Opec Nedir – Opec Açılımı

Opec Nedir – Opec Açılımı – Opec Hakkında Bilgiler

1960’ta kurulan örgüt (Organization of the Petroleum Exporting Countries [O.P.E.C.]).

Petrol îhraç Eden Ülkeler Örgütü temsilcileri 24 Eylül 1960’ta Bağdat’ta bir araya gelen, Basra körfezindeki dört petrol üreticisi ülke (İran Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan) ile Venezuela tarafmdan kuruldu. Bu yeni kuruluşun oluşturulmasına, 1950 yıllarının sonlarına doğru petrol şirketlerinin tek yanlı ve sürekli bir biçimde petrol fiyatlarını düşürmeleri neden olduysa da, O.P.E.C’in, aynı zamanda, pelrol üreten bazı ülkelerin, uluslararası petrol kartelinin egemenliğine karşı yürüttükleri uzun savaşın ürünü olduğunu kabul etmek gerekir. O.P.E.C. örgütünü kuran ülkelerin ileri sürdükleri nedenler oldukça basittir: Uluslararası alandaki en büyük şirketleri bir araya getiren kartele karşı, ancak üretici ülkelerin bir araya gelmeleriyle savaşılabilir.
Ucuz petrole boğulmuş olan ve iktisadi gelişme içinde bulunan sanayileşmiş ülkeler, rahatlık içinde yaşarken O.P.E.C’in kuruluşuna pek dikkat etmediler. Ama yeni örgüt, giderek biçimlendi. Katar, Libya, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya, Ekvador ve Gabon’dan oluşan sekiz ülke daha, birbiri ardından kurucu üyelere katıldı. 1965’ten sonra Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü bellibaşlı üç organla yeni bir statü kazandı. Bu organlar, Konferans (olağan olarak yılda iki kez toplanır), Guvernörler Konseyi (Konferans’ın çalışmalarını hazırlar) ve Sekreterlik’tir (bir tür yürütme organıdır). Yeni örgütün başlangıçtaki amacı, petrol işleten şirketlerin fiyatlarına ve üretici ülkeler tarafından dışsatımı yapılan ham petrolün vergi gelirlerine istikrar kazandırmaktı.
O.P.E.C’in 1964’ten sonra başlayan ikinci kavgası, vergüerin üretim fiyatının içine katılmasını ve bu fiyattan, ham petrolün pazarlama harcamalarının çıkarılmasını amaçlıyordu. O tarihte, üreticiler genellikle vergilerin (royalties) % 12,5’ini ve petrol işleten şirketlerin kuramsal kazançlarının % 50’sini alıyorlardı. Yeni formül eskisine göre üretici devletlerin payının yaklaşık % 6 oranında artmasını sağlıyordu. Kuruluşundan sonraki on yıl içinde O.P.E.C’in iktisadi etkinliği siyasal etkinliğine göre ikinci planda kaldı. Bu birinci aşamada, başka alanlarda ayrılıklar varlığını korusa bile üye devletlerin ortak çıkarları konusunda bilinçlenme üstünde önemle duruldu.

1970 yıllarıyla birlikte O.P.E.C’in tarihinde ikinci dönem başladı. Bundan böyle petrol ihraç eden ülkeler, uzun vadede iki amacı gerçekleştirmeye çalışacaklardı: Birincisi, petrol sanayilerinin eksiksiz ve fiili denetimi, İkincisiyse petrol fiyatlarının, öbür enerji kaynaklarının fiyatlarına, doların enflasyon ve devalüasyonuna göre ayarlanmasıydı. Üye devletlerin direnişi ve talebin artması nedeniyle, dünya petrol piyasasının değişmesi O.P.E.C’in bu amaçlara belli ölçüde erişmesini sağladı.

1970 yılının aralık ayında Caracas’ ta toplanan üye devletler, fiyat sisteminin gözden geçirilmesini istediler. Yirmi iki şirketin temsilcileriyle Basra körfezindeki altı üretici ülke arasında bu konuda yapılan görüşmeler 14 Şubat 1971’de Tahran anlaşmasıyla sonuçlandı. Bu anlaşma, fiyatların toptan olarak varil başına 38 sent, indirimlerin ortadan kaldırılması hesaba katılırsa 46 sent artmasıyla sonuçlandı. Bu O.P.E.C’in ilk başarısıydı; birkaç ay sonra, Libya hükümeti, petrol şirketleri karteliyle yeni bir anlaşma imzaladı ve varil başına 25 sentlik bir prim elde etti. Trablusgarp anlaşmasının sağladığı yararlar öbür ülkelere de yayıldı. İki yıldan daha az bir zaman içinde, Tahran ve Trablusgarp anlaşmalarıyla bazı ek anlaşmalar, üretici ülkelerin ortalama gelirlerinde yaklaşık % 60’lık bir artış sağladı. Ama, petrol tarihinin dönüm noktası, Ekim 1973’te dördüncü Arap-İsrail savaşının başlamasıyla belirlendi. Bu savaş sırasında başlıca yedi şirketin O.P.E.C’le sürdürdüğü görüşmeler, şirketlerin uzlaşmaz tutumları yüzünden 11 Ekimde kesildi. Bir hafta sonra Basra körfezinin O.P.E.C’e üye altı devleti, tek yanlı olarak brüt fiyatlara yaklaşık % 70 oranında zam yap-mâya karar verdi. Ertesi gün, Arap ülkeleri petrol dışsatımına belli bir ambargo koymayı kararlaştırdılar. Aralık ayında, Basra körfezi ülkeleri, petrol fiyatım iki katma çıkardılar, ardından O.P.E.C’e bağlı öbür ülkeler de onları izledi. 1974’ten başlayarak, petrol fiyatım oluşturan çeşitli öğelerle ilgili olarak peşpeşe önlemler alındı. Üretici ülkenin sağladığı gelir, 1974 başında varil başına 7 dolardı, 1975’te 11 dolara yükseldi. Ucuz petrol enerjisi dönemi artık kesin olarak kapanmıştı.
Bazı ayrılıklara karşın O.P.E.C. üyesi ülkeler, Aralık 1976’da yapılan Doha toplantısma kadar birlikte hareket etmeyi başarmışlardı. Doha toplantısının sonunda, ham petrol fiyatlarında, ilk kez iki fiyat belirlendi. Suudi Arabistan’la Birleşik Arap Emirlikleri % 5’lik bir fiyat artışında karar kılarken, öbür on bir üye ülke, fiyatları % 10 oranında artırdılar. Yeniden tek bir fiyatın oluşması için 1977 yılının temmuz ayını beklemek gerekti. 1978’de petrol fiyatları genel olarak dengede kaldı. Aralık ayında, doların değer yitirmesine karşı, çare olarak petrol fiyatlarının % 10 kadar artırılmasına karar verildi. Bu artış birkaç aşamada gerçekleştirilecekti. Ama İran’daki olaylar her şeyi alt üst etti, O.P.E.C. üyeleri, öngördüklerini 1979’da bir kez daha gözden geçirmek zorunda kaldılar. İran’daki bunalım ve bu ülkedeki petrol üretiminin azalması, serbest piyasada petrol fiyatlarının görülmemiş bir biçimde artması, doların satın alma gücünün düşmesi ve uluslararası para sistemindeki düzensizlikler, kimi ilgililerin ikinci petrol bunalımı olarak adlandırdığı bir bunalıma yol açtı. Bu yeni bunalım, hem petrol fiyatının artması, hem de üretiminin sınırlanması, hatta azaltılması biçiminde ortaya çıktı. Gerçekten de bundan sonra O.P.E.C. üyesi birçok ülke, rezervde kaldığı sürece değer kazanabilecek ama dövize çevrilir çevrilmez değer yitirecek olan petrolü büyük miktarlarda çıkarmak istemediler. 1979-1981 arasında fiyatlar yükseldi ve özellikle tek bir fiyat saptama siyasetinden vazgeçildi. Suudi Arabistan’ın fiyatlarıyla (varili 34 dolar), Afrikalıların (Cezayir, Libya. Nijerya) fiyatları (varili 40 dolar) arasındaki fark hiçbir zaman bu kadar yüksek olmamıştı. Kasım 1981’de O.P.E.C. arzın talepten fazla olması nedeniyle tek bir fiyat belirlemeye ve fiyatlarda istikrar sağlamaya karar verdi. 1982’de başlıca petrol üreticisi olan Suudi Arabistan üretimini kıstı.
Aralık 1981 ile Aralık 1983 arasında O.P.E.C’in petrol bakanları düzeyindeki konferansı, 62. ve 69. kez toplandı; Mart 1982’de dört üyeli bir komite çalışmaya başladı, Temmuz 1983’te de uzun vadeli bir strateji komitesi yeniden etkinliklerini sürdürmeye koyuldu.

Cenevre’de Aralık 1984’te bakanlar düzeyinde yapılan toplantıda, petrol fiyatlarında yeni bir düzenleme yapılmasına karar verildi ve varil başına sabit bir fiyat konusunda anlaşmaya varıldı. O.P.E.C’in 73. olağanüstü toplantısı Ocak 1985’te Cenevre’de gerçekleşti. Şubat 1985’ten Mayıs 1985’e kadar petrol fiyatları konusunda yeni gelişmeler oldu. Petrol fiyatının her artışında, genellikle Batı dünyasında iktisadi bunalımın başlıca sorumlusu olarak görülen O.P.E.C. ülkelerine karşı şiddetli bir düşmanlık ortaya çıkar. Aslında, her zaman dikkatler sanayileşmiş ülkeler üstünde toplanmış, üretici ülkelerin sorunları çok az ele alınmıştır. Azgelişmiş olan bu ülkelerin dışsatım yapabilecek tek bir hammaddeleri vardır ve bu hammadde de yeniden üretilemez niteliktedir. Fiyat artışları başlayınca, petrol şirketleri tüketicinin ve üreticinin sırtından aşırı kâr sağlamıştır. Brüt fiyatların çoğunda fiyat, tüketicinin ödediğinin 1/4’ini temsil etmez. Ayrıca O.P.E.C. üyesi ülkelerin, gelişmekte olan ve petrol üreticisi olmayan ülkelere yaptığı yardım, sanayileşmiş ülkelerin yardımlarından çok daha fazladır.

Yorum yazın