Nokta nedir

NOKTA i. (ar. nok(a). Çok küçük boyutlu işaret: Harita üzerinde bir yeri bir nokta ile göstermek. |[ Çeşitli bilim veya tek nik dallarında değişik amaçlarla kullanılan yazı işareti. (Bk. Dil bil., G. santl., Müz. v.d. bölümleri.) |l Küçük benek, leke: Lacivert zemin üzerine beyaz noktaları vardır (Şemseddin Sami). || Uzamı olmayan yer: Geometrik nokta. || Tek nöbetçi bulunan yer: Sonra bölüğün ilerisindeki gözetleme noktasından ilk işaret fişeği atıldı (Ş.S.Aydemir) || Belli bir yer, mevki: Boğaz sularına uyularak, kayıkçıların iyi bildikleri bir noktadan Bebek koyuna sapılır, burada da mutlaka bir iki saz faslı yapılırdı (A.Ş. Hisar). || — Mec. Bir şeyin esaslı, önemli, ince tarafı, mesele: İşte efendiler, mütarekenamenin en çok nazarı dikkati calip noktaları bunlardır (Atatürk). || Bir konunun, meselenin özel yönü: Ancak bir noktayı merak ediyorum (R. H. Karay). || Hal, durum: Fakat, şimdi insaniyet daha bu noktadan çok uzaktı (Ömer Seyfeddin). || Derece: Mükemmelin en yüksek noktasına varmak. || (Birinin veya bir şeyin) Leh veya aleyhinde olan husus, özellik: Bu otomobilin diğerinden üstün noktasıda şudur. || Dayanak noktası. Bk. DAYANAK. || Polis noktası, mahallî karakollara bağlı olarak şehirlerin gerekli yerlerine konulan ve içinde polis memuru veya bekçinin nöbet tuttuğu polis kulübesi.

— çeş. DEY. Nokta koymak, sonuçlandırmak, bitirmek. || Noktası noktasına, tamamen, hiç eksiksiz: Sakın söylediklerinin hepsine noktası noktasına inanma (Ömer Seyfeddin). || Püf noktası. Bk. PÜF.

— Esk. Nokta-i feyz, bereket ve feyz noktası. || Nokta-i mevhum, var sayılan nokta. || Nokta-i nazar. Bk. NOKTAİNAZAR. || Nokta-i zerrin, güneş.

— TAR. TELM. ArkJıimedes’in dayanak noktası. Kaldıraçlar hakkında ilk doğru teoriyi bulan Arkhimedes, kaldıraç kuvvetine o kadar inanmıştı ki, «Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım» demişti.

— Anat. Esk. Nokta-i avra, körbağırsak noktası. || Nokta-i biniş, gözbebeği.

— Ask. Başlangıç noktası, bir hava indirme harekâtında, çeşitli uçuş meydanlarından gelen birliklerin grup meydana getirdiği nokta. |J Hassas nokta, düşman tarafından tahrip veya sabote edilmesi, harekâtın başarısını, milletin savaş gücünü veya halkın yaşama imkânlarını engelleyecek ölçüde önem taşıyan coğrafî hedef, sanayi veya ekonomi kuruluşu. (Hassas noktaların korunması, yurt içi savunma teşkilâtındaki askerî ve sivil kurulların temel görevidir.) || İnzibat noktası, merkez kumandanlıklarının, genellikle büyük şehirlerde askerlikle ilgili inzibat işleri için belirli yerlere koyduğu kulübeler. || İstinat noktası, bir ordu, manevrasının dayandığı tabiî (deniz, dağ) veya sunî (müstahkem mevki, hudut) engel. Birinci Dünya savaşından beri, bir savunma mevziinin arazinin görüş ve atışa en elverişli kısmına yerleşmiş temel bölümüne verilen ad: Birkaç istinat noktasının birleştirilmesiyle bir direnme merkezi meydana gelir. (Bir istinat noktasının kapladığı alan birkaç hektarlıktır; bu noktayı tutan kuvvet ise, takviyeli veya takviyesiz bir piyade bölüğüdür; bu birlik, arazide savaş karakollarına ayrılarak yerleşir.) || Nişan noktası. Bk. NİŞAN. || Yürüyüşe çıkış noktası, bir yürüyüş kolunu meydana getiren bütün elemanların birleşeceği güzergâh noktası. (Elemanların buradan geçiş saatleri ve sıraları kesin olarak düzenlenir.)

— Astron. A kan yıldızların ışıma noktası, meteor topluluklarının gökküre üzerinde devirli olarak işiyormuş gibi gözüktüğü noktaların her biri. || Düşey nokta, «başucu» ve «ayakucu» adı verilen ve bir yerin düzeyi ile belirlenen iki gökyüzü noktasından her biri. || Geçiş noktası, gözlem yerinin meridyeninde bulunan noktası. || Gün-dönümü noktası, tutulum düzleminin ekvator düzleminden en uzakta bulunan iki noktasından her biri. || ilkbahar veya Koç noktası. Bk. ILIM. || —Esk. Noktayı harifi, sonbahar noktası, ji Noktayı inkılâp, Güneş’in 21 haziran ve 22 aralık günleri arasındaki yörüngesine ait nokta. || Noktayı itidal, ilkbahar veya sonbahar noktası. || Noktayı itidali rebiî, ilkbahar noktası.

— Bilgi – işlem. Kayan nokialı sayıları, mantis ve üs denen iki bölüme ayırarak gösterme sistemi. (Bu sistemde sayının değeri, sayılama tabanının üsse bağlı kuvvetiyle mantisin çarpımına eşittir. Kayan noktalı hesap, ondalık sayıların hafızada kapladığı yeri azaltarak bir ordinatörün daha verimli çalışmasını sağlar.) || Kontrol noktası, bir programın uygulanışı sırasında, hafızadaki bilgilerin ve hesap sonuçlarının bir dış destek üzerine kaydedildiği an. (Bu andaki kayıt, sonradan bir hata yapıldığında, programı bu kontrol noktasından başlayarak tekrarlama imkânı sağlar.) || Sabit noktalı sistem, sayılan, bir sayının tam ve kesirli kısımlarını ayıran nokta, dış destek üzerinde hep aynı yeri koruyacak şekilde gösterme sistemi. iBk.EKClLT)

— Biyol. ölü nokta. Bk. ÖLÜ.

— Camc. Cam eşyada rastlanan beyazımsı, donuk leke. (Nokta, camlaşmamış kum tanelerinden ileri gelir.)

—* Denize. Hareket noktası, bir geminin, kıyı gözden kaybolmak üzereyken tayin e-dilen coğrafî mevkii. (Başlangıç puntu da denir.) || Rüzgâr bileşke noktası, yelkenlerin her birine etki eden rüzgâr kuvvetlerinin bileşkesinin etkisinde kaldığı kabul edilen nokta. || Varış noktası, bir geminin durması gereken yer.
— Dil bil. Noktalama işaretlerinden biri. (Bk. ANSİKL.) || Yeni türk alfabesinde i, İ, ö, ü üstüne konan küçük imlâ işareti. || İki nokta. Bk. ANSİKL. || Sıra noktalar. Bk. ANSİKL.

— Elektr. Curie noktası, soğukta ferromag-netik olan bir cismin paramagnetik bir cisme dönüşmeğe başladığı sıcaklık. (Bk. ANSİKL.) || Eşelektrik noktası. Bk. EŞELEKT-RiK. || Nötür nokta, çok fazlı yıldız biçiminde bir sistemde, iletkenlerin birleştiği nokta; bakışımlı bir sistemde, potansiyeli normal olarak sıfır olan ve çoğu zaman toprağa bağlanan nokta.

— Fiz. Bozulmaz nokta. Bk. BOZULMAZ. || Donma noktası, bir maddenin sıvı halden katı hale geçtiği sıcaklık. || Ergime noktası, bir maddenin katı halden sıvı hale geçtiği sıcaklık. j| Euteksi noktası. Bk. EUTEK-Sl. || Geçiş noktası, bir cismin alotropik hallerinden birine dönüştüğü sıcaklık. || Kaynama noktası, belli bir basınç altındaki bir sıvının kaynamağa başladığı sıcaklık. || Kritik nokta. Bk. KRİTİK. || Sabit nokta, belli bir basınç altında, saf bir cismin her iki fazının dengede olduğu sıcaklık: Suyun sabit noktaları, termometre derecelerinin tanımlanmasında kullanılır. || — Esk. Noktayı galeyan, kaynama noktası. || Noktayı incimâd, donma noktası. || Noktayı maddiye, maddesel nokta. || Noktayı tatbik, uygulama noktası.

— Fizyol. En uzak nokta, uyum olmadan bir cismin net olarak görülebildiği en yakın uzaklık. (Emetrop göz için aşağı yukarı 60 m’dir; miyop için en uzak görme mesafesi’ne çok yakındır; hipermetrop için böyle bir mesafe yoktur, her uzaklık için uyuma ihtiyacı vardır.) || En yakın nokta, bir cismin uyum üe net olarak görüldüğü en yakm uzaklık. (İki göz için her zaman aynı değildir; ihtiyarlıkta büyür, buna presbitlik denir.) || Kemikleşme noktası, kıkırdağın içinde kemiğin oluştuğu ilk nokta; kireçlenip damarlandığı zaman kıkırdak içi kemikleşmenin başlangıç noktasını teşkil e-der. || Oynatıcı nokta, sinir ipliklerinin kastan çıkış noktası. (Bu nokta üzerindeki deri yüzeyi elektrikle uyanldığmda, kas en yüksek derecede kasılır.) || Retinanın karşılık noktası, iki retina üzerinde, aynı anda düşen görüntülerin tek duyum uyandırdığı nokta.

— Fonet. Telaffuz noktası. Bk. TELAFFUZ.

— G. santl. Kopya edilecek bir heykelin en çıkıntılı yerlerinde yapılan işaretlerden her biri. || Hayalî noktalar, hayalî çizgilerle veya şeklin içinde kalan ve görülemeyen çizgileri belirtmek için kullanılan nokta dizisi. || Kaçış noktası. Bk. KAÇIŞ.

— Havc. Değme noktası, bir akışkan içinde yer değiştiren bütün cisimlerin ön kısmında akma hızının teorik olarak sıfır kabul edildiği nokta. (SIFIR HIZ NOKTASI da denir.) || Geçiş noktası. Bk. GEÇİŞ.

— Beşerî ilimler ve Mat. Denge noktası, oyunlar teorisinin temel kavramı; iki kişilik bir oyunda, her oyuncunun kazanç ve kayıplarını satıı ve sütunlar halinde gösteren matrisin aynı hanesinde somut olarak ortaya çıkar. (Bu hane, birinci oyuncu i-çin, hesabına gcçireceği en yüksek minimumu gösteren sütunun seçimini ikinci oyuncu için, hesabına geçireceği en yüksek maksimumu gösteren satmn seçimini belirtir.) Bk. OYUN’lar teorisi.

— Mat. Aknodal nokta. Bk. AKNODAL. || Bir eğrinin önemli noktası, eğrinin herhangi bir noktasına göre bazı özellikleri olan nokta: Büküm noktaları ve tekil noktalar önemli noktalardır. || Bir fonksiyon için âdi nokta, çevresinde bu fonksiyonun düzgün olduğu nokta. || Dizili noktalar metodu, okunması kolay abakuslar elde etmeğe yarayan ve tek bir nomogramla üçten daha çok değişken arasındaki bağıntıları gösterebilen metot: Dizili noktalar metodu, 1884’t e Maurice d’Ocagne tarafmdan nomografiye sokuldu. || İki eğrinin değme noktası, iki eğrinin aynı teğeti aldığı nokta. || İki eğrinin kesişme noktası, iki eğrinin birbirini kestiği nokta. || İki yüzeyin değme noktası, iki yüzeyin aynı teğet düzlemini aldığı nokta. || Kritik nokta. Bk.
KRİTİK. || Matematiksel nokta, mutlak bir kesinlikle gösterilen geometrik yer; iki çizginin kesişme noktası. || Sonsuzdaki nokta, aynı doğrultuya paralel bütün doğruların kesiştiği nokta. (Sonsuzdaki noktalan olmaksızın Eukleides düzlemi açık bir yüzeydir. Sonsuzdaki noktalanyle kapanmış olan bu yüzey tek yanlı bir yüzeydir. Karmaşık değişkenin düzleminin sonsuzda bir tek noktası vardır.) || Tekil nokta, bir / (x,y)-0 eğrisinde df (x,y) diferansiyelinin özdeş olarak sıfır olduğu nokta. || Temas noktası (veya noktayı temas), değme noktası. || —• Esk. Noktayı in’itaf, büküm noktası. || Noktayı hendese, geometrik tekatu> kesişme noktası. (ÖK. İÜJv vJLLI» ‘ ~ ~ ı

— Mekan. Son derece küçük olduğu için hesaplarda ihmal edilebilen cisim. || Dayanma noktası, bir kaldıracın dayandığı sabit nokta. || Değme noktası, hareketli bir cismin bir engelle karşılaştığı nokta. || E-sas nokta, bir parçanın, işlendiği takım tezgâhı üzerinde işlem süresince konumunu korumasına yarayan elemanı. || Hareketli nokta, sabit nesnelere göre konumu değişen nokta. ]| Maddesel veya fiziksel nokta, madde özelliklerini korumakla birlikte, boyutları ihmal edilecek kadar küçük olarak kabul edilen cisim. || Ölü nokta. Bk. ölü. || Sabit nokta, herhangi bir sabit nesneye göre konumu değişmeyen nokta.

— Meteorol. Çiy noktası. Bk. Ç1Y.

— Mim. Bakış noktası, perspektifte, seyircinin gözünden perspektif düzlemine indirilen dikmenin ayağı. || Görüş noktası, yapının bütününü kavrayabilmek için bakılması gereken yer. || Uzaklık noktası, u-fuk çizgisi üzerinde, bakış noktasından, seyircinin gözüyle perspektif düzlemi arasm-

, daki mesafe kadar uzakta bulunan nokta.

— Miner. Bir elmasta leke olarak görülen beyaz, siyah veya kırmızı renkli küçük taneciklere verilen ad.

— Muhas. ölü nokta, bir işletmenin, bütün sabit yükümlerini karşılayan ciro miktarı.

— Müz. «Müzik notası» demeye gelen genel anlamının yanı sıra, notalama işleminde büyük bir rol oynar. Bk. ANSİKL.

— Opt. Asal noktalar, asal düzlemlerin optik eksenini kestiği noktalar. || Bir optik sistemde eşlenik noktalar, birinden çıkan ışın demetinin diğeriyle karşılaştığı iki nokta sistemi. || Düğüm noktaları. Bk. DüöüM. || Eşlenik noktalar, bir cisimle görüntüsünün birbirine tekabül eden noktaları. || Gelme noktası, bir ışının bir ayna veya bir mercek üzerine düştüğü nokta.

— Patol. Ağrılı nokta, lokal bir ağrının yerleşmiş olduğu deri noktası. Bu ağrı ister kendiliğinden olsun (kendi kendine ağrıyan nokta), ister hekimin muayenesiyle duyulsun (ağrılı nokta) adı değişmez.

— Petr. Bir ürünün kalitesini tayin eden fiziksel özelliklerinden birinin değiştiği sıcaklık.

— Psikofiz. Merkezî nokta metodu, duyum eşiklerini ölçmek için kullanılan metot. (Burada özne, duyumun ortaya çıkışı ve kayboluşu arasmda bulunan merkezî noktayı tespit edecek şekilde uyanmm her i-ki yönde ölçülebilir büyüklüğünü değiştirir; meselâ, kendisinden belli uzaklıktaki lambaya verilen akımı, kızaran filamanı gördüğü anla artık görmediği an arasmda değiştirir.)

— Süs. santl. Bk. ANSİKL.

— Teknol. Madenler üzerinde bir çizimi markalamak veya matkap ucunun dalmasını kolaylaştırmak amacıyle bir deliğin merkezini noktalamak için kullanılan, çelikten yapılmış konik uçlu âlet. || İnce demirleri delmeğe yarayan zımba. || Dairesel bir deliğin önünde gidip gelerek, bir akışkanın yolu üzerinde bulunan bir açıklığı ayarlamağa yarayan konik parça: Noktalı düzeler, petrol kuyularının üretimini ayarlamakta çok kullanılır.

— Televizyon. Tarama noktası, iletilen veya alman görüntünün taranacak en küçük yüzeyi. (Analiz noktası da denir.) Bk. ANSİKL.

— Tıp. Akupunkturda, belirli bir organın düzensiz çalışması halinde genellikle duyarlık gösteren ve deri yüzeyinde bulunan belirli yer. (Bu noktalar tesadüfi sıralan-mamıştır. «Meridyen» denen çizgiler üzerinde toplanmıştır. Bunların çince adlan veya numaraları vardır. Batırılan iğnenin istenilen organda meydana getireceği etkiye göre bu noktalara şu adlar verilir: Kaynak nokta; acı noktası; onama noktası; geçit noktası; küvet noktası; dağıtma noktası v.b.)

— Trafik. Trafik noktası, trafik polislerinin trafiği yönetmek üzere durdukları yer.

— ANSiKL. Dil. bil. Türkçede nokta şu durumlarda kullanılır: 1. tamamlanmış bir cümlenin sonuna konur; 2. kısaltmalardan sonra konur: bk. (bakınız), Dr. (doktor), v.b. (ve benzeri); 3. sayı isimlerinde -inci ekinin anlamını verir; sıra gösteren sayı ve harflerden sonra konur:, 91. (doksan birinci), 44. (kırk dördüncü), a., b., c., d., e., f.; 4. giinü gösteren tarih rakamlannda gün, ay, yıl sayılarını ayınr: 30.VIII.1971;

5. saat ve sayı rakamlarının arasına konur: saat 22.30’da, 14.75 TL.; 6. tırnağa ve paranteze alınan sözlerden sonra konu bitiyorsa, nokta, tırnağın veya parantezin dışına konur.

• İki nokta, şu durumlarda kullanılır: 1. bir cümleden sonra sıralanacak örnekleri, açıklamaları göstermek üzere cümlenin veya sözlerin sonuna konur; 2. bir sözde birkaç ihtimal belirince, bu ihtimalleri saymak veya sıralamak gerektiği zaman, bu sayma veya sıralamadan önce konur; 2. söz arasında bir yerden veya bir kimseden alman ve tırnak içinde gösterilen sözden önce konur.

• Sıra noktalar. Sıra noktalar iki türlü o-lur: 1. Üç nokta (…), cümle bitmeden sözün maksatlı bir kesilişini göstermek veya birtakım kısımlar, örnekler sayıldıktan sonra, benzerlerinin de o hükme sokulabileceğini anlatmak için kullanılır; 2. sıra noktalar (………), bir konudan başka bir konuya geçişi veya söylenmeden geçilen birtakım şeyleri belli etmek üzere bir iki kelimenin veya satırın nokta ile geçilmesinde kullanılır. Söz arasında bir ismi söylemeden işaretlemek için birkaç nokta veya bir harfle birkaç nokta kullanıldığı da olur.

— Elektr. Nikel oranı yüzde 27’yi geçen demir nikel alaşımları soğukta ferromag-netiktir. Bunların Curie noktası nikel ora-myle değişir. Alaşım ısıtılınca ferromag-netizma kaybolur, soğutulduğu zaman yeniden belirir. Hemen hemen tam tersinir olan bu olay sırasında fiziksel özelliklerde de hızlı değişmeler meydana gelir.

— Müz. XIII. yy.dan itibaren divisio deyimi ile nokta iki kısa’yı birbirinden ayırmağa yarar, nokta konmazsa bir «eksiksiz» (üç zaman) meydana gelirdi. Bölme noktaları da zamanla aynı işi görmeğe, bir «eksiksizi» bir başka nota grubundan ayırmağa başladı. İki zamanlı ölçülerde, bir eksiksiz noktası zamanınmızın uzatma noktasına eşit bir değer taşır ve iki zamanlı bir uzun, bir zaman süresi daha u-zatırdı. Bunun dışında toplama noktaları, işaret noktaları, eksiltme noktaları, çoğaltma noktalan ve susma noktaları vardı. Nokta kuralı ve kullanılması XVI. yy.a kadar sürdü; bu ara birçok güçlük ve karışıklık da ortaya çıktı. Rönesanstan sonra noktanın çeşitli rolleri oldu: 1. bir süre işareti olarak bir notanın sonuna konulduğu zaman o notanın ilk değerini yan yarıya uzatır. Bu nokta ikizleşebilir; bu durumda ikinci nokta, notanın değerini birinci noktanın yan süresince uzatır. Susmalar da, karşılıkları olan notaların de-ğerince aynı şekilde noktalanır. XVIII. yy. da noktanın değeri değişiktir ve sadece kendinden önce gelen notanın uzaması gerektiğini gösterir. XVII. yy. fransız okulunda noktanın süre değeri, zamanımızın çift noktasına eşittir. Bu, noktalı üslûbun (veya fransız üslûbu veyahut Lully üslûbu) bir niteliğiydi (bk. NOTA. Eşit olmayan NOTA7ar); 2. yorum işareti olan nokta no-talann üstüne veya altına konursa, icra e-dilen bölümün süratli veya ağır oluşuna göre ayalanacak bir hafiflikle kesik ve be-litilerek çalınacağını gösterir. Bundan başka bir de uzun nota vardır ki buna «iğneleme» veya «spiccato» noktası denir. Ama spiccato, staccato v.b. noktalar arasındaki ayrıntılar pek belirtilmez (XVIII. yy.da u-zun noktanın çimdikleme, vurgulama veya eşit notalar anlamına geldiğini şi|>he ile karşılamak gerekir). XVIII. yy.dan sonra yuvarlak notanın gevşek bir belirtme (bugün notaların altına konulan yatık çizginin gerektirdiği gibi) ve uzun noktaların ise sert ve kesin bir belirtmeyi öngördüğü u-nutulmamalıdır. Ancak bu noktanın bu şekilde yorumlanması, daha çok Haydn, Mozart ve Beethoven için geçerlidir; notanın kesinlikle belirtilmesine ancak XIX. yy. ortasında son verildi. Kimi klavsenci-ler için temel notalardan birinin üzerine konan nokta akorun belli belirsiz arpej-leneceğini anlatır; 3. ölçü çizgilerinin yanına konan iki nokta baştan almaları gösterir.
— Süs. santl. Nokta’nın büyüklüğü biçim, sayfa ve levhanın durumuna, sanatçmın zevkine bağlıydı. Noktalar, yapıları bakımından çeşitli adlar alırda: daire şeklinde altı parçaya ayrılmışsa, şeşhane nokta, daire şeklinde beşe ayrılmışsa, pençhane nokta, birbirinin altından ve üstünden geçen düzgün biçimlerde olursa, mücevher (veya geçme) nokta, içinde helezon yapılmış noktalar, helezonî nokta, düzgün biçimli yapraklardan meydana gelen noktalara yaprak nokta, altın zemin üzerine altınla muntazam şekillerde yapılan noktalara zerender-zer nokta adı verilirdi.

— Televizyon. Yatay bir doğru boyunca yan yana gelen tarama noktaları bir satır meydana getirir. Görüntünün bütünündeki veya bir tek satır üzerindeki noktaların sayısı, bu görüntünün netlik* ayarını verir.

Her noktadaki enformasyon, siyah-beyaz televizyonda parlaklıkla, renkli televizyonda ise, parlaklığın yanı sıra tayf yapısıyle nitelenir. Bu sonuncu durumda tek renkli elemanter noktaların gruplanması söz konusu olabilir. Noktanın şekli, yani noktanın merkezine olan uzaklığa göre parlaklığın dağılımını veren kural, kısmî veya karşılıklı örtmeyle netlik ayarına etki edebilir.

+ Nokta nokta sıf. Benek benek: Camın üzeri yağmurdan nokta nokta olmuş. |j Zf. Tek tek: Allı gelin, pullu gelin, has gelin /Ayağını nokta nokta bas gelin (Halk türküsü). [LM]

Yorum yazın