Solaklığın Tarihi

Solaklığın Tarihi

İnsanlık tarihinin ilk dönemlerine dek uzanan çok eski çağlarda, tüm kadın ve erkekler yiyeceklerini toplarken, dağlara tepelere tırmanırken, barınaklarını kurarken, dahası oturdukları mağaraların duvarlarına resimler çizerken hangi elleri uygunsa ondan yararlanıyorlardı. İnsanbilimciler, binlerce yıl önce, sağ ve sol ellerini kullanan insanlar arasında büyük bir ayırım olmadığı kanısın- dadırlar. Bu görüş, Taş Çağı (i.ö. 2.000.000.— 8.000) insanına ait buluntuların incelenmesiyle de kanıtlanmış bulunmaktadır. Çünkü, dünyanın her yerinde yapılan kazılar sonucu bulunan bu dönemden kalma kaba araç gereçler, hem sağ elle hem de sol elle kullanılabilecek biçimde yapılmışlardır. Çakmak taşları, ok uçları, ilk bıçak ve oyma araçları her iki elin kullanımına olanak verecek biçimde, iki yandan keskinleştirilmişlerdi. Ancak Tunç Çağı’na (İ.ö. 6.000 – 3.500) doğru yapılan araçlar daha çok geliştirilmiş ve kullanılacak ele göre biçimlendirilmeye başlamıştı. Çünkü ileri bir düzeye erişildiği belli olan bu dönemden kalma buluntular, bu aletlerin çoğunun sağ elle kullanılacak biçimde yapıldıklarını ortaya koymaktadır.
Bu tür aletler, o dönemlerde üretim işlerine yardımcı oldukları için değerli sayılarak kuşaktan kuşağa aktarılmışlardır. Bu nedenle, sağ elle kullanılacağı düşüncesiyle yapılan bir aleti kullanacak olan kişiler, (solak olabileceklerine bakılmaksızın) bunu sağ elleriyle kullanacakları biçimde eğitilmişlerdi.
Söz gel imi, ekin biçmeye ya da ot dermeye yarayan orak, Tunç Çağı’nda ortaya çıkarılmıştı. Orak yapılırken, sağ elle kullanılacağı düşünülmüş olmalı ki, o günden bugüne değin sol el için yapılmış bir orağa hiç rastlanmamıştır. İnsanlar giderek daha uygar bir duruma geldikçe de gerek alet kullanmada, gerekse göreneklerde ve dillerde sağ el “doğru el” anlamına gelmeye başlamıştır.
Alfabenin öyküsü daha da değişik ve ilginçtir. İlk alfabeyi, İ.ö. 3.000. —2.000 yılları arasında, Akdeniz kıyılarında yaşayan ve denizcilikle uğraşan Fenikeliler bulmuşlardır. Bu alfabe sağdan sola doğru yazılmaktaydı. Gemici ve tüccar Fenikeliler, alfabelerini Mısır ve Yunanistan’a da götürmüşlerdi. İ.ö. 600 yıllarında daha önceki tarihlerde geliştirilen yazı örneklerinin tümü de bu yönde, sağdan sola doğru yazılıyorlardı. “Ayna yazısı” dediğimiz bu yazıyı, aşağıdaki gibi örnekleyebiliriz:
İ.ö. beşinci yüzyıl dolaylarında, Yunanlılar, soldan sağa doğru yazılan bir yazı geliştirmişlerdi. Sağdan sola doğru yazılan dillerden bugüne yalnızca üç dil kalmıştır: Arapça, Farsça (İran dili) ve İbranice (İsrail dili). Bunların da bugüne kadar yaşayagelmelerinin nedeni olarak din kitaplarının (Kur’an—ı Kerim ve Tevrat) böyle yazılmış olmaları gösterilmektedir. Çünkü bu kitaplara inananlar, alfabelerinde bir değişiklik yapmakla din kitaplarına karşı saygısızlıkta bulunacakları kanandadırlar.
Sağ elin, sol ele egemen oluşunun nedenlerini eski Yunanlılar da araştırmışlardır. Geliştirdikleri bir varsayıma göre, bu egemenliğin nedeni vücut dengesine bağlıyorlardı. Şöyle ki; karaciğer ve akciğer, vücudun sağ yanında bulunduğundan, (o zamanlar iki akciğerimiz olduğunu bilmiyorlardı) insanlar dengelerini sol ayaklarıyla sağlıyorlardı. Böylece sağ el, eylem için özgür kalıyordu. Daha sonraları, bu varsayımı daha akla yatkın bir duruma getirmek için, sağ el ve sağ bacak kaslarının daha güçlü olduğunu ileri sürdüler.
Bu varsayımlardan bir başkası da şöyleydi: Erkekler savaş sırasında, kalbin vücudun solunda bulunduğunu düşünerek, onu korumak için kalkanlarını sol elleriyle göğüslerine siper ediyorlardı. Bunun sonucu, silahı kavrayan sağ el, sol elden daha güçlü oldu. Ancak bu varsayım da geçersizdi. Çünkü bu açıklama, savaşa gitmedikleri ve ellerine ne kalkan ne de başka bir silah almadıkları halde, kadınların da sağ ellerinin sol ellerinden daha güçlü olduğu gerçeğine ters düşüyordu.
Varsayımlar ne olursa olsun, sağ el uzun bir zaman süreci içinde sol ele egemen bir duruma geldi. Bunun sonucunda, kutsal kitaplarda sağ üstün tutulmaya başlandı, örneğin, Kur’an-ı Kerimin Müddesir Suresi’nin bir yerinde şöyle denmektedir: “Ancak sağ taraftakiler böyle değildir. Onlar, cennetliktirler”. İslâm dininde, insanların yaptıkları iyilikleri yazan meleklerin sağda, kötülükleri yazanlarınsa solda olduğuna inanılır. Namaz kılmadan önce abdest alırken; el, kol ve ayak yıkanması sırasında sağdakilere öncelik tanınır. Namazda selam verilirken, baş önce sağa, sonra da sola çevrilir.
Eski Roma Cumhuriyet döneminde (İ.Ö. 509 —27) ise, Jül SezaV, kendisi bir solak olduğu halde, yazının soldan sağa doğru yazılmasını ve el sıkışmasının sağ elle yapılmasını buyurmuştu. Günümüze gelene dek de “sağ” ve “sol” sözcüklerinin, çok değişik kavramlar için kullanılması dil ve kültürlere yerleşti.

Yorum yazın