Osiris Kimdir

Osiris Kimdir

Eski Mısır dininde ölüler tanrısı. Bütün Eskiçağ boyunca tanınmasını sağlayan bir efsanenin kahramanı olan Osiris’in, eski inançların doğmasında büyük payı vardır.

ÖBÜR DÜNYANIN EFENDİSİ

Osiris KimdirMısır dininin başlangıç yılları ve özellikle Osiris’le ilgili bilgiler bu tanrının başlangıçta, Eski Mısır’daki tanrısal varlıklar arasında önemli bir rol oynamadığını gösterir. O zamanlar, toprağa bereket veren güçlerin cisimleşmesi ve bitkilerin tanrısı olan Osiris’ in etkisi, kısa sürede dinsel merkeze yayıldı ve buralarda öbür tanrıların yerini aldı, işlevlerini üstlendi. Busiris’te tanrı-kral olan Anceti’nin yerine geçti. Heliopolis’te, tanrılar topluluğuna katıldı ve İsis’i kendisine kız-kardeş ve eş olarak aldı. Memphis’te kendisini, tanrı Ptah’ın ölümle ilgili bir niteliğiyle özdeşleştirerek ölüler tanrısı oldu. Abidos’ta, ölülerin efendisi ve yeraltı gömütlüklerinin yöneticisi olan Khentamentiu’nun nüfuzunu yok ederek onun yerini aldı ve yeraltı tanrılarının en büyüğü oldu. Abidos’ıın efendisi ve her ölünün önünde hesap vermek zorunda olduğu tanrıydı.

Yargılama lehte sonuçlanırsa, ölü de artık bir Osiris olacak ve tanrı kendisine sonsuzluk krallığında ölümsüzlük verecekti.

Osiris’in çeşitli yönlerini bağdaştırmayı reddeden halk mitolojisi, bu tanrı çevresinde bir efsane yarattı: Bu efsaneye göre Osiris, ölümle karşılaşan bir insan kişiliğindeydi.

OSİRİS EFSANESİ

Osiris efsanesi şöyle özetlenebilir: Babası Ceb öldükten sonra Mısır kralı olan Osiris, iyiliği yaydı ve insanlara kültürü, yasalara ve tanrılara saygı duymayı öğretti. Osiris’in başarısını kıskanan erkek kardeşi Seth, ona bir tuzak kurdu ve yemeğe çağırdığı Osiris’i bir sandığa kapatarak Nil ırmağına attı. Bunun üstüne Osiris’in karısı İsis, kocasının cesedini aramaya koyuldu, onu Fenike’nin Biblos limanında bularak Mısır’a getirdi. Ama Seth, cesedi yeniden ele geçirdi ve on dört parçaya ayırarak parçalan ülkenin dört bir yanına dağıttı. İsis’in arayışı yeniden başladı: Sabırlı bir uğraştan sonra Osiris’in bedeninin bütün parçalarım topladı ve kızkardeşi Nephythys’in de yardımıyla kocasına yaşam vermeye çalıştı ve işte tam bu sırada Osiris’in oğlu Horus’a gebe kaldı. Horus, korkunç bir savaştan sonra Seth’i yenerek babasının öcünü aldı.

Her yıl Abidos’ta Osiris’in onuruna törenler düzenlenirdi. Herkese açık olan bazı törenlerde, Osiris efsanesinin bir bölümü canlandırılırdı. Daha gizli olan kimileriyse tapmakta yapılır ve Osiris’in yeniden dirilişini suların kabarmasından sonra doğmakta olan bitki örtüsünün dirilişiyle bütünleştirirdi.

Plutarkhos’un İsis ve Osiris ’te anlattığı Osiris efsanesi, bu iki tanrıya varlık için çok sayıda tapınak yapan Yunanlılar ve Romalıların büyük ilgisini çekti.

Çeşitli gösterimlerde Osiris her zaman aynı özelliklerle donatılmıştır: Her yanını iyice saran beyaz bir giysi içinde bulunan tanrı, kollarını göğsünde kavuşturmuş biçimde canlandırılır, bir elinde bir asa, öbür elinde de bir kırbaç vardır. Yeşil renkte (ilkbaharda yaşamın yenilenmesini simgeler) olan başında Yukarı-Mısır’ın iki tüyle çerçevelenmiş tacını taşır, gene yeşil renkte olan yüzünde örgülü uzun bir sakalı vardır. Bitkiler tanrısı, sonsuzluk dünyasının hükümdarı, yürekleri ısıtan bir efsanenin son derece insancıl kahramanı olan Osiris, hiç kuşkusuz Eskiçağ Mısırı’nın en ünlü tanrılarından biridir.

Yorum yazın