Münasebet nedir

MÜNASEBET i. (ar. nisbet’ten münâsebet). İlişki, ilgi, yakınlık: En korkuncu Selma’-nın gözlerinde münasebetlerimizin başladığından beri rastladığım o acayip ve ürkek parıltıydı (A. H. Tanpınar). || İki şey arasındaki nispet, uygunluk: Şarklı denince, birbiriyle hiç münasebeti olmayan bir Müs-lUmanla bir Budist aynı zamanda gözönü-ne gelir (P. Safa). || Sebep, vesile: işte o münasebetle zatıâlinizi rahatsız edecektim (B. Felek).

— ÇEŞ. DEY. Münasebet almak, uygun düşmek, yakışmak: Söylerim ama, münasebet almaz. || Münasebet kurmak, iki şey arasında ilişki bulmak, yakınlık görmek: iş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi yapıyor, etrafıyle arasında bir yığın münasebet kuruyordu (A. H. Tanpınar). || Münasebet düşürmek (veya getirmek), sırasını getirmek: Bundan başka, münasebet düştükçe kabineye girilmeyeceği ve yüksek makam ve memuriyetler kabul olunmayacağı hakkında… (Atatürk). |J Münasebete girmek, ilişki kurmak: öyle biriyle münasebete girmek doğru mu? || Münasebeti kesmek, ilişki kalmamak: Ailesiyle münasebetini kesmişti (A. H. Tanpınar). || Münasebette bulunmak, ilişkisi olmak: Memlekette münasebette bulunduğu adamlar ve seçmeydi (Sabahattin Ali). || Ne münasebet, «imkânsız, asla, öyle şey mi olur» anlamında kullanılır: Hayır, ne münasebet? Şirket tasviye edilir mi hiç (A. H. Tanpınar).

— Esk. Kat-ı münasebet, her türlü ilişkiyi kesme: Bu 6 madde İstanbul ile katı münasebete ait emirdir (Atatürk).

— Fels. İki şey arasındaki karşılıklı ilgi.

— Istat. Sanayi münasebetleri, çeşitli İktisadî sektörler arasındaki münasebetleri tablolar yardımıyle açıklığa kavuşturan a-naliz metodu.

4 Münasebettir veya münasebetdar blş. sıf. Esk. İlgisi olan, yakın ilgili.

+ Münasebetiyle zf. Dolayısıyle: İtalyan kuvvetlerinin Batum tarikiyle Kafkasya’ya gelmesi mukarrer ise de İtalya’daki ve Kafkasya’daki ahval-i dahiliye münasebetiyle bu kararın tatbikinden korkuyorlar (Atatürk). [M]

MÜNASEBETL1 sıf. (münasebet’ten müna-sebet-li). İlişkisi olan, bir şeyle ilgili. {| Akla uygun, yakışık alan, makûl.

— DEY. Münasebetti münasebetsiz, gelişi güzel, yakışık alsın almasın, yerli yersiz. (M)

Yorum yazın