NİŞANLANMA

NİŞANLANMA i. (nişanlanmak’tan nişanlanma). Bir erkek ile bir kadının ilerde bırbırleriyle evlenme vaadiyle yaptıkları sözleşme.

— ANSİKL. Huk. Değişik âdet ve biçimlerde de olsa, her toplumda nişanlanma, sosyal bir olay olarak önem taşır. Nişanlanma, gerçek anlamıyle bir aile hukuku sözleşmesidir. Bu sözleşme herhangi bir şekle bağlı değildir. Nişanlanma, kişiye bağlı bir hak olduğu için temsilci vasıtasıyle yapılmaz. Ancak nişanlanma iradesinin karşı tarafa bir aracıyle bildirilmesi mümkündür. Nişanlanacak kimsenin mümeyyiz ve reşit olması gerekir. Mahdut ehliyetsizler ise ancak kanunî temsilcilerinin izin veya icazetiyle nişanlanabilirler. Gayri mümeyyizler ise tam ehliyetsiz oldukları için hiç bir zaman nişanlanamazlar;

Nişanlanmanın hükümsüzlük sebepleri: tam ehliyetsiz olan kimselerin yapmış oldukları nişanlanmalar mutlak butlan ile bâtıldır.

Nişanlanmanın bir yanılma veya hile sonucu yahut ikrah altında yapılması, irade beyanında sakatlık olan kimsenin nişanlanmayı haklı sebeple bozmasına imkân verir.

Nişanlanma, nişanlanan kimselere evlenme ödevini yükler. Ancak taraflardan biri bundan kaçınırsa, evlenmeğe zorlanamaz. Nişanlanma, evlenmeden kaçman kimseyi zorlamak için dava hakkı vermez ve evlenmeden kaçınma halinde tazminat verileceğine ilişkin bir anlaşma yapılamaz (Med. kn. md. 84). Nişanlanma, nesebin düzeltilmesine ve babalık davası açılmasına esas olabilir. (Bk. NESEP.) Nişanlanmanın başka bir sonucu da nişanlı olan kimselerin birbirleri aleyhine davada tanıklık yapmaktan kaçmabilmeleridir.

Nişanlanma şu durumlarda sona erer: 1. nişanlılardan birinin ölümü; 2. nişanlılardan birinin evlenme ehliyetini kaybetmesi;

3. evlenmeyi kesin olarak engelleyen bir evlenmenin araya girmesi; 4. kanunî mümessilin icazet vermemesi; 5. nişanlılardan birinin nişandan vaz geçmesi. Nişanlanma evlenme ile de sona erer. Nişanlanmanın sona ermesi iki önemli sonuç doğurur: a) hediyelerin geri verilmesi; b) maddî ve manevi tazminat istenmesi. Nişanlılık ancak ölüm ve evlenmeden başka bir sebeple sona ermişse hediyelerin iadesi söz konusu olur, önce, nişanlı olan kimseler, birbirlerine vermiş oldukları hediyelerin iadesini isteyebilirler. Hediyeler duruyorsa, aynen geri verilir; aynen durmuyorsa, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade edilir. (Bk. Sebepsiz ZENGİNLEŞME.) Nişanlıların birbirlerine değil de, üçüncü kişilerin nişan-

1 ananlara verdikleri hediyelerin geri istenmesi de, ancak sebepsiz zenginleşme kurallarına göre olabilir. Maddî tazminat isteme hakkı ise, nişandan vaz geçilmesi halinde söz konusu olabilir. Ancak, nişanlılardan birinin tazminat isteyebilmesi için, ya nişandan vaz geçen tarafın bu fiilinde hiç bir haklı sebebe dayanmaması veya diğer nişanlının kusurlu bir tutumunun nişandan dönmeğe sebep olması gerekir. Burada ödenecek olan tazminat, kusurlu olmayan tarafın, evlenmenin yapılacağı inancıyle ve iyiniyetle yapmış olduğu masrafları karşılayacaktır. Maddî tazminat isteme hakkı devredilebilir, mirasçılara geçebilir ve bundan feragat edilebilir. Nişanın bozulmasına kendi kusuruyle sebep olmayan taraf, maddî tazminat yanında, manevî tazminat da isteyebilir. Ancak, manevî tazminat istenebilmesi için, kusursuzluk yanında, öteki tarafın kişilik hakkına da ağır bir zarar verilmiş olması gerekir. Manevî tazminat hakkı, maddî tazminat hakkından farklı olarak mirasçılara geçmez. Ancak, bu kuralın iki istisnası vardır: 1. manevî tazminat davasının, nişanlının sağlığında açılmış olması; 2. dava açılmamış olmakla birlikte, tazminat borçlusunun karşı tarafın manevî tazminat alacağını ikrar etmiş bulunması.

— Tar. Esk. Yun. Klasik devirde ve çeşitli sitelerde, Atina’da başlangıcı muhtemelen M.ö. VI. yy.a kadar çıkan ve engyesis adıyle anılan bir sözleşme vardı. Bazı kimseler bunu ilk evlilik akdi sayar; diğer bazılarıysa basit bir nişan sözleşmesi olarak görürler. Yunan hukukunda evlilikte mal birliği olmadığı için bu sözleşmenin ayrı bir önemi vardı. Engyesis’in yedinci günü de düğün yapılırdı.

• Hitit. Hititlerde M. ö. 1450’den itibaren nişan akdi kanunla garanti altına alınmıştı. Bk. HİTİTLER.

• Roma. Nişan veya söz kesme (sponsalia) başlangıçta, evlenecek olan çiftin aileleri a-rasında yapılırdı. Klasik hukukta özel bir nişan şekli yoktu. Ama eski nişanı bozmadan yeni bir nişan yapmak da mümkün değildi. Sebepsiz yere nişanı bozan arrhae sporısaliciae’yi (nişan hediyeleri) kaybederdi. Nişanlılardan birinin ölümü halinde ise nişan hediyeleri geri verilirdi.

• Germen hukukunda nişanlanma, birçok ilkel halkta olduğu gibi, kızın, babasından satın almmasıydı. Bu usul, kız kaçırmanın yerini almış olan bir uygulamaydı. Sonunda da sadece itibarî bir değeri oldu. (LM)

NİŞANLANMAK geçz. f. (ınişanlamak dan nişanla-n-mak). Evlenme vaadi ile bağlanmak: Evvelki sene nişanlanmış, gelip köyde bir Rum karısının evine yerleşmişti (S.F. Abasıyanık). Biz de onunla eğleniriz! «Yiğitsen hadi nişanlan da görelim» deriz… (Kemal Tahir). || Edilg. f. İşaretlenmek. (M)

Yorum yazın