demokratlar başbakan Kiesinger tarafından kurulan hükümete katıldılar (1 aralık). Kabinede S.P.D. dokuz bakanlıkla temsil edildi. Willy Brandt hashakan vardtmcısı ve dışişleri bakanı oldu.

• İskandinav sosyal demokrasisi. Danimarka’da (1878), Norveç’te (1887) ve İsveç’te (1889), alman partisi örnek alınarak sosyal demokrat partiler kurulmuştu. Birinci Dünya savaşından sonra iktidara gelen (İsveç 1920, Danimarka 1924, Norveç 1928) bu partiler, Danimarka’da 1929’dan, İsveç’te 1932’den, Norveç’te de 1935’ten beri hemen hemen aralıksız olarak iktidarda kalmışlardır. 1960 ve 1961 seçimlerinde sosyal demokratlar oyların yüzde 40’ından fazlasını aldılar. İskandinav sosyal demokrasisi, malî tedbirlere ve vergilendirmeye dayandırılmış bir iktisat siyasetini mülkiyet reformuna ve kooperatiflerin yaygınlaşmasını devlet müdahalesine yeğ tutmuş ve birçok sosyal kanunun çıkarılmasını sağlamıştır. (L)

Etiketler:

Yorum yazın