Nasıl nedir – Nasıl ne demek

NASIL sıf. (türk ne ve ar. aşl > aşıl’dan ne asıl > nasıl). Bir nesne veya kimse hakkında bilgi almak için «ne gibi, ne türlü» anlamında kullanılır: Roma İmparatorluğumun bünyesi nasıldı? (M. Ş. Esen-dal). Nasıl adam? — Çok iyi adamdır, melek gibi (B. Felek). Ben sizin yerinizde olsam nasıl bir şey yapardım? (H. Z. Uşak-lıgil). || Şaşkınlık duyulan bir konuda sual sorarken «ne biçim» anlamında kullanılır: O nasıl şey öyle? || Nasılsınız? (veya nasılsın?), hal hatır sormak için’ söylenir. + Zf. Bir eylemin «ne şekilde, hangi yolla, ne biçimde» olduğunu öğrenmek için kullanılır: Bekle, bir dakikacık, şimdi geliyorum, diyecek, gelmeyeceksin, yahut gelsen de, kim bilir, ne vakit ve nasıl geleceksin? (R.N. Güntekin). Ne denilir? Nasıl alınır? Bilmiyorum (Y. K. Karaos-manoğlu). || Bir şeyin oluşundan veya yapılışından duyulan hayret ve şaşkınlığı belirtir: Yusuf, bu sözün nasıl ağzından çıktığına şaştı (Sabahattin Ali). Bile bile de nasıl alkışlar? (N. Ataç). || «İmkân var mı?» anlamında: Bu hareketlerinden sonra ona nasıl kızmam? || «Ne kadar çok» anlamında: Bilsen, Bihter seni nasıl seviyorum? (H. Z. Uşaklıgil). Ona nasıl kızıyorum, bilemezsin. |l «Ben sana dememiş miydim, gördün mü?» anlamı verir: Nasıl, şapka kiminmiş, gördün mü? (B. Felek). Bak Muzaffer Bey nasıl bülbül gibi söyledi (Ahmed Rasirn). || Düz cümlelerde fiillerin önüne gelerek o fiilin belirttiği hareketin kesinlikle olacağı ve yapılacağı anlamını verir: Birinci Cuma diyeyim ama, ikinci Cuma, Anşe’yi buraya bakın nasıl gönderecek (Kemal Tahir). Hele bir yatılı okula gitsin, bak nasıl sınıfını geçecek. || Soru cümlelerinde fiilin önüne gelerek fiilin belirttiği hareketin olmayacağını, yapılamayacağını anlatır: Nasıl methedeyim sevdiğim seni / İstanbul Bursa’yı değer gözlerin (Halk türküsü), öyle ise sen anlat bana, Zeynep kadın. — Nasıl anlatayım ki (Y. K. Karaosmanoğlu). || Eylemin zorun-luğunu belirtir: — Okula gitmiyor mu? Nasıl gitmezi

— ÇEŞ. DEY. Nasıl oldu, «hangi sebeple, ne vesileyle» anlamında: Nasıl oldu da siz buraya geldiniz? (A. H. Tanpınar). Bir işin ne safhaya geldiğini veya bir hastalığın seyrini sorarken kullanılır: Sizin manavlık işi nasıl oldu? Hastanız nasıl oldu? || Nasıl olur, «mümkün mü?» anlamında kullanılır: Feride: — Nasıl olur? Beni almağa gelecekler diyordu (R. N. Güntekin). || Nasıl olsa, «elbette, muhakkak» anlamında: Kadın kadını nasıl olsa anlardı (Ş. S. Aydemir). «Mecburen, eninde sonunda» anlamı verir: Oraya nasıl olsa gideceksin, boşuna direnme. || Hem de nasıl, «gayet iyi, çok fazla» anlamında: Tanıyor musunuz? — Hem de nasıl… (Kemal Tahir).

+ Ünl. «Ne söylediniz? Tekrarlar mısınız?» anlamında cümlelerin başına getirilir: Nasıl, yeniden anlatır mısınız? || «iyi mi, memnun musunuz?» anlamında: Nasıl, yürürken daha az acı hissetmiyor musunuz? (R. N. Güntekin). || Hayret veya kızgınlık belirtisi olarak: Nasıl! Siz hâlâ gitmediniz mi?

+ Nasılsa zf. Herhangi bir sebeple, bir vesileyle: Bahis nasılsa eski toprak mülkiyetinden, günün meselelerine ve derken ihtilâle döküldü (Ş. S. Aydemir). Beş altı ay sonra nasılsa gene aynı şehre yolum düştü (R. N. Güntekin). [M]

Nasıl Hoşunuza Giderse (/4j You Like it), W. Shakespeare’in beş perdelik komedisi (1599). Kır hayatından ilham alan bu oyunda, Shakespeare tiyatrosunun en güzel kadın kahramanlarından biri olan Rosalinde yer alır. Rosalinde, kardeşi tarafmdan kovularak Arden ormanına sığınmak zorunda kalan bir dükün kızıdır. Sonunda her şey tatlıya bağlanır: dük döner, malına mülküne kavuşur; birçok kişi, bu arada Rosalinde evlenir. İkinci derecedeki kişiler arasında soytarı Touchstone’u saymak gerektir. Ünlü tirad Bütün bu dünya bir tiyatrodur bu oyunda yer alır. (L)

Yorum yazın