Nallama

NALLAMA i. (nallamak’tan nalla-ma). Nallamak eylemi.

— ANSiKL. Nalbant çok uzamış olan tır nağı yontmakla işe başlar; buna «tırnağı temizlemek» denir; sonra nalı çekiçle döverek ayağın şekline uydurur ve naldaki deliklerden mıhlar; tırnağa çakılan mıh tırnağın üzerinde aynı hizadan çıkmalıdır. Mıhın ucu kerpetenle dipten kesilir, hafif kıvrılır ve çekiçle dövülerek perçinlenir; tırnağın çevresi törpü ile düzeltilir.
Sıcak nallama’dai, nal ısıtıldıktan sonra tırnak tabanına uygulanır, sıcak nal dokunduğu yeri yakar ve tırnağın bütün pürüzlerini yok eder; nal tabana iyice oturur.

Soğuk nallama, tabanda meydana gelebilecek yanmaları önler, ama nal önceki kadar iyi oturmaz.

öküz nallama, öküz nah tırnak tabanına benzer şekilde kesilmiş ince bir levhadır; iç tırnak nalı ile dış tırnak nalı birbirine benzer.

— Arkeol. Romalılar çiviyle nallamayı bilmiyorlardı, fakat ayağı yaralı atlara giydirilen at pabucunu yaptılar; tırnaklara geçirilen bu demir pabuçla, hayvan askerî taburların arkasında adım adım yürüyerek iyileşirdi. Çivili nal, ilk defa ve aynı zamanda IX. yy., resimli latin ve bizans belgelerinde görülür. IX. yy. ile XII. yy. arasında çivili nal pek az kullanıldığı halde,

XII. yy.da gelenek haline geldi. XIV. yy.da nal, hafif, dar, dalgalı, uzun delikli ve burgulu çivilidir. Daha sonraları, daha ağır ve daha geniş, dalgasız nallar görülür. Bu nallardaki delikler dört köşe, çiviler de ya kesik piramit veya arpa biçimindedir; bunların çukurluk ve kenarlıkları vardır. Hintliler, Çinliler ve Japonlar XVIII. yy.a kadar nalı bilmiyorlardı. (LM)

NALLAMAK geçi. f. (nal’dan nal-la-mak). [Hayvanın ayağına] Nal çakmak. || Argo. öldürmek. (M)

Yorum yazın