Nişancı nedir

NİŞANCI sıf. ve i. {nişan’dan nişan-cı). Ask. Nişan alma ve ateş etme sırasında her bakımdan yeterli olan ve isabetli atış yapan kimse: Topçu sınıfında nişancılar doğru ve çabuk nişan alabilecek şekilde yetiştirilir.

— Astron. Bk. YAY.

4 1. Teşk. tar. Osmanlı devletinde berat, menşur, name, mektup, ahidname, hüküm ve bitik gibi evrakın baş tarafına padişahın imzası olan nişanı koyan veya tuğra çeken Divanı Hümayun üyesi memur. (Bk. AN-SlKL.) || Nişancı bey, beylerbeyi ve vezir rütbesinde olmayan nişancı. (Protokolda yeri taht kadılarından öndeydi.) || Nişancı divitdarı, nişancının yanında bulunan yardımcı memurlardan biri. || Nişancı hassı, nişancılara verilen has. (XVI. y.y.da nişancı hasları geliri en düşük olan haslardandı.)

— ANSİKL. Teşk. tar. Nişancı’ya ayrıca muvakkî, tevkiî ve tuğraî de denirdi. Bu görev İslâmlığın ilk devirlerinden beri vardı. Abbasîler zamanında Divanül İnşa adı altında bir daire kurulmuştu. Büyük Selçuklularda nişancıya tuğraî (veya sahibi tuğra), Anadolu Selçuklularında pervaneci denirdi. OsmanlIların ilk zamanlarından beri var olan nişancıların görev ve yetkileri Fatih kanunnamesi ile belirli bir duruma geldi. XVIII. yy.m başlarına kadar nişancı, kanunların şer’î hukuk esaslarma uygunluğunu ayarlar, ferman ve hükümleri kaleme alır, tımar, zeamet ve hasları tevcih eder, ele geçirilen toprakların özelliklerini tespit eder ve deftere geçirirdi. XVI. yy.m başlarına kadar nişancılar ilmiye sınıfından seçilirdi; Fatih kanunnamesine göre, dahil müderrisleriyle sahnı seman müde-rislerinden seçilmeleri gerekiyordu. Sonra Divanı Hümayun kaleminden seçilmeğe başlandı; çoğunlukla reisülküttaplar terfi ederek nişancı olurlardı. XVIII. yy.a kadar nişancılık, devlet teşkilâtında önemini korudu; bu tarihe kadar nişancıların rütbesi sancakbeyi, beylerbeyi, vezir olur, bazen kubbe vezirliğiyle nişancılık bir kişide birleşirdi. XVI. yy.da nişancı, divan kaleminin şefiydi; reisülküttap ile defter emini, nişancının maiyeti sayılırdı. Nişancının Divanı Hümayun yakınlarında bir odası vardı. XVI. yy.m sonlarına kadar nişancılar, padişahın yanından ayrılmazlardı. İlk olarak 1599’da serdanekremle birlikte sefere gitmeleri âdet oldu. Nişancıların yeri protokolda sadrazamın sağında ve vezirlerin alt yanındaydı. Rütbesi vezir ve beylerbeyi değilse başdefterdardan sonra, verirse başdefterdardan önceydi. Divanı Hümayun üyesinden olmakla birlikte, vezir rütbesinde olmadıkça arz günlerinde padişahın huzuruna kabul edilmezdi. Nişancı haslarından başka Eflak, Boğdan voyvodaları ile Erdel krallarının tayinlerinde, nişancıya, belli bir para verilmesi gerekirdi. Nişancıların önemi XVIII. yy.dan itibaren azalmağa başladı. XVIII. yy. sonlarında görevleri yalnız sadrazamm mührünü basmaktan ibaretti. Nişancılık 1836’da kaldırıldı ve nişancının görevi defter eminliğine verildi, önemli fermanların üzerine tuğralar Babıâli, ötekilerine de defter eminleri tarafından görevlendirilen ve kendilerine tuğranüvis denilen memurlar tarafmdan çekilmeğe başlandı. 1838*de defter eminli-ği ile Babıâli tuğranüvisliği bir memurda toplandı ve bu memur görevine Babıâli’de devam etmeğe başladı. (M)

Nişancılar camii, İstanbul’da Eyüp semtinde, Nişancımustafapaşa caddesinde. Nişancı Celâlzadç Mustafa tarafmdan yaptırıldı (1543). Caminin duvarları kâgir, çatısı ahşaptır. Minaresi sağdadır. Önündeki fevkanî mektep, Rami Paşanın, mektep altındaki çeşme ise Mahmud II’nin kızı Mih-rimah Sultanın hayratıdır. (M)

NİŞANCILIK i. (nişana*dan nişancı-lık). Nişancı olma hali.

— Tar. Beratlara tuğra çekenin yaptığı iş (TUĞRAKEŞLİK de denir.) [M]

Yorum yazın