Nöro Lengüistik

NÖROLENGÜİSTİK i. (fr. neurolinguisti-que). Dil bozukluklarının anatomik ve klinik tipleriyle dildeki ifadeleri arasındaki ilişkileri inceleyen dal.

— ANSiKL. Nörolengüistik’in temel varsayımına göre, nörolog tarafından, beyindeki lezyonun yerine ve yapısına göre belirlenen patolojik tiplerle, sözlü ifadedeki bozukluk şekilleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Nörolengüistik, korteksteki lezyonlardan ileri gelen, el kol hareketlerinde (apraksiler) veya nesnelerin, renklerin ve biçimlerin tanınmasında (agnozi) beliren bozukluklarla doğrudan doğruya ilgilenmez; bu hallerde dil, hasta ile klinik hekimi arasında bir anlaşma aracıdır; ama bu bozukluklar genel davranışı, özellikle dili etkilediği ölçüde nörolengüistiğin de alanına girer. Ne olursa olsun bu bilim için asıl mesele afazi’nin çeşitli şekillerini tanımlamaktır.

Bu durumda şu iki sorunun cevaplandırılması gerekir: 1. dilbilim bakımından, afazi hastasının çıkardığı seslerde bozukluğun yapısına göre bunları özel tiplere ayırmak imkânını sağlayacak unsurlar var mıdır ve bu tiplerin her biri için ayrı dil kuralları bulunabilir mi? 2. Böyle bir tipoloji ortaya konabilirse, bu, afazi’nin klinik tipb-lojisini tayin edecek nörolojik belirtilere uyar mı? Birinci soru dilbilimin bugüne kadar kullandığı metotlara, özellikle dilin analizi için teklif edilen modellere bağlıdır. Tasvirî dilbilimin, sınıflama ve dağılım olmak üzere iki yönü vardır: birincisinde sınıflamalar ve aşama sıralarına göre belirlemeler (fonem, morfem düzeyinde; morfem cümle düzeyinde; cümle, cüm-leüstü bütünler düzeyinde tanımlanır), İkincisinde her unsuru bağımlı olduğu parça içindeki dağılımına göre tanımlamak söz konusudur. Buradan şu sonuca varılmıştır: ne kadar sıra ve düzey varsa bir o kadar da afazi (cümle afazisi v.b.) vardır. Bu örnek, deneysel fonetiğin ilerlemesiyle geliştirilmiştir. Sosyo-kültürel seviyelere göre iyi bilinen veya az bilinen kelimelerin muhtemel dizilişleri üstüne yapılan psikolen-güistik soruşturmalarla yeni ve aydınlatıcı bilgiler edinilmiştir. Bununla beraber Ja-kobson ve Halle sınıflama ve dağılım modellerini birarada kullanarak afazi bozukluklarını bitişiklik (sentagmaların zincirle-tıişi) ve benzerlik (paradigma sınıflarında yapılan seçme) yönlerine göre bitişiklik afazileri («hareketle ilgili» afaziler, agra-matizm) ve benzerlik afazileri (duyumsal afazi) diye iki tipe ayırdı. Başka araştırıcılar bu modeli aynı anda cümleüstü unsurların bütün »ıralarına birden uygulamayı teklif ettiler. O zaman daha fazla afazi ortaya çıktı: fonem, morfem, cümle v.b. afazileri. Bunlar da ayrıca seçme afazileri (beklenen bir unsur yerine başkasının konması), bitiştirme afazileri (bir unsurun, yanındaki unsurlar tarafından değişikliğe uğratılması) olarak ikiye ayrılır. Nihayet üçüncü bir lengüistik model (üretici gra-mèr modeli) ortaya çıkar. Günümüzde afa-zi’nin çeşitli hallerini tanımlamak için bütün bu modeller göz önünde bulundurulur. Bu durumda dağılım modellerinin hareket afazilerinde etkin bir rol oynadığını, dönüşüm modellerinin ve üretici modellerin de agramatizm ve duyumsal afazi olaylarının daha iyi anlaşılmasını sağladığı görülür. Uygulama alanında nörolengüistik meseleleri, kısa zamanda yeni bir görüntü kazandı, özel ve tabiî bir dil ile belirli bir afazi türünden bozukluğun tipolojisi arasında ne gibi ortak ilişkiler bulunabileceği araştırıldı. Meselâ Fransızca konuşanlardaki hareketle ilgili afazide bazı ünsüz grubu zincirlenmelerinin (tr, gl v.b.) aksadığı görülür. Yapılan incelemeler sadece hint-avrupa dillerini kapsamaktadır, ama çok çeşitli aksamalara rağmen, anadil ne olursa olsun afazi şekilleri arasında pek çok benzerlikler vardır; aksama genellikle telaffuzu güç fonemlerde ortaya çıkar.

Bir başka tip araştırma da çokdillilerdeki afazi’nin tipolojisi üstüne yapılmaktadır. Araştırmaların azlığına rağmen bu alanda alınan sonuçlar da ötekilere benzemektedir. Dil ne olursa olsun telaffuz aksaklığı dilin şekline pek bağlı değildir. Ama bu bağımsızlık iki düzeyde ortaya çıkar: a) bozukluğun tanımı düzeyi (msl. hareket a-fazisi fonemlerin dağılımsal modeline göre, amnezi türünden afazi modellerin seçimindeki bir eksikliğe göre tanımlanır); b) programın, yani hastanın söylediği sözlerin karmaşıklık düzeyi (hastadan nesnelerin adını söylemesi istenince kullandığı terimlerin sıklığı, cümlelerin uzunluğu v.

b.). M

Yorum yazın