Mühür nedir

MÜHÜR veya MÜHR i. (fars. mühr). ü-zerinde bir kimsenin, bir kuruluşun âdmm veya sanının, tersine kazılı bulunduğu ve imza yerine geçen maden, lastik v.b.den yapılmış âlet, damga: Mektup, sâbık Mısır vâlisi tbn Ebî Serh’a olmak üzere Hazreti Osman tarafından muharrer ve onun mührüyle mahtum olup Muhammed bin Ebî Bekir Muhacirin ve Ensarm huzurunda mührünü fekk ile okumuş (Cevdet Paşa). Mühürün basıldığı yerde kalan iz. |j Başın üzerinde halka meydana getirecek şekilde toplanmış saç. || Kedinin damağında bulunan siyah nokta, ben. || Mühür basmak, mühürlemek. || Mühür kazmak, bir maden üzerine bir kimsenin, bir kuruluşun adını veya sanını ters olarak kazımak. || Mühür kazdırmak (veya kazıtmak), mühür yaptırmak. || Mühür mumu, üzerine mühür basılan ve balmumuyle reçineden yapılan, genellikle kırmızı renkli madde.

— ÇEŞ. DEY. Mühür gözlü, koyu renkte, iri ve beğenilen gözleri olan kimseler için kullanılır. |l Mührünü basmak, mühürlemek. Mec. Bir şeyin doğruluğunu kesinlikle onaylamak. || Mührünü yalamak, sözünden dönmek.

— TAR. TELM. Mühür kimde ise Süleyman odur, söz geçirme gücünün ancak makam sahiplerinin elinde bulunduğunu belirtmek için kullanılır.
— Esk. Mühr-bend, mühürlenmiş. Mühürle kapanmış. || Mühr-i cem (mühr-i fâm veya mühr-i hum), kadeh. || Mühr-dehân, ağzı mühürlü. Mec. Oruçlu. || Mühr-i nübüvvet, («Peygamberlik mührü») Hz. Muhammed’in kürek kemikleri arasmda bulunan ve Tanrı tarafmdan peygamberlik işareti olarak konulduğuna inanılan et beni: Cihan zîr-i ni-ginindir ser-â-ser hükm-i şer’inle / Sana mahsustur mühr-i nübüvvet ya Resûlallah (Nazim). || Mühr-i Süleyman. Bk. MüHRü SÜLEYMAN. || Mühr-i yezdan («Tanrı mührü»), kızlık zarı, erdenlik. || Vaz-ı mühr etmek, mühürlemek, mühür basmak.

— Ed. Esk. Mühür, divan edebiyatında sevgilinin ağzı. (Halk edebiyatmda mühür denince daha çok göz anlaşılır.)

— Huk. İmza yerine kullanılan mekanik i-şaret. (Bk. ANSİKL.) || Mühür fekki. Bk. ANSİKL.

— Tar. Mühri hümayun veya mühri şerif, Osmanlı devletinde padişahların tuğrasını taşıyan mühür. (Bk. ANSİKL.) || Mühri resmî, kuruluşlar adma kazdırılan ve bu kuruluşları temsil eden yetkililer tarafmdan kullanılan mühür. |j Mühri sadaret, sadrazam veya başvezir tarafmdan kullanılan mühür. |] Mühri zatî, kişilerin kendi adlarına kazdırdıkları, imza yerine kullandıkları mühür.

— ANSİKL. Arkeol. Mühür, Asyalı halklar tarafından bulundu. Damga* mühür ve silindir* mühür gibi türleri vaıdlr.

— G. santl. Mühürlerin sanat değeri şu niteliklere bağlıydı: 1. yazının çeşidi. Mühürcüler, kendi kişiliklerine göre belli yazı türlerinde ustaydı. Mühürlerde genellikle rik’a, sülüs, talik, divanî yazılar kullanılırdı; 2. yazınm istifi. Mühür yüzeyine belli bir i-fadenin bazen bir mısra veya beytin güzel bir görünüş içinde yerleştirilmesi, ustalık gerektiren bir çalışmaydı; 3. mührün kazıldığı madde. Mühür, çeşitli madenler ve değerli taşlar üzerine kazılırdı; 4. mührün taşıyıcısı. Mührün kazıldığı plakayı taşıyan kısım üzerinde de değişik nakışlar ve işlemeler bulunurdu.

— Huk. İmza yerine mühür kullanılabilmesi, Borçlar kanununa göre iki durumda söz konusu olur (md. 14/11). Bunlardan birincisi, tedavüle çök sayıda senet çıkarılması; İkincisi de örf ve âdetin mühür kullanılmasını uygun görmesidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununa göre imza yerine kullanılan mührün geçerli olabilmesi için, önce söz konusu kişinin okuma yazma bilmemesi ve mührün ihtiyar heyeti ile o yerde bulunan iki kişi tarafmdan tasdik edillnesi gerekir (md. 297). Ancak kanun bazı özel işlemler için imza yerine mühür kullanılmasını yasaklamıştır. Meselâ, el yazısıy-le yapılacak vasiyetnamede, vasiyetçinin imza atması gereklidir. Aynı şekilde, kıymetli evrakm da imzalanması gerekir.

• Mühür fekki (mührün kırılması), Türk Ceza kanunuyle (md. 274) düzenlenmiş bir suçtur. Kanunda devlet idaresi aleyhine işlenen suçlar bölümü içinde yer alır. Bir kimse, kanuna veya hükümetin emrine konulan mührü fekkederse cezalandırılır. Mühür fekkinin basit şekli, failin üç aydan iki yıla hapis ve kırk liraya kadar ağır para cezasıyle cezalandırılmasını gerektirir. Suçun ağırlaşmış şekliyse, faile bir yıldan dört yıla kadar hapis ve otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır para cezası verilir. Suçun taksirle işlenmesi durumunda ceza, otuz liradan yüz liraya kadar ağır para cezasıdır.

— Tar. Mührü hümayun. Osmanlı devlet idaresinde geçerli dört ayrı mühür vardı:

1. padişahın özel mührü. Zümrütten yapılmış yüzük şeklindeydi. Kare şeklindeki taşma padişahın babasmın ve kendisinin adını taşıyan tuğra hakkedilirdi. Mâliyeden padişaha verilen paralarla haraç ve armağanların tesliminde kullanılırdı; 2. sadrazama verilen mühür. Altından yapılır, zincirle boyuna asılırdı. Hazine odasının açılıp kapanmasında, padişaha sunulacak yazılı isteklerde kullanıhrdı. Maliye hâzinesi ve Def-terhanenin mühürlenmesi sırasında çavuşba-şı, sadrazamdan aldığı mührü kullanırdı. Sadrazam görevden uzaklaştırıbnca mührü hümayun geri alınıldı. Mühıü hümayunu verme ve alma işlemi kapıcılar kethüdası tarafından yapılırdı; ilk defa Keçecizade Fu-ad Paşa, sadrazamlığa getirilince (1861) kendi adma mühür hakkettirdi; 3. has odabaşı-sma verilen mühür. Altından yapılır, beyzl yüzeyinde tuğra bulunurdu. Sadrazamdaki mühür kaybolur veya sadrazam İstanbul’da bulunmadığı sırada azledilirse geçici bir süre kullanılırdı; 4. Haremi hümayun hazinedarlığını yapan kadın görevliye verilen mühür. Altından, beyzî yüzeyli ve tuğra-ltydı. (M)
MÜHÜRCÜ i. (mühür’den mühür-cü). Mühür kazıyan kimse.

— ansikl. Tar. OsmanlIlarda mühürcü’Ur, mühür hakketmeyi özel bir sanat haline getirmişti. Evliya Çelebi, mühürcüleri üçe ayırır: 1. Esnafı hakkâkan (kazıyıcılar esnafı). XVII. yy.da otuz beş dükkânda çalışan yüz beş kişiydiler. Pirlerinin, mezarı Ne-fir’de (Yemen) bulunan Abdullah Yümnî olduğuna inanılırdı. Seylân akiki ve firuze üzerine mühür kazırlardı; 2. Esnafı mü-hürkûnan (mühür yapanlar esnafı). Otuz beş dükkânda çalışan seksen kişiydiler, pirlerinin halife Osman olduğu kabul edilirdi. Murad IV devrindeki (XVII. yy.) ustaları Mahmud Çelebi, Rıza Çelebi, Ferid Çelebi idi. Bu yıllarda bir mühür için 100-500 kuruş ücret alırlardı; 3. Esnafı mühür-kûnanı sim heykel (gümüşten heykel şeklinde mühür hakkeden esnaf). Pirlerinin Ükkâşe olduğuna inanılırdı. Gümüş mühür ve çeşitli tılsımlar kazırlardı. Mühürcü olmak için mühürcüler kethüdası aracılığıyle padişahtan ferman alınması gerekiyordu. Atıf Efendi kütüphanesinde (Teberrular böl. nu. 792) mühürcü Mecid’in hazırladığı mühürleri basarak meydana getirdiği bir koleksiyon vardır. (M)

MÜHÜRCÜLÜK i. (mühürcü’ dtn mühürcülük). Mühürcü olma hali, mühürcünün yaptığı iş. (M)

MÜHÜRDAR blş. i. (fars. mühr ve dâr

> mühr-dâr’dan). Esk. Vezir, vali v.b. gibi aşamaca yüksek bir memurun mührünü taşıyan ve resmî evrakı mühürlemekle görevli maiyet memuru. || özel kâtip.

♦ Mühürdarlık i. Esk. Mühürdarın görevi. || Mühürdarın makamı. (M)

Yorum yazın