Nişan nedir

N i. (fars. nisânden*den nişan). Belirti, alâmet, iz: Hamburg’da birkaç müessese dolaştık, serbest şehrin kendine has bir nişanı vardır (F. R. Atay). Faşizm, dünya tarihinde ve Avrupa üstünde uçsuz bucaksız harabelerle, ırmaklar gibi çağlamış kanların izlerinden başka bir nişan bırakmadan silindi gitti (Ş. S. Aydemir). Şu yüzük yanınızda nişanım olsun …Ne vakit arzu ederseniz, elimizdeki devleti paylaşırız (Namık Kemal). || Bir olaym anılması için dikilen taş. I[ Devlet tarafmdan ünlü bir kimsenin şerefine veya unutulmayacak bir olaym hatırası için bastırılan madalya. (Bk. ANSîKL. Nümism. bölümü.) ]| Bazı fahrî mükâfatların özel işareti: Liyakat nişanı. Şefkat nişanı. || Esk. Yara izi.

—- ÇE§. DEY. Nişan atmak, ateşli silâhlarla atış yapmak. |j Nişan koymak, bir şeyi tanıyabilmek veya sonradan bulabilmek i-çin onun bir özelliğini veya yakınında bulunan bir şeyi akılda tutmak. || Nişan takmak, [nişanlanan çift için] yüzüklerini takmak: Birkaç gün sonra akrabalarımıza bir küçük davet vereceğiz. Nişan takacağız (R. N. Güntekin). Nişanlamak. Göğsüne nişan iliştirmek. || (Bir şeyden) Nişan vermek, bir şeyi hatırlatmak: Parlar ağaçları gökleri / Dağlar nişan verir gençliğinden (F.

H. Dağlarca). Her bir vücut masdar olur bin vücut için / Her bir cihan hezar cihandan verir nişan (Ziya Paşa). || Nişan yapmak, nişan töreni düzenlemek.

— Baymd. Temizlenmiş bir arazi üzerinde, kaldırılmış olan malzeme miktarını hesaplamak için bırakılan işaret veya toprak kümesi.

— Denize. Nişan almak topa tutulan gemiyi batırmak için su hattını nişan tutmak. || Armaya nişan almak, bir düşman gemisinin direklerini devirmek için, orayı nişan tutarak ateş etmek.

— Huk. Bk. NtgANLAMA.
— Okçuluk. Nişan taşı, padişah, şehzade ve tanmmış okçuların attıkları okların düştüğü yere dikilen taş. Bk. ANSİKL.

— örf ve âdet. Evlenme vaadi için yapılan özel tören. (Genellikle yüzük takma töreni.) || Nişan halkası, nişan yüzüğü. || Nişan şekeri, nişan töreni için erkeğin kız evine gönderdiği şeker. (Bu şeker, ya süslü bir kutu veya sepet içinde yahut altın veya gümüş bir tepsiye konur, üzeri pembe bir bezle örtülerek yollanır.) || Nişan takımı, evlenmek üzere söz kesen nişanlılar arasmda nişan töreninden önce verilip a-lınan hediyeler. (Bk. ANSîKL.) || Nişanı atmak [kadın veya erkek için] nişandan vaz geçmek.

— Sil. Nişan âletleri, bir hedefe nişan almayı sağlayan âletler; Nişangâh-arpacık sistemi, dürbünler, nişan ruhlusu ve aynaları, kolimatör, gonyometre v.d. nişan â-letleridir. (Bk. ANSîKL.) || Nişan alma, bir ateşli silâhı, atılan mermi hedefi bulacak şekilde yöneltme. (Bk. ANSİKL.) || Nişan almak, bir silâhın nişan hattını hedef üzerine veya yardımcı nişan noktasına yönelt-mak. || Nişan beşiği, bir topun geri tepmesini frenleme ve yerine getirme tertibatı ile kundağı arasındaki parça. (Bu parça, atış açısını, nişangâh açısı ve toprak açısı şeklinde ikiye bölerek, topun yüksekliğine nişan alma süresini kısaltır.) || Nişan dairesi, yatay açıları ölçmeğe yarayan gözlem âleti. (Merkezine bir alidat veya pe-riskopik bir dürbün yerleştirilmiş bir açı ölçme tertibatı bulunan bir tabladan meydana gelir.) || Nişan dürbünü. Bk. DÜRBÜN. || Nişan düzlemi, bir ateşli silâhta, kolimatörün düşey hattından ve nişancının gözünden geçen düşey düzlem. || Nişan hattı, bir nişan âletinde, kolimatörün düşey ve yatay ışın hatlarının kesişme noktalarını a-tıcınm gözüyle birleştiren çizgi. || Nişan levhası, atma veya ateşli silâhlarla atışta hedef olarak kullanılan levha. (Bk. ANSİKL.) || Nişan noktası, hedefe göre açısal sapması bilinen ve kolayca kestirilebilen nokta: Nişan noktası, görmeden nişan alma sırasında yön nişanını almakta kullanılır. J| Nişan ruhlusu, kör atışta, ateşli silâhla yüksekliğine nişan almak için kullanılan âlet. (Bu âlette, namlunun arka tarafına yerleştirilmiş bir kabarcıklı düzeç bulunur, Hedefe tekabül eden yükseliş a-çısı belirlendikten sonra, hava kabarcığı işaret çizgileri araşma gelecek şekilde namlunun eğimi değiştirilir.) || Nişan sehpası, bir tüfekle belirli bir hedefe düşey ve yatay olarak nişan almayı sağlayan ve üç a-yaklı bir sehpa üzerine oturtulan düzenek. (Atışın temel elemanları [nişan hattını a-yarlamak ve belirli bir noktaya nişan almak] nişan sehpasmda öğrenilir.) || Nişan vidası, bir top namlusunun kuyruğuna desteklik eden ve yüksekliğine nişan almak için yükseliş açısını değiştirmeğe yarayan vida. || Ayna ile nişan alma. Bk. ANSîKL. || Görerek nişan alma, görülen bir hedefe nişan alma. (Bk. ANSîKL.) || Görmeden nişan alma, görülmeyen bir hedefe nişan alma. (Bk. ANSîKL.) || Karşılıklı nişan alma. (Bk. ANSîKL.) || Esk. Nişan kabağı, hedef olarak dikilen su kabağı. || Nişan tablası, hedef tahtası.
— Teşk. tar. Nişan alayı, yeniçeri kabadayılarından birinin, işletmek üzere açtığı kahveye asmak için kendi ortasının nişanını alayla götürmesi. (Yeniçeriler, kanunlara göre sanat ve ticaretle meşgul olamadıkları halde, sonradan ocak bozuldu ve nişan alayı yapanlar çoğaldı. || Nişan kalemi, Osmanlı devletinde vezir, beylerbeyi, sancakbeyi, mevali beıatlanyle zeamet ve tımarların kayıtlarının yapıldığı kalem. (Tımar veya zeamet verildiğine dair evrak önce defterhaneye, «derkenar» yazıldıktan sonra da buyrultusu alınarak Nişan kalemine teslim edilirdi. Tahvil kalemi veya Kese kalemi de denirdi.) || Nişan tahtası, yeni yapılan binalarla, mal getiren gemilere yeniçeriler tarafmdan konulan işaret. (Balta şeklinde ve tahtadan olduğu için bu adı aldı. Yeniçeriler, ocak disiplininin bozulduğu devirlerde esnafı haraca kesiyor, yeni binalara ve mal getiren gemilere böyle işaretler koyarak işçi ücretlerinden pay ve gemi sahiplerinden haraç alıyorlardı. Devletin bina ve gemilerine bile nişan tahtası asarak haraç aldıkları olurdu.) || Nişanı hümayun, osmanlı padişahlarının ferman veya resmî evrakları imzalamak için kullandıkları tuğra işareti. (İslâm ülkelerinde daha önce imza yerine kullanılan tuğraların pek çok çeşidi vardı. Osmanlı vesikalarında görülen nişanı şerif, tevkii hümayun, tevkii refî, nişanı şerif, âlişanı sultanî v.b. adların hepsi «tuğra» anlamındadır.)

— Vet. Atlarda bazen omuzla göğüs arasında bulunan tabiî leke.

— ANSİKL. Nümism. Madalyadan çok daha sonra kullanılmağa başlanan nişan, altın, gümüş ve kıymetli taşlarla süslü veya basit madenden yapılırdı. Bazıları boyuna

asılır, bazıları da genellikle göğsün sol tarafına veya göğüs hizasına takılır. Her nişanın özel adı vardır; birkaç rütbesi de o-labilir. Belirli rütbe ve makamlara mahsus olanlar da vardır. Her nişanla birlikte «berat» da verilir. Devlet başkanının adı (Os-manlı devletinde padişahın tuğrası), nişanı âlânın adı, rütbesi, görevi, nişanın verilmesi sebebi bu beratta açıklanırdı. Nişanların çoğu, özel bir yönetmeliğe (nizamname) göre verilirdi. Osmanlı nişanlarında, ay-yıl-dız, kılıç, çapa, şemse denilen güneş ışınları biçimindeki süs, hıristiyan nişanannda, haç (salip) bulunur. Mesleklere göre yapılmış nişanlarda ayrıca mesleğin sembolü yer alır. Nişanlar, özel kişilere, verildiği gibi, tümen, alay, gemi veya kurum gibi tüzel kişilere de verilebilir. Nişanları yalnız alan kişi takar, genellikle mirasçılara geçmez. Bazı nişanların para olarak ödeneği de vardır. İmparatorluğun son zamanlarında benimsenen nişan verme âdetine os-manlı padişahları büyük önem verdiler ve bu yolda hâzineden önemli harcamalar yaptılar. Abdülmecid’in sadrazamlarından Hüsrev Paşa için yaptırılan sadrazamlık nişanı, altm, gümüş ve pırlanta bedeliyle elemeği karşılığı olarak hâzineye 710 liraya mal olmuştu; bu miktar, devrin rayicine göre iki köşk parasıydı. Nişan verme, bir ara kötüye kullanıldı. Sonunda rast-gele nişan verilmemesi karar altına alındı (1848). 1850’de de, para darlığı yüzünden,

o zamana kadar verilmiş madalyalar ve nişanlar sahiplerinden geri alınarak eritilmek, kıymetli taşları ayrıca değerlendirilmek üzere darphaneye gönderildi. Bu yüzden birçok eski nişan bugüne kalmadı. OsmanlI padişahları yabancılara nişan verir, fakat onlardan nişan kabul etmezdi. Abdül-mecid’e Portekiz kralından gelen nişan, ö-zür dilenerek geri gönderildi. Buna karşılık Fransa’nın sunduğu légion d’honneur nişanını Abdülmecid, bu ülkeyle dostça ilişkileri göz önünde tutarak kabul etti. Ondan sonra da İngiltere kraliçesinin Lo-rel Stratford eliyle sunduğu dizbağı nişanı kabul edildi (1856). Yine kraliçe Victoria, 1868’de Londra’da bulunan Abdülaziz’e aynı dizbağı nişanını kendi eliyle sundu. Cumhuriyetin ilânından sonra 2 590 Sayılı kanunla sivil rütbe ve nişanlar kaldırıldı; nişan ve madalyaların kullanılması, Türkle-rin yabancı devletlerin nişanlarını taşıması da yasaklandı. Savaş madalyaları bu yasağın dışında tutuldu. Osmanlı nişanları, çıkış tarihi sırasıyle 367. sayfadaki tabloda gösterilmiştir.

— Okçuluk. Nişan taşı, ok menzillerini gösterir ve üzerinde atış tarihiyle atan kimsenin adı bulunur. Okmeydanmda tanınmış okçularm katıldığı müsakabalarda en uzun menzile ok atan adına da nişan taşı dikilirdi. Çeşitli görünüşleri olan bu taşların boyları 1 ilâ 3 m arasındadır.
— örf ve âdet. Nişan takımı olarak Önce erkek evinden kız evine süslü bir bohça veya sepet içinde çeşitli giyim ve ziynet eşyası gönderilir. Sonra, kız tarafı da, malî gücüne göre bunun karşılığını yollar. Nişan töreni bundan sonra yapılır. Bugün değişen sosyal şartlar gereği olarak evlenmenin, kızla erkeğin tanışarak görüşmesiyle yapıldığı şehir çevrelerinden birçoğunda nişan takımı âdeti her zaman uygulanmaz.

— Sil. Nişan âleti. Portatif silâhların nişan âlet, nişangâh-arpacık sisteminden meydana gelir. (Bk. NigANGÂH.) Nişan hattı ne kadar uzun olursa, bu sistemin hassasiyeti de

o kadar fazla olur. Görerek atış yapan a-ğır silâhlarda (tank ve tanksavar topları), bir nişan dürbündü yardımıyle nişan alınır, öbür topların nişan âletleri, gonyomet-re, nişan ruhlusu, kolimatör v.b.den meydana gelir.

• Nişan nlma. Toplarda nişan alma, iki safhada gerçekleştirilir: 1. yön nişanı, «atış düzlemi» hedeften veya nişan noktası’ndan geçecek şekilde topa yön vermek amacını güder; 2. yüksekliğine nişan, merminin hedef uzaklığına ulaşabilmesi için topa gerekli eğimi vermek için alınır.

Piyade ve tankçı sınıflarında uygulanan görerek nişan alma’da, yön nişanı ile yüksekliğine nişan, hedef uzaklığına tekabül eden nişan hattmı hedeften geçirerek aynı anda yapılır: hedef uzaklığı ise, gerek nişangâh-arpacık sistemiyle, gerek nişan dürbünüyle belirlenir.

Topçu sınıfında çok sık uygulanan görmeden nişan alma’da. yön nişanı ile yüksekliğine nişan birbirinden kesin olarak ayrılır. Yön nişanı, bir gonyometre veya istikamet açısı göstergesiyle, yüksekliğine nişan ise yüksekliğine nişan âleti veya nişan ruhlusu ile yapılır, önce yön nişanı a-lınır; yön sapması gonyometre ile belirlendikten sonra, görüş hattı, nişan âletinin yön çarkı yardımıyle nişan noktasına getirilir; gonyometrenin çekül doğrultusu, hava kabarcığının işaret çizgileri arasında tutmakla sağlanır. Daha sonra, yüksekliğine nişan almaya sıra gelir: hedefe tekabül eden toprak açısı ve nişangâh nişan a-letiyle gösterildikten sonra, namlunun e-ğimi yükseklik çarkıyle değiştirilerek hava kabarcığı çizgiler arasına getirilir. Eğer nişan ruhlusu kullanılıyorsa, nişangâh ve toprak açılarının cebirsel toplamı (yani «yükseliş açısı» [bk. MERMİ yolu]) âlette gösterilir, sonra yükseklik çarkının yardı-mıyle hava kabarcığı çizgiler arasına getirilir.

• Nişan levhası. Atma silâhlar (ok, ar-balet, mızrak) için çok çeşitli biçimlerde yapılan nişan levhası, ateşli silâhlar için standartlaştırılmıştır; bu amaçla, üzerine beyaz kâğıt kaplı ambalaj bezi gerilmiş hafif bir ağaç çerçeve kullanılır; kâğıdın üzerine eşmerkezli daireler veya çeşitli şekiller (muharebe hedefleri) çizilmiştir. Topçulukta kullanılan nişan levhaları, genellikle dövülecek cephenin genişliğine eşit büyüklükte yapılır. Havacılıkta ise, ya bombardıman için yere çakılmış sabit nişan levhaları veya av uçakları için havada bir uçak tarafından çekilen manşlar kullanılır. Deniz topçusunun nişan levhalarında gemi şekilleri bulunur veya bir römorkör tarafından değişik hızlarla ve değişik uzaklıklardan çekilen panolar kullanılır. Modern muharebenin şartlarına uymak ve hedeflerin sabit olmadığını hesaba katmak üzere, muharebe atışlarında kullanmak i-çin, yer değiştiren, gözden kaybolup birden ortaya çıkıveren çeşitli nişan levhaları yapılmıştır.

• Ayna ile nişan alma, bir gonyometreden ve kundak üzerine tutturulmuş bir nişan aynasîndan yararlanarak yapılır. Eskiden, her atıştan sonra yeniden nişan almayı gerektiren sert kundaklı toplarda nişan hattını korumak için bu usule başvurulurdu.

• Karşılıklı nişan alma, esas topla görmeden nişan alma usulüne göre nişan aldıktan sonra, öbür topları da hedefe yöneltmek amacını güder: 1. esas topun nişan â-letiyle, öbür toplardan her birinin nişan â-leti eksenine nişan alınır; 2. bu nişan alma sonucunda meydana gelen tevcih açısından yararlanarak, öbür toplardan her biri esas topun nişan âleti eksenine ayarlanır. Böylece, bütün topların atış düzlemleri biribirine paralel olur. (ML)
— NİŞAN sıf. (fars. nişânden’den nişan). Esk. «Duran, dikilen, kalan» anlamlarıyle bileşik sıfatlar yapar: Hatır-nişan, akılda kalan, unutulmayan. || Diken. || Gösteren, alâmet eden: Belâgat-nişan, güzel konuşma örneği veren; madelet-nişan, adalet gösteren. (M)

Yorum yazın