Model Nedir

Model Nedir
Değişik alanlarda değişik anlamlar içeren kavram.

FİZİK BİLİMLERİ

Fizik bilimleri alanında, her olay (cisimlerin düşüşü, gezegenlerin hareketi, elektrik akımlarının dolaşımı, ışığın yayılımı, atom elektronlarının hareketi, vb.) bir matematiksel modele dayanır. Bu model, ya bir matematiksel kendiliktir (maddesel nokta, noktalar topluluğu, yetkin düzeyler ya da küreler), ya bir denklemdir (yayılım denklemi, Schrödinger denklemi,Olım bağıntısı, vb.), ya da bir denklemler topluluğudur.
Belli tipten bir sorunu daha kolayca incelemek için, çoğunlukla, farklı bir bilim dalında bir. model kurulur; bu model açısından, hesaplar daha basit ya da deney daha kolaydır. Sözgelimi mekaniğin her sorununun bir elektrik modeli vardır ve bu modelle deneysel inceleme daha elverişli bir biçimde yapılır. Matematiksel model kavramı, iktisat alanını yavaş yavaş kaplamıştır. Önce, aritmetiğe dayanan ve işletmenin geçmişini fiş üstüne çıkarmayı sağlayan muhasebe modelleri ortaya çıkmıştır. Daha sonra, önceden kestirmeyi sağlayan çözümsel modeller kurulmuştur. Bunlar çok daha karmaşıktır ve yapılmaları için çoğunlukla “rakama dökülmesi” güç bir iş olan çok sayıda parametreyi göz önüne almak gerekir. Daha sonra da, ortaya konması bilgisayarların kullanılmasıyla olanaklı hale gelen yönetim modelleri kendini göstermiştir.

Bu modelleri kurmak için, gittikçe karmaşıklaşan bir sorunun çok sayıdaki verisini en büyük yalınlık ve etkililikle dile getirmeyi sağlayan (çoğunlukla bilgisayarlara özgü dildir bu) yeni cebir hasapları yaratmak gerekmiştir. Matematiksel model kavramı, işlemsel araştırmanın temelini oluşturur.

TOPLUMSAL BİLİMLER

Toplumsal bilimlerde model denince, araştırmalarını bir sistem haline getirebilecek bir tutarlılığı bu araştırmalara kazandırmak amacıyla bir araştırıcının gerçeği yalınlaştırması anlaşılır. Bir toplumsal bütünün yalınlaştırılmasının her zaman bir kurama bağlı olarak gerçekleştirildiğini unutmamak gerekir. Nitekim, aynı verilerden yola çıkarak farklı kuramlar ortaya koymak olanaklıdır.
Claude Lévi-Strauss, Anthropologie structurale’de (Yapısal İnsanbilim, 1958) şöyle yazar: “Temel ilke, yapı kavramının gerçekle değil de, bu gerçeğe dayanılarak kurulmuş modelle ilişküi olmasıdır.” Demek ki yapı, modeli aşan bir modeller modelidir. Daha sonra da şunları ekler: “Bir model, her şeyden önce.sistem özelliği taşır. Model, aralarından biri değişikliğe uğrayınca, bütün ötekilerin de değişikliğe uğramasına yol açan öğelerden oluşmuştur. İkinci olarak her model bir dönüşümler grubuna bağlıdır ve bu grupların her biri, aynı ailenin bir modelidir; böylece, bu dönüşümler topluluğu bir modeller grubu oluşturur. Üçüncü olarak, yukarda açıklanan özellikler, öğelerinden biri değişikliğe uğradığı zaman modelin ne gibi bir tepki göstereceğinin önceden kestirilmesini olanaklı kılar. Ayrıca modelin, işleyişi, bütün gözlemlenen olguları göz önüne alabilecek biçimde kurulması gereklidir.” Günümüzde toplumsal bilimlerin oluşturduğu alana, matematiksel modellerin ilk uygulanmaları, XVIII. yy’a kadar geri gider. Buffon’un ahlaksal aritmetik ya da Cordorcet’nin topluluk kararları üstündeki çalışmaları bunun örnekleridir. Günümüzde, toplumbilimin, toplumsal ruhbilimin ve etnolojinin bazı alanlarında matematiksel modellerin uygulanması, önemlidir. Toplumsal ruhbilimde, kanıların ve davranışların incelenmesi, önemli biçimselleştirme çabalarının ortaya konmasına yol açmıştır. Toplumbilimde, örgütler, toplumsal devingenlik, siyasal ve hukuksal kararlar, yayılma ve göç olayları incelenirken, matematiksel modellere sık sık başvurulur. Etnolojide ise, en eski toplumlardaki akrabalık sistemlerinin çözümlenmesi, önemli araştırmalara yol açmıştır.

KÜLTÜR MODELİ
Günümüzde sık sık kullanılan kültür modelini şöyle açıklayabiliriz. Kültür modeli, üyelerinin davranışları bir noktada birleştiği ve tutarlı, sürekli ve belirgin bir yaşam tarzı ortaya çıkardığı zaman bir toplumun kurumlannın edindiği biçimdir. Bir kültür modelinin, biçimiyle olduğu kadar işleviyle de tanımlandığım ve bu ayırt etmenin tamı tamma kuramsal olduğunu söylemeliyiz. “Model kurma”mn, insanoğlunun bir yaşam tarzı ortaya koymak istediği zaman karşılaştığı güçlükleri en aza indirmeyi sağlamasına yönelen bir süreç olduğunu üeri sürebiliriz. Sözgelimi, ağzma yiyecek götürmek gibi yalın bir olgunun kurala bağlanması, yaptırıma dayandırılmış bir davranış modelini açıklar bize ve biz bu modele uyduğumuz gibi, onu, bizden sonra gelenlere de aktarırız.

Bireysel davranış modelleri göz önünde tutulmadan, bir uygarlığı incelemek olanaksızdır. Toplumda yaşayan birey, grubunun kabul ettiği bir modeller sistemine uymayı öğrenir. Bir toplum, gündelik davranışları, büyük ölçüde birbirine benzeyen bireylerden oluşur. Ama hiçbir toplumda tam bir bağdaşıklık yoktur. Sözgelimi,davranışlarımızı farklı kılan bir cinsiyetler ayrımı ya da değişik davranışlara yol açan yaş farklılıkları vardır. Toplumsal, iktisadi, mesleksel durumlar da, belli bir toplumda, farklı davranışlara yol açan nedenlerdir.

Belli bir kültür modelinin, bu toplumu oluşturan ve onun içinde doğmuş olan kişilerin bireysel davranışlarındaki ortak öğelerin dile gelişi demek olduğunu ileri sürebiliriz. Model, araştırmacıya, gözlemlediği toplumlara ilişkin çözümlemesini tutarlı bir biçimde yönlendirmesi bakımından yardımcı olur.

Yorum yazın