Mitolojide Venüs Kimdir

Mitolojide Venüs Kimdir
Venüs, Eski Roma’da ekili alanlar ve bahçeler tanrıçası. Sonradan Yunanlıların Aşk ve Güzellik Tanrıçası Aphrodite ile özdeşleştirilmiştir.

Varro’nun (IÖ 116-27) yapıtlannda da görüldüğü gibi, Roma’nın ilk dönemlerinde henüz Venüs kültü ortaya çıkmamıştı. Eski takvimde Venüs’e adanmış hiçbir şenliğe rastlanmaması ve Venüs’ün flamen’inin (kendini tek bir tanrıya adamış rahip) olmaması da bunu doğrulamaktadır. Buna karşılık Latinler arasında Venüs kültü çok eski bir geçmişe dayanıyordu. Biri Lavini-um’da, öteki Latin kentleri şenliklerinin düzenlendiği Ardea’da olmak üzere en az iki tapmağı bulunan bu tanrıçaya tapınma zamanla Ardea’dan Roma’ya da geçti.

Venüs’ün Aphrodite gibi önemli bir tanrıçayla nasıl ve ne zaman özdeşleştirildiği bilinmemektedir. Ama bu özdeşleşmenin çok eskiye dayandığı kesindir. Roma’daki Venüs tapınaklarından birinin, Jüpiter için düzenlenen Vinalia Rustica şenliğinde (19 Ağustos) açılmış olması da bunu göstermektedir. Jüpiter ile Venüs baba kız olarak Yunan tanrıları Zeus ve Aphrodite ile özdeşleştirilince, Venüs aynı zamanda Dio-ne’nin kızı, Vulcanus’un karısı ve Cupido’ nun annesi olarak kabul edildi. Hem tanrılar, hem de ölümlülerle girdiği gönül ilişkilerini ve romantik oyunlarını anlatan efsanelere bağlı olarak, olumlu ve olumsuz yönleriyle kadınsı özellikleri temsil etmeye başladı. Daha sonra Venüs Verticordia olarak, kadınların iffetini koruyucu bir rol üstlendi. Ama Yunan tanrıçasıyla özdeşleştirilmesinin en önemli nedeni, ünlü Erycina (Eryx) Venüsü kültünün Roma’da kabul edilmesiydi. Doğu’da tapınılan bir ana tanrıçanın Aphrodite’yle özdeşleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan Erycina Venüsü kültünün Roma’ya gelişi, II. Pön (Kartaca) Savaşı’na (İÖ 218-201) rastlar. İÖ 215’te Capitolium (Capitolino) Tepesinde, İÖ 181’de de Colli-na Kapısı’nın dışında Erycina Venüsü için iki tapınak yapıldı, ikinci tapınak Eryx’teki-ne (bugün Erice, Sicilya) benzer bir gelişim gösterdi ve Romalı fahişelerin tapınma yeri durumuna geldi. Kurulduğu tarih olan 23 Nisan da dies meretricum (fahişeler günü) adını aldı.

Venüs-Aphrodite kültü, Julius Caesar’ın ailesi gens Iulia’nın siyasal hırsları sonucunda giderek önem kazandı. Aile, Eryx’teki tapınağın ve bazı efsanelere göre Roma kentinin kurucusu olan Aineias’ın oğlu Iulus’un soyundan geldiğini öne sürüyordu. Homeros zamanından başlayarak Aineias, Aphrodite’nin oğlu olarak kabul edilmişti. Böylece Iulius ailesi, tanrı soyundan gelmiş oluyordu. Başka yöneticiler de benzer biçimde soylarını tanrıçaya dayandırmaya çalıştılar. Bunlardan biri olan Gnaeus Pompeius, Venüs için Victrix (Zafer Getiren) adıyla bir tapmak yaptırdı (İÖ 55). Caesar’ m tapmağı (İÖ 46) ise Venüs Genetrix’e adanmıştı. Dolayısıyla Neron’un ölümüne (İS 68) değin tanrıça, daha çok Genetrix (Doğurgan Ana) nitelemesiyle anıldı. Iulio-Claudius soyunun tükenmesine karşın süren Venüs kültü, imparatorlar arasında bile önemini korudu. Hadrianus 135’te Roma’ da yeni bir Venüs tapınağı yaptırdı.

İtalya’nın yerli tanrıçalarından olan Venüs’ün, kendine özgü mitleri yoktu; dolayısıyla Aphrodite’ninkileri aldı ve onun aracılığıyla birçok yabancı tanrıçayla özdeşleşti. Bu gelişmenin belki de en dikkate değer sonucu, Venüs gezegeninin onun adını almasıydı. Gezegen önceleri Babil tanrıçası İştar’ın, sonra da Aphrodite’nin yıldızıydı. Aşk ve kadın güzelliğiyle ilişkilendirilmesi nedeniyle Venüs, güzel sanatların da gözde konularından biri olmuştur. Onu konu alan en ünlü yapıtlar arasında “Milo Venüsü” (Melos Aphrodite’si) adıyla bilinen heykel (İÖ y. 150) ve Sandro Botticelli’nin “Venüs’ün Doğuşu” (y. 1485) tablosu sayılabilir.

Yorum yazın