Nam nedir

NAM i. (fars. nâm). Ad: Bu karyede mukim Eşref namında bir şeyh, Şiîlik telki-natında bulunuyormuş (Atatürk). Büyük Britanya adalarında ise Anglo – Sak-son, tskoçyalı, Galli, trlandalı namlarıyle dört millet vardır (Ziya Gökalp). || Ün, şan: Gavgada şahadetle bütün kâm alırız biz / OsmanlIlarız can veririz nam alırız biz (Namık Kemal). Onu mesul addediyorlar; sanki, aile namının kurtarılması için, bu işin temizlenmesini istiyorlardı (Vâ-Nû). Fakat Nasreddin. Akşehir ulemasından, namı dillere destan olan Seyyit HayranVnin şanında söylenenleri duymuş ve Sivrihisar kendisine dar gelmeğe başlamıştır (N. Araz). || Namına, adına, hesabına: Bir peygamber kendisine asla vücud vermiyor, her ne yaparsa, ne ederse Allah namına yapıyor, Allah namına emrediyor (P. Safa). || Nam salmak (veya vermek), ün kazanmak: Bahsettiğimiz ulu kişi Molla-i Rum diye nam salmış, Mevlânâ Celâleddir\’di (N. Araz). Kabadayılıkta nam salacaksın ki, alıştırdığın sağmal ineği şuna buna kaptırmayasın (Kemal Tahir). || Nam ü nişane (veya namı nişanı) kalmamak, yok olmak, hiç bir izi kalmamak: Nam ü nişane kalmadı fasl-ı bahardan / Düştü çemende berk-i dıraht itibardan (Baki).
— Esk. Nam-âver (nam-ber-dar veya nam-berde), namlı. || Nam-averan, namlılar. || Nam-cû (veya nam-cûy), nam arayan. Yiğit. || Nam-cûyan, nam arayanlar. Yiğitler.

— Bank, ve Bors. Nama muharrer, hamiline yazılı olan ve üzerinde sahibinin adı belirtilmeyen senede karşıt olarak üzerinde sahibinin adı yazılı senet.

— Huk. Nama yazılı senetler Bk. KIYMETLİ evrak. || Namı müstear. Bk. MüSTEAR ad.

+ Naman çoğl. i. Esk. Namlar. (M)

Yorum yazın