Müsteşar nedir

MÜSTEŞAR i. (ar. meşveret > istişâre den müsteşâr). Bakanlıklarda ve bazı önemli merkezî kuruluşlarda, teknik ihtisas ve belli hizmet alanlarında tecrübe sahibi, memur statüsünde ve memur teminatından yararlanan hizmet kadrolarında yükselmiş kimse: Maarif Vekâleti müsteşarı olgun, kemalli bir insandı. Az ve ağır konuşuyordu (Ş. S. Aydemir). |J Sıf. Esk. Kendisinden bilgi alman, kendisine iş danışılan.

— ANSİKL. Huk. Müsteşar, siyasî veya İdarî olabilir. Türkiye’de uygulanamayan siyasî müsteşarlık kurumu, müsteşarın parlamentodan seçilmesini ve özellikle teşkilât ve görevleri geniş olan bakanlıklarda çalışmasını öngörür. Siyasî müsteşarın kabine değişikliklerinden etkilenmesi normaldir. Buna karşılık, İdarî müsteşarlık en çok kullanılan kuramlardan biridir ve, teknik niteliği olan müsteşarın değişen siyasî kadrolara’rağmen, kamu hizmetlerindeki kararlılık ve sürekliliği sağlamak gibi hayatî bir görevi vardır. Bu yüzden, müsteşarlar memur statüsündedir; tayinleri, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılır ve memur teminatına sahiptirler. Bir bakanın, takdirî bir suretle bir müsteşarı görevden alması veya sık sık yerini değiştirebilmesi mühikün değildir. Bu türlü işlemler, hizmetin gereği ve kamu yaran açısından daima yargı denetimi altındadır. Müsteşarlar, kural olarak bakanlık kadrolarında çalışırlar. Devlet Planlama teşkilâtı gibi bazı önemli kuruluşların başında da görev yapabilirler. Dışişleri bakanlığında da, müsteşarlık görevini genel sekreter adiyle aynı nitelikte bir memur yapar.
— Teşk. tar. Osmanlı devletinde müsteşar adı altında belirli bir memuriyetin kuruluşu, Mahmud II zamanına rastlar. Batı etkisinde girişilen yönetim reformu sırasında padişah, kethüdayı sadrı âli’yi Mülkiye nazırlığına, Reisülküttaplığı da Hariciye nazırlığına çevirdi (1837). Bu iki nazırlığa rütbei sanilikle birer müsteşar tayin edildi. Sonra Bahriye müsteşarlığı, Evkaf nezareti müsteşarlığı kuruldu (1838); böylece sayıları artan müsteşarlar ûlâ rütbesine yükseltildi. Abdülmecid’in cülusunda (1839) Koca Hüsrev Paşa sadrazam olunca bir de Sadareti Uzmâ müsteşarlığı kuruldu. Tanzimat’tan sonra sadaret müsteşarlan bâlâ rütbesine yükselerek vezirlik payesi aldılar. Hariciye müsteşarlan, ilk zamanlarda, müsteşarlıkla birlikte elçilik görevi de alabilirlerdi. Orduda tayin ve levazım işlerine bakan memurlara da müsteşar denildi. Bu memuriyet, İkinci Meşrutiyetten sonra müşavirliğe çevrilerek bütün şer’î mahkemelere konuldu. Evkaf müfettişliğinde de aynı makama bağlı bir müsteşarlık vardı. (M)

Yorum yazın