Sol nedir

SOL sıf. (esk. türk. k.). Sağ*a karşıt ola rak bir şeyin nispî konumunu belirtmeğe yarar: Kapının sol kanadı. || Vücudun bir parçasından söz ederken kalbin olduğu yanda bulunan: Sol kol, sol göz. || Bir akarsudan, bir binadan söz ederken, bu akarsu yönünde ilerleyen, bu binaya sırtını veren kimsenin soluna düşen yan için kullanılır: Adapazarı, Sakarya ırma ğının sol kıyısındadır. || Belirli yönü ol mayan şeylerden söz ederken, bir nesnenin, o nesneye bakanın soluna karşı düşen bölümü için kullanılır: Bir tablonım sol bölümü.

— ÇE§. DEY. Sol eli beklemek, yemeğe geç kalan birine yemeğe başlandığını şaka yollu anlatmak için kullanılır. || Sol tarafından kalkmak, sebepli sebepsiz aksilik eden kimseler için kullanılır. İyi bir gününde olmamak, işleri ters gitmek. || Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin. Bk. SAĞ. || Sağ gözünü sol gözünden kıskanmak. Bk. SAĞ. || Sağ kulağını, sol eliyle göstermek. Bk. SAĞ.

— Ask. Sol kol, ordunun merkeze nispetle sol tarafta duran kısmı, sol kanat, soldaki birlik, j] Esk. Sol kolağası, osmanlı ordusunda önyüzbaşı karşılığı subay rütbesi. (Asakiri Mensurei Muhammediye ordusunun kurulmasıyle ihdas olundu [1826], Cumhuriyet döneminde kaldırıldı.)

— Spor. Sol açık. Bk. AÇIK. || Sol bek, futbol, hentbol, basketbol gibi bazı takım oyunlarında sol kanatta oynayan müdafaa oyuncusu (3 numaralı formayı giyer). || Sol haf. Bk. HAF. || Sol iç, futbolda santrforla, sol açık arasında oynayan forvet oyuncusu (10 numaralı formayı giyer). ]| —Esk. Sol muavin, sol haf. || Sol müdafi, sol bek.

♦ t. Bir kimsenin sol yanı; bir şeyin sol kısmı: Soluma oturun. Sola sapın. || Bir nesnenin, o nesneye bakanın soluna rastlayan bölümü.

— ÇE§. DEY. Sol yapmak, direksiyonu sol tarafa çevirmek. || Solda sıfır. Bk. SIFIR. || Sağa sola. Bk. SAö. J| Sağa sola bakmadan. Bk. 8Aö. || Sağda solda. Bk. SAö. || Sağdan soldan. Bk. SAĞ. |[ Sağı solu (belli) olmamak. Bk. SAö. || Sağma soluna bakmak. Bk. SAĞ. || Sağına soluna bakmamak. Bk. SAö. || Sağım solunu bilmemek (veya şaşırmak). Bk. SAö.

* Siyaset. Bir millet meclisi binasının sol yanı. || Genellikle meclisin solunda o-turan ve sağdakilere göre daha ilerici görüşleri savunan siyasî parti veya partiler. || Aşırı sol, sola dönük her çeşit eğilimin en uç noktası ve bu noktada bulunan.

— Tar. Bk. ANStKL.

— Zool. Sola sarmal, karındanbacaklı yu-muşakçalann kavkısında sarımların sağdan sola doğru oluşuna denir. (Sola sarmal yumuşakçalar genellikle iri olur; bununla beraber physa, clausilia v.b. bir kısım yu-muşakçalarda sola sarmallık normal bir durv ;dur.)

ansikl. Tar. Sol terimi, Devrim dönemindeki fransız parlamento dilinden a-lınmıştır. tik defa, özelUkle 1789 Anayasa meclisinde kullanılan bu terim (çünkü bu mecliste en ileri akımların temsilcileri [antımonarşık ve demokratik) meclis baş-kanının solundaki sıralarda oturuyorlardı) sağ terimine karşıt olarak, ilerici eğilimli akımları ve partileri belirtmek için XX. yy.da siyaset diline girdi. Ne var ki sağ ile sol arasındaki sınır çizgisi, tarihî somut diyalektiğe bağlı olarak, sürekli bir sallantı geçirmiştir, çünkü bu diyalektik, sosyal alanda daha radikal eğilimlerin (sosyalizm ve komünizm) (ortaya çıkması ve gelişmesi yüzünden, önceleri sola ait olan parlamenteı kuruluşlarla siyasî toplulukları (liberal, radikal v.b.) sonradan sağa mal etmiştir. (ML)

SOL i. (ital. k.). MUz. Bugünkü do majör gamının beşinci derecesine ve temel ıska-la’nın yedinci derecesine, Gui d’Arezzo’nun koyduğu ad. (Bu ad bizde ve genellikle latin ülkelerinde kullanılır; Almanya ve İngiltere’de ise sol G harfiyle belirtilir; bunun sebebi, G harfinin eskiden sol anahtanyle gösterilmesidir.) [LM[

SOL i. Peru’nun başlıca para birimi; 100 centavos değerindedir. (L)

SOL i. (fr. k). Fiz. Kütleleri içinde, tam erime haline tekabül edecek şekilde ileri olmamak şartıyle dağılmış bir madde bulunan bütün sıvılara Graham’m verdiği ad. (Sol’ler, emülsoyit veya «koloyidal eriyik», süspansoyit veya «koloyidal asıltı» olarak iki sınıfa ayrılır.)

Yorum yazın